Rüzgâr Gülü,
Yok, olmaz... Seninle aynı yolu yürüyemeyiz. Ben sana eşlik edecek doğru yol arkadaşı değilim. Benimle yürüyenlerin ayaklarına çiçekler değil, dikenler batar. Yolum dümdüz uzanan yollar gibi değildir; virajlıdır, yorgundur, yer yer karanlığa sapar. İnsan bir süre dayanır belki ama sonra yürüdüğü yolun ağırlığı omuzlarına çöker. Ben bunu biliyorum, çünkü ardımda bıraktığım izlere dönüp baktığımda hep aynı sessizliği görüyorum.
Benim mevsimime güneş pek uğramaz, Rüzgâr Gülü. Gökyüzüm uzun zamandır bulutlarını toplamayı unuttu. İçimde yıllardır iyileşmeyen duygular taşıyorum. Kangrene dönmüş yaralar gibi duruyorlar orada; ne kesip atabiliyorum ne de onlarla yaşamayı öğrenebiliyorum. Her gün biraz daha içime işliyor, biraz daha zehirliyor beni. İnsan bazen acısına alışıyor sanıyor ama alışmak başka, onunla birlikte çürümek başka şeymiş. Ben bunu çok geç öğrendim.
Bu yüzden sen yoluna başka bir mevsimde devam et. Ben senin için karanlığım; sen ise benim gözlerimi kamaştıracak kadar aydınlıksın. Senin içinde filizlenen umutları, benim kuraklığıma emanet etmek istemiyorum. Çünkü umut da bir çiçek gibi; yanlış iklimde açmıyor, açsa bile uzun yaşamıyor. Sen baharı hak eden birisin, bense hâlâ kışın içinde kaybolmuş bir yolcu.
"Deneyelim" deme. Çünkü bir zamanlar buna ben de inandım. Birinin sevgisinin mevsimimi değiştirebileceğini sandım. O da güneşe aldanıp gelmişti. Ufukta gördüğü birkaç ışığı bahar sanmıştı. Oysa ışık başka şeydi, sıcaklık başka. İklimim yaşatmadı onu. Elimde kalan tek şey fırtınanın gürültüsü oldu. Şimdi aynı hikâyeyi bir kez daha yazamam. Bir başkasının gözlerinde sönen ışığı izlemek kadar ağır bir şey yokmuş.
Bu yüzden git demiyorum sana; sadece durduğum yerin sana göre olmadığını söylüyorum. Çünkü sevgi bazen birini yanında tutmak değil,