"Müzik zamanla ilgilidir," dedim. "Zamanı kontrol etmektir."
Lavtayı bıraktığında, bir an düşünceli göründü ve şuna benzer bir şey söyledi: "Bazen zamanı durdurmak istiyorum. Kimi zaman, mutlu bir anımda, kilise çanlarının bir daha hiç çalmamasını istiyorum. Bir daha hiç pazara gitmemeyi istiyorum... Ama hepimiz zamanın merhametine kalmışız. Aslında bütün teller biziz, değil mi?"
Artık mekanların insanlar için bir önemi yok. Odaklanılan şey, nerede olunduğu değil. Bugünlerde hiç kimse tam olarak bulunduğu yerde değil. En azından tek ayakları o uçsuz bucaksız dijital boşlukta.
"Benim adım Tom Hazard. Tom Hazard. Adım, Tom Hazard."
Bu isim bile o kadar çok şey ihtiva ediyor ki. Beni bu isimle çağıran herkesi, ismimi sakladığım herkesi içeriyor. Annemi, Rose'u, Hendrich'i, Marion'ı. Ama bir çapa değil. Çünkü çapa sizi bir yere sabitler. Bense hâlâ sabitlenmiş değilim. Sonsuza kadar bu şekilde hissederek hayatın içinde yelkenler fora gidebilmem mümkün mü? Gemilerin sonunda durmaları gerekir. Bir rıhtıma, limana, bilinen ya da bilinmeyen bir yarış yerine ulaşmaları gerekir. Bir yere varıp orada durmaları gerekir. Yoksa gemi olmalarının ne anlamı kalır? Hayatımda birçok farklı kişiliğe, birçok farklı role büründüm. Bir kişi değilim. Tek bedene toplanmış bir kalabalığım.
Nefret ettiğim ve taptığım insanlara dönüştüm. Heyecanlı dd oldum sıkıcı da; mutlu da oldum fazlasıyla hüzünlü de. Tarihin hem doğru hem de yanlış tarafında oldum.
Kısacası, kendimi kaybettim.