İzdiham dergisini hep çok severek okudum , okumaya devam edeceğim. İçeriği ,yazarları yazılanlar çok sağlam ,özgün. Her sayfası ayrı bir şey kattı bana tüm sayılarında . O kadar çok beğendiğim kısımlar ki hangisinden bahsedeyim bilmiyorum. Bir yazıda , çözümleyemediğim , düşüne düşüne bir hâl olduğum bir sorunun cevabını buldum . Ondan bahsetmek istiyorum.
Yazar Van Gogh’tan bahsetmiş. Kısaca Vincent Van Gogh ,  bir hayat kadını ile tanışır, adı Sien. Sien’i hamile bırakan adam , itibarı zedelenmesin diye onu terkediyor. Vincent, Sien ile evlenir , ona ve çocuğuna sahip çıkmak için, Sien’i ilgi duyduğu için değil. İtibarının , sanatçı kimliğinin
zedelenip zedelenmemesini önemsemez. Çünkü Vincent, “Zulmün ve insanın insana ihanetinin bir panzehri varsa , bunun fedakarlığın erdeminde gizli olduğunu bilir.” Bu cümle o kadar çok şey ifade ediyor ki… Zulümler ve ihanetler, insanların korkaklığından kaynaklanır. Çünkü korkak insanlar fedakârlık yapamazlar, onlarda öyle cesur bir yürek yoktur. Kaçarlar , yarı yolda bırakırlar, ihanet ederler. En önemlisi zulm ederler. Zulmederler deyince benim aklıma Hz. Ali’nin sözü geliyor ; “İnsanı layık olmadığı yere koymak zulümdür “. Bir insanla aranızda bir bağ varsa ve o kişinin sizden beklentileri ya da sizden yana umudu varsa, bir yola birlikte baş koyduysanız o insan için her türlü fedakârlığı yapmanız gerekir. Layık olduğu değeri vermeniz , yarı yolda bırakmamanız , onu incitmekten kaçınmanız, ne olursa olsun sevginizden mahrum etmemeniz sizin erdeminizden gelir, cesur yüreğinizden gelir. Korkak, erdemsiz ve yüreksiz insanlar bunu yapamaz, kaçar, ihanet eder, zulmeder. Eğer sevmeyi beceremeyecekseniz, sevginizi günden güne azaltacak, bir gün kaçıp gidecek, yarı yolda bırakacaksanız kimseyi sevmiş gibi yapmayın , umut vermeyin