Güçlü bir sezgiyle öğrenmiştim ve hak vermiştim
Asla uzaklaşmadan nefesinden.
Kan ter içinde küheylanlar bile daha azimli değil
Memleketi söz konusu olunca ondan;
Asla yorulmaz, yılmaz ve yıkılmaz.
O, güçlü bir imanın ta kendisi de ondan.
Cuma Selamlığına gitmek üzere Hünkârımın huzurundaydım. Masasının üzerindeki şurup rengi kristal vazoda taze kesilmiş laleler duruyordu. Dalgın bir şekilde laleleri seyrediyordu. Canı sıkkın gibiydi. Huzuruna varıp sordum:
"Hünkârım, canınızı sıkan nedir?"
Gözlerini lalelerden ayırmadan cevapladı:
"Lalenin hem dünyevi hem dini tarafı vardır. Dünyevi olarak bakılırsa kadehe benzer. Bir de lale kelimesinin harflerinin ebcet hesabında toplamı altmış altıdır. Aynı harfler Allah kelimesinde de vardır. Hilal kelimesinde de. Yani hepsinin ebcetteki sayı karşılığı altmış altıdır. Lale Allah'ın sembolüdür. Şair bir beyitte şöyle diyor:
Mazhar-ı ism-i Celal olmasa hakkâ lale,
Bulamazdı bu kadar rütbe-i vâlâ lale."
Yani 'Lale eğer Allah'ın ismini taşıyor olmasaydı bu derece yücelere çıkmaz, böylesine rağbet bulamazdı,' diyor şair."
Payitaht'tan rahmet elini çekti mi? Gökyüzünde yanan o altın kandil sönüyor mu? Övünmek için değil ama söyleyeyim satmadım ruhumu asla. Kara kış daha da güçlendirdi görev aşkımı ve sadakatimi.