• - " (...) Bu münakaşadaki başka bir klasik argüman, ahlakî mesuliyetle alakalıdır.
    Uzlaşmacılığa göre, bir kişi, meydana gelişi kişinin kontrolünün tamamen dışında olan yeterli sebeplerle [vukuu] garanti edilen bir eylem için pekâlâ ahlâken sorumlu (ve ahlâken yanlış eylem durumunda ise suçlu) tutulabilir.
    Bu, diğerlerine akıl almaz gözükmektedir ve dolayısıyla onlar, eğer insanları eylemleri için ahlâken mesul tutacaksak, libertarian özgür iradeyi tasdik etmemiz gerektiğini düşünürler.
    Bu argümanın, bir kilitlenme noktasına eriştiğini söylemek muhtemelen insaflı bir değerlendirme olur. Uzlaşmacılar, belli şartlar altında, insanların, yeterli sebepleri daha o insanlar doğmadan önce var olan ve dolayısıyla onların kontrolünün tümüyle ötesinde kalan eylemler için mesul tutmanın mükemmelen makûl olduğunu göstermek için girift karşı argümanlar geliştirdiler. Libertarianlar ise bu argümanları inandırıcı olmaktan uzak bulmaktadırlar, fakat hiçbir taraf diğerini ikna edememektedir..."

    (William Hasker, İnsanın Özgürlüğü ve Kötülük Problemi, Tercüme: Fehrullah Terkan, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 53:1 (2012), ss.183-198)
  • - " (...) Elbette, diğer bütün olaylarla ilişkisinden bağımsız olarak salt kendi içinde ele alındığında, böylesi her bir vak'anın Tanrı’nın arzuladığı vaka olması gerekmiyor.
    Ama yine de her ne kadar kötü veya trajik olursa olsun meydana gelen her olayın, Tanrı’nın tam olarak meydana gelmesini istediği şey olduğu hususu doğrudur ve Tanrı, o olayın meydana gelmesini garanti etmek için zorunlu olan her ne adım varsa atmıştır.
    Ve belki de bu argümanlar bile, mesele hakkında gerçekte nasıl düşündüğümüzü değiştiremezler..."

    (William Hasker, İnsanın Özgürlüğü ve Kötülük Problemi, Tercüme: Fehrullah Terkan, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 53:1 (2012), ss.183-198)
  • - " (...) Uzlaşmacı özgür irade görüşü, çağdaş filozoflar arasında önemli ölçüde bir geçerliliğe sahiptir. Dahası, bu görüş, Tanrı’nın takdirinin meydana gelen her şeyi belirlediğini ileri süren güçlü bir ilahî hükümranlık görüşünü sürdürmek isteyen teologlara da cazip gelmektedir. Diğer taraftan, Hıristiyan filozofların ekseriyeti, bu görüşü reddetmekte ve libertarian bir özgür irade anlayışında ısrar etmektedirler. Bunun bir sebebi, uzlaşmacı anlamda özgür iradenin, kötülük problemine karşılık vermede hiç yardımcı olmadığıdır. Aslında bunun, kötülük problemine aklen anlaşılabilir bir cevap vermeyi imkansız kıldığı da ileri sürülebilir. Libertarian özgür irade anlayışına göre, Tanrı’nın hem yarattıklarına özgür irade kabiliyetini lütfetmesi ve hem de aynı zamanda onların bu kabiliyeti kullanımlarını asla kötülüğü seçmeyeceklerini garanti edecek tarzda kontrol altına alması imkansızdır. İşte bundan ötürü, kötülüğün (tam olarak ahlâkî kötülüğün) varlığı, Tanrı’nın mükemmel iyiliği ile bağdaşmaz değildir. Fakat uzlaşmacı görüşe göre, Tanrı’nın özgür insanlar yaratması ve onların özgür olarak daima iyiyi seçeceklerini garanti etmesi her bakımdan mümkündür; [bu amaçla] O’nun yapması gereken, o insanları yaratmak ve eğer zorunlu olursa, onların baskın arzularını, asla ahlâken yanlış bir şeyi yapma tercihine yol açmayacak şekilde etkilemektir. O zaman sormak durumundayız: Tanrı, özgürlüklerini hiçbir şekilde ihlâl etmeksizin, her zaman sadece iyi olanı yapan insanlar yaratabilecekken, insanları büyük kötülükler işleyecek tarzda yaratmayı neden bilerek tercih etti?.."

    (William Hasker, İnsanın Özgürlüğü ve Kötülük Problemi, Tercüme: Fehrullah Terkan, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 53:1 (2012), ss.183-198)
  • - " (...) Uzlaşmacı görüşe tezat teşkil eden libertarian (özgürlükçü) görüş, en mühim anlamıyla, kişinin yapmayı en çok arzuladığı şeyi yapabilmesinin, bir fiilin özgür olması için yeterli olmadığı konusunda ısrar etmektedir.
    Buradan başka sorular da çıkıyor: Kişinin gerçekte arzu ettiği ve yaptığı şeyden başka bir şey arzu etmesi ve yapması gerçekten mümkün müydü? Eğer bu mümkün değildiyse, libertarianlara göre, o kişi gerçekten özgür değildir. O kişi, haricî kısıtlama ve zorlamaya maruz kalmamış olabilir; fakat bununla birlikte o, arzularının ve ayrıca nihaî olarak o arzularının nasılsa öyle olmalarını tayin eden her ne ise, o şeyin kontrolü altındadır. O kişinin gerçekten özgür olması için, onun ya söz konusu eylemi icra etmesi veya ondan kaçınmasının gerçekten mümkün olması gerekir; birini veya diğerini yapmak, tamamıyla onun gücü dahilinde olmalıdır.
    Fakat bu iki yönlü kabiliyet, uzlaşmacı anlamdaki özgür irade tarafından garanti edilmemektedir.
    Ancak, şurası kabul edilmelidir ki libertarianlar, bütün eylemlerimizin bu anlamda özgür olduğunu düşünmeyeceklerdir. Tercihler, saiklerle icbar edilmektedir ve belli bir şekilde eylem yapmamız için zorlayıcı bir sebep olduğu ve yapmamak için hiçbir sebep bulunmadığı zaman, eylem kaçınılmaz olabilir.
    Bu durumda, libertaryan özgür tercih, en iyi şekilde, iki illetten (veya illetler kümesinden) birinin diğerine açıkça galip gelmediği bir durumda, hangisinin baskın çıkacağıyla ilgili bir tercih olarak anlaşılmaktadır..."

    (William Hasker, İnsanın Özgürlüğü ve Kötülük Problemi, Tercüme: Fehrullah Terkan, Ankara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi 53:1 (2012), ss.183-198)
  • Şöyle ya da böyle her ilişki bitmek zorunda. Ömür boyu garanti diye bir şey yok. Güneşin batışını görmekten üzüntü duyduğun için doğuşunu izlemekten zevk almayı reddetmek gibi bir şey bu.