M. Tesla, bir alıntı ekledi.
21 Nis 02:07

Gazneli Mahmud'un himayesindeki bilim insanlarına söylediği
"Şanslı olmak istiyorsan, uğraştığın bilime göre değil, benim arzularıma göre konuş."

Doğunun Bilim Güneşi - İbni Sina, Vera Aleksyevna Smirnova (Sayfa 137 - Etkin Yayınevi - Çeviren: Ardıhan Korkmaz)Doğunun Bilim Güneşi - İbni Sina, Vera Aleksyevna Smirnova (Sayfa 137 - Etkin Yayınevi - Çeviren: Ardıhan Korkmaz)
Nur Banu, bir alıntı ekledi.
24 Şub 01:03 · Kitabı okuyor

1312. ve 1313. beyitler
Nihayet gün Türk'ü, altın kalkanını gösterip gece Hindu'sunun başını kılıcıyla kesince...

Ertesi gün olup bu gururla dolu olan dünya, güneş kaynağından nurlanınca...

°°°°°°°°°°
Nurlanmak, Allah'ın bilgisi/varlığından pay almak ya da haydi aydınlanmak diyelim, İslam'ın demek haddime değil, ama İslam düşüncesinin temellerinden gibi görünüyor.

Nur varlığa, karanlık yokluğa/yoksunluğa işaret eder ve bu yüzden gündüz ve geceye ithafla kurulu ıstılahlar, bu tür eserlerde, yazıldığı dönem (mesela 12.-13. yy) kimlerin nasıl algılandığını bizlere gösterir. Gün olan Türk, İslâm ile aydınlanmış ve "var" olmuştur. Hak dinin ışığından yoksun ve karanlıkta kalan Hindu ise "yok" olmaya, aydınlık tarafından fethedilmeye mecburdur. Tabii bu felsefi yapıdan öte tarihi bir yorum da getirilebilir bu beyitlere. Eserin yazıldığı dönem Hindistan fatihi Mahmud-ı Gaznevî'ye hiç uzak bir zaman dilimde değil. Kitabın muhtelif yerlerinde de Gazneli Mahmud'a ve onun hikâyelerine sıkça rastlıyoruz. İlk beytin de buna dayanması oldukça makul gözüküyor.

Bunlar belki benim aşırı yorumlarımdır. Belki de hepsi zaten şerhlerde daha ustaca ortaya konmuş, ben sadece eksik bilgilerimle onları tekrar ediyorumdur. Sonuçta Allahualem.

Mantık Al-Tayr, Feridüddin Attar (Sayfa 90)Mantık Al-Tayr, Feridüddin Attar (Sayfa 90)

Sadakat Ile Ilgili Bir Köşe Yazısından Alıntıdır...
"...Hazreti Ebubekir’e (ra) sormuşlar: “Muhammed (asm) Mi’raç’a çıktım” diyor. Sen ne diyorsun? “O’ söylemişse, doğrudur.” demiş. İşte sadakatin tarifi…

Konu sadakat olduğu için misalleri çoğaltmakta fayda mülâhaza etmekteyim, şöyle ki: Gazneli Mahmud, bir gün, vezirlerini imtihandan geçirir. Elindeki kıymetli mücevherin değerini öğrenmek için vezirlerine sorar. Hepsi, “Paha biçilmez” olduğunu söyler. Bunun üzerine hepsine teker teker: “Bu mücevheri kır” diye emreder.

Onlar da: “Bu paha biçilmez bir cevherdir, onu kırarsak sana kötülük etmiş oluruz. Bu kötülüğü sana yapamayız.” meâlinde cevap verirler. Sultan Mahmud hepsinin sözünü beğenir ve mükâfatlandırır. Sıra en sadık bendesi Eyaz’a gelir. Ona da değerini sorar; çok değerli olduğu cevabını alır.

Bunun üzerine: “Onu kır” diye emreder. Ezar hiç tereddüt etmeden mücevheri yere atıp kırar. Herkes şaşkınlıkla ona bakar ve “Ne yaptın Eyaz, bu kadar kıymetli bir cevheri nasıl kırdın?” diye sitem etmeleri üzerine şöyle der: “Evet bu mücevher çok değerliydi, ama padişahın emri daha da değerlidir. Onu kırmaktansa, bu mücevheri kırdım. Bu cevabı çok beğenen Gazneli Mahmud şöyle der: “Sadakat imtihanını Eyaz kazandı ve en büyük hediyeyi hak etti” demiş..."

Rojhilat Recep As, bir alıntı ekledi.
 19 May 2017 · Kitabı okudu · İnceledi

Sultan Gazneli Mahmud'un yakınındaki görevlilerden bazıları, Hasan-ı Meymendî'ye şöyle sordular:"Bugün sultan, falan konuda size ne​ söyledi?" Meymendî "Ne söylediğini bilmiyor musunuz?" deyince, "Nereden bilelim, size söylediği her sözü biz söyler mi?" dediler. Meymendî dedi ki,"Benim sır sakladığımı bilmese bana da söylemezdi. O halde niçin soruyorsunuz?"

Gülistan, Şeyh Sadi Şirazi (Sayfa 142 - Kapı Yayınları)Gülistan, Şeyh Sadi Şirazi (Sayfa 142 - Kapı Yayınları)
Derya Yalınkılıç, bir alıntı ekledi.
05 May 2016 · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 9/10 puan

Firdevsi
Firdevsi eserini Gazneli Mahmud'a sunuyor ama Sultan için "Melik-tâzi-guyend", "barbar dili konuşan hükümdar" diyor. Sultan da Şehname'nin inceliğini ve güzelliğini hakikaten anlamıyor, Firdevsi'ye düşük bir bahşiş veriyor. Şair saraydan kızgınlıkla çıkıp o parayı bir tellağa bahşiş olarak veriyor ve Gazneli Mahmud için ağır bir dörtlük yazıyor. Onu sonradan Figani çaldı ve Parganalı İbrahim Paşa'ya kullandı.
"Du İbrâhim âmed bed'in cihân/Yeki but-şikest şod yeki but-nişân", "Bu dünyaya iki İbrahim geldi/Biri put yıkar, biri put yapar." Firdevsi; Gazneli Mahmud'un asıl adının İsmail olması dolayısıyla, Hz. İbrahim'in babası olmasına telmihle hicvetmişti onu.

Türklerin Tarihi, İlber OrtaylıTürklerin Tarihi, İlber Ortaylı
Sergen Özen, Derin Tarih - Sayı 43'ı inceledi.
08 Oca 2016 · Kitabı okudu · 9/10 puan

1.Dünya harbi sonrasında ortaya çıkan antlaşmalara baktığımızda;
Almanlar'ın Versay'ı
Avusturya'nın Sen Jermen'i
Bizim de Sevr'imiz vardır. İnkılap tarihi ders kitaplarında yurdun işgalini gösteren haritanın bir kısmı ingiliz - fransız, bir kısmı İtalyan - yunan işgali altında bir "antlaşma" olarak göz önüne serildiğini; Sevr'in vatanın ve milletin bütünlüğünü hiçe sayan; Bu milleti sırtından hançerleyen antlaşma olan Lozan'la kurtuluşa erdiğini zannedenler tarihin derinlikleriyle ne kadar âlakadar olabilirler?
Mehmet Çelik'in kaleminden şu satır başı, 7 sayfalık yazısını açıklamakta:
"Lozan antlaşması, Sevr'in yani Osmanlı'nın tasfiyesinin resmî, hukukî ve siyasî belgesidir.
Sevr bir parçalama projesi, ondan üç yıl sonra imzalanan lozan ise parçalanmanın resmen ve hukuken uygulamaya geçirilmesidir.
Gazi'nin nutuk'unda da defalarca "proje" dediğini öğreniyoruz dergide.
Bir başka deyişle Sevr, kâğıt üzerinde imzalanmış ancak onaylanmamıştır. Başta sultan Vahdettin olmak üzere Meclis-i Mebusan tarafından da projenin tasdik edilmediğini öğreniyoruz.
Dergide Sevr çeşitli tarihçilerin görüşleriyle dosya haline getirilmiş.
Tarihte bir 'yalan efsane' olan Sevr anlaşmasının bilinmeyenlerini bu dergide bulacaksınız...
Onun dışında Gazneli mahmud'un babası tarafından yazılan Pendname'nin bugünün liderleri için bile eskimemiş olan nasihatlerini göreceksiniz.
Bir tarih Dergisi ne kadar okunur bilemem ama benim için önemli olan, düşüncelerimin düğümlerini atıp, buraya derleyerek yazmak. İnsan yazdığı zaman, okuduğundan daha iyi kavrıyor çünkü.