Çünkü hayat, her zaman bir şeyleri eksik bırakır. Ve insan, o eksikliği tamamlamak için ömrü boyunca koşturup dururken, elinde kalan tek şeyin aslında kocaman bir 'az' olduğunu çok geç anlar."
İnsanı insandan uzaklaştıran şeylerin başında, verdiği emeklerin görülmemesi geliyor desem herhalde mübalağa etmiş olmam. Hem kendimden yola çıkıyorum hem de etrafımdaki insanları gözlemliyorum; insanoğlu teşekkür beklemese bile, karşı tarafın en azından o emeği fark etmesini, görmesini istiyor. Hatta bu farkındalıktan yoksun, hak etmediğini düşündüğümüz insanlarla aramıza mesafe koymaktan da hiç çekinmiyoruz.
Bu yapılan yanlış değil elbette; insan ilişkilerinde denge önemlidir. Fakat tam bu noktada aklımda bambaşka bir pencere açıldı.
Bizlere durmaksızın, sağanak sağanak ikramlarda bulunan ve biz görmediğimiz zamanlarda bile bu iyiliğini asla kesmeyen bir Zat var. Dönüp bakıyorum da; O'nun bizim için yaptıklarını görmekte ve hakkıyla teşekkür etmekte ne kadar da geç kalıyoruz...
Yazının başına dönecek olursam; insanı insana bu kadar yakınken birbirine yabancılaştıran o vasıf, yani "emeği görmemek ve nimeti takdir etmemek" hastalığı, bizi Allah'tan nasıl uzaklaştırmasın? Kulun kula yaptığı küçük bir iyiliğin görülmemesi kalpleri kırarken; her anımızı kuşatan ilahi nimetleri görmezden gelmek, bizi Yaradan'dan nasıl koparmasın? dedim kendime.
Sonra, daha bunları düşünebilme kabiliyetini bana lütfettiği ve hayatımdaki kalan tüm nimetleri fark ettirdiği için O'na hamdettim. Ve bir dua düştü kalbime:
Bu hamd, ömrümün kalan tüm günlerine yayılsın...
Biyografi okumaya her zaman önem vermişimdir. Çünkü insan, başkalarının hayatlarına misafir oldukça siyahla beyaz arasındaki gri alanları görmeye başlıyor. Emrah Safa Gürkan’ın da sık sık vurguladığı
"Sonra Allah’ım dedin, iki büklüm, “biliyorum her şeyi, her şeyi biliyorum ve şimdi çok zordayım.” Allah sesini duydu. Sen kendi sesine bile tahammül edemezken hem de."
Zamana hiç değer vermediği hâlde, her vakit, herkesten önce davranmak isteyen, sırasına razı olmadığı için de birbirini itiştirip geç kalan milletimiz, gene telaşla davrandı.