Ne Gam Bâkî Ne Dem Bâkî
"Geleceğe ah etme, geçmişini yad etme! Alacağın bir nefes,onuda berbat etme!"
Sayfa 101Kitabı okudu
Geleceğe ah etme/ geçmişini yad etme/Alacağın bir nefes/ Onu da berbat etme. Ömer Hayyam
Sayfa 115Kitabı okudu
Reklam
O gün Anadolu bozkırında var gücüyle savaşan bu millet, bugün üstüne ölü toprağı serpilmiş gibi teslimiyetçi ve gözünün önünde olan biteni görmez bir hale gelmiş.. O gün Atatürk gibi gerçek bir kurtarıcının peşinde canını veren bu millet, bugün küresel hakimiyetin adamlarını kurtarıcı sanacak kadar gerçekleri göremez olmuş. O gün umutları olan bu millet yaşadığı savaşlarda değil ama yaşatılan ağır krizlerde geleceğe dair taşıdığı umutlarını içinde eritip, 'sadece nefes almaktır yaşamak' diyecek hale gelmiş. Neler  oluyor bize? Uyanın be! Uyanın!.
Sayfa 88 - sen benim şarkılarımsın-Yiğit BulutKitabı okudu
yaşmaya deyerese ölüm guzel
Yokluğun buz gibi soğuk Uzaklardan bir ses olmanı isterdim, bir selam, bir nefes... 'Üşüme' diye seslenmeni isterdim... Bir el olmanı isterdim, bir kol... 'Özledim' deyip sarılmanı... En karanlık yerinde düşlerimin çıkıp gelmeni isterdim kınalı bir bahar gibi, umut ışığı olmanı isterdim hayatıma... Gelseydin ve yaslasaydım başımı omuzuna,
Sayfa 457 - özlem ve ölüm
Geleceğe ah etme, geçmişe yâd etme! Alacağın bir nefes, onu da berbat etme!
Sayfa 101 - Mecra Kitap, İnsan YayınlarıKitabı okudu
Geleceğe ah etme , geçmişini yâd etme. Alacağın bir nefes , onu da berbat etme !
Reklam
'Geleceğe ah etme, geçmişini yad etme! Alacağın bir nefes, onu da berbat etme!"
Kudemâ buyurmuşlar ki: "Geleceğe ah etme, geçmişini yâd etme! Alacağın bir nefes, onu da berbat etme!" Çok güzel değil mi? Bir de hakkını verebilsek!
Kudemâ buyurmuşlar ki: "Geleceğe ah etme, geçmişini yâd etme! Alacağın bir nefes, onu da berbat etme!"
Sayfa 93 - PdfKitabı okudu
Gerçekten doktorların umuda ihtiyacı var.
"Önünde rahat beş yılın var," dedi Emma. Emma nihayet bir rakam söylemişti, ama bir kâhinin edası ya da gerçek bir inananın kendinden emin tavrı yoktu halinde. Daha çok bir temenni gibi söylemişti. Tıpkı sözcükler yerine rakamlarla konuşan şu hasta gibi. Sanki benimle konuşmuyordu da, geleceğe hükmeden güçlere ya da kadere yalvarıyordu. Doktor ve hasta ilişkisi çoğu zaman kendine özgü bir ağırlık, bir otorite barındırsa da, bazen de-tıpkı şu andaki gibi, birbirine sarılıp uçurumdan aşağı bakan iki kişiden ibaretti. Görünen o ki, doktorların da umuda ihtiyacı vardı.
Sayfa 171Kitabı okudu
269 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.