Şehri bırakıp gitmeliydi.Nereye olursa olsun...Bu şehri bırakmalıydı.Dağlarda yatmalı,su başlarında garipler gibi su içmeli,köylerden ekmek dilenmeli,şehri görünce yol değiştirip koşa koşa kaçmalı,samanlıklarda yatmalı, dağlardan üzüm çalmalıydı.
O,dünyaya hayretle bakmaya doğmuştur.Hiçbir şey anlamadan şaşırmaya doğmuştur.Başını alıp yollarda dolaşmaya,insanlar neler yapıyor diye görmeye,görmemeye gelmiştir.
Sevişmeyecek olduktan sonra neden insanlar böyle birbiri içine giren şehirler yapmışlar?Aklım ermiyor. Birbirini küçük görmeye,boğazlaşmaya,kandırmaya mı?Nasıl birbirinden bu kadar ayrı,birbirini bu kadar tanımayan insanlar bu şehirde yaşıyor.