• Bir vatandaş olarak sorumlu davranacaksam, bir sanatçı
    olarak da yarattığım kişilerin çılgın ve doğal çağrılarına uyarak,
    yeni demokrasinin başına dert açmama kaygısıyla kendine dönük bir yaşam sürdüren onca yurttaşımın üstüne çöken
    suskunluğu kırmak zorundayım. Gerek o günlerde, gerekse
    hâlâ taşıdığım inanç şudur: Kırılgan bir demokrasi, ardındaki
    acılar, kederler ve umutlar tüm kamuya açıklandığı vakit
    güçlenir. Kendi kendimize açtığımız yaraları gizlemekle, bu
    acıların yinelenmesini önleyemeyiz. Oyunu yazmaya başladığım
    vakit, kişilerim, nice Şili'li gibi, açıklayamadıkları pek çok
    soruyu kendi kendilerine sormaktaydı. İşkence edenlerle
    işkence edilenler aynı ülkede birlikte nasıl yaşayabilir? Baskı
    altında ezilen bir ülkede, insanlar konuşmaktan korktuğu
    sürece, yaralar nasıl sarılır? Yalancılık yerleşince,gerçeğe nasıl
    ulaşılır? Geçmişe tutsak olmadan, geçmişi nasıl canlı tutabiliriz!
    Gelecekte yinelenmesini göze almadan geçmişi nasıl
    unutabiliriz? Barış uğruna gerçek feda edilmeli mi? Söylentisi
    hiç dinmeyen geçmiş olayları ve gerçeği sindirmenin bedelinedir?
    Bu koşullarda tedhiş olayları önlenebilir mi? Acı çekenlerin
    karşısında, bizler ne denli suçluyuz? Ve belki de en büyük giz
    şudur: demokratik dengeyi yaratan ulusal birliği zedelemeden
    bu sorunları nasıl göğüsleriz?
  • / sevmek" dedim.
    "yoluna ölmek" dedi.
    "yol" dedim.
    alıp başını gitmek dedi.
    "gitmek" dedim.
    Bir "ahh" çekip "dostlardan ayrılmak" dedi.
    "dost" dedim.
    Durdu. Bana baktı. "dost" diye mırıldandı.
    "yüreğime nasıl koysam bilemediğim"dedi.
    "yürek" dedim.
    dünyaları içine sığdıramadığım" dedi.
    "dünya" dedim.
    "hayatın bir yüzü" dedi.
    "yüz" dedim.
    "ardında ne gizli bilemediğim" dedi.
    "giz" dedim.
    "hep çözmeye çalıştığım" dedi.
    "çalışmak" dedim.
    "bitmeyecek öykü" dedi.
    "öykü" dedim.
    "binlercesini içimde gizliyorum" dedi.
    "gizlemek" dedim.
    "işte her şeyin bitimi" dedi.
    "şey" dedim.
    "sevda" dedi.
    "sevda" dedim.
    "peşinden koştuğum" dedi.
    "koşmak" dedim.
    hayat bir maraton" dedi.
    "hayat" dedim.
    "öyle kısa ki!." dedi.
    "niçin kısa?" diye sordum.
    "yaşanacak çok şey var, zaman yok" dedi.
    "yaşanması gereken ne var?" diye sordum.
    "aşk" dedi.
    "kaç kere?" diye sordum.
    "bin kere" dedi, "milyon kere"
    "neden bir kere değil?" diye sordum.
    "önce ona varsan olmaz mı?" diye sordum.
    "keşke olsa" dedi, "ama önce yoğrulmak gerek"
    "acı çekmek mi?" diye sordum.
    "evet, aşk acısında yok olmak" dedi.
    "yok olunca!." dedim.
    "işte gerçek aşkta o zaman yaşamaya başlarsın" dedi.
    "gerçek aşk!." dedim.
    "büyük o!" dedi.
    Durdum. Durdum. Ve sustum!
    "neden sustun?" diye sordu.
    "yüreğim titredi sanki" dedim.
    "neden?" diye sordu.
    "bilmiyorum" dedim. "büyük o!"
    "evet." dedi, "büyük o!"
    "nerede?" diye sordum.
    "her yerde" dedi.
    "nasıl?" diye sordum.
    "yüreğini aç" dedi.
    "yüreğimi açmak!." dedim.
    "bir tebessümle bak her şeye" dedi.
    "tebessüm" dedim.
    "her kapının anahtarı" dedi.
    "kapı" dedim.
    "girmeden bilemezsin" dedi.
    "ya korku!" dedim.
    "bilinmeyenden korkar insan" dedi.
    "ben bilmiyorum" dedim.
    "neyi?" diye sordu.
    "ben’i" dedim.
    "sen kimsin?" diye sordu.
    "ben kimim?" diye sordum.
    "sevgiyle beslenensin" dedi.
    kimin sevgisiyle?" diye sordum.
    "büyük o’nun." dedi.
    Durdum. Durdum. Yine sustum.
    "kimsin?" diye sordum.
    "sen’im" dedi. //
  • 912 syf.
    ·14 günde
    Dünyada her şey birbirleriyle bağlantılı mıdır?
    Bir plan kurmak,bu planı uygulamak planın gerçek olduğu anlamına gelir mi?
    Ya yaşadığımız dünya tamamen bir komplo teorisinden ibaret ise?
    Komplonun komplo olması için bir gize mi ihtiyaç vardır?

    Umberto Eco'nun yazımı 8 yıl süren,ayrıntılı araştırma gerektiren, içinde bir çok kütüphaneye bedel bilgiler barındıran,500 yıllık bir serüveni anlatan Foucault Sarkacı bu soruları sormakla kalmıyor,sizi bir planın içerisine dahil ederek aynı zamanda cevapları da vermenizi sağlıyor.

    Kitap ,Bir filolog olan Casaubon'ın Paris'te bulunan Foucault Sarkacı'na gitmesiyle başlıyor. Sarkacı gözlemleye gelen,oradaki görevlilerden gizlenen Casaubon flash-back ile bizi geçmişe götürüyor. Casaubon ,Yayınevinde editör olarak çalışan Belbo ve Diotallevi ile tanışarak hazırlamakta olduğu bir tez için onlardan yardım istiyor,bir gizemin peşinden koşan üç arkadaşa bu konuda yardımcı olan biri daha var; Abulafia adında bir bilgisayar. Tabii bildiğimiz bilgisayar değil bu, şifreler çözen,şifreler oluşturan, mükemmel bir plan yaratan süper bilgisayar.

    "Gerçekten bir Plan varsa, başarısızlığa uğramak söz konusu değildir."

    Tez'den yola çıkarak bir gizemin peşine düşen üç arkadaş,kendilerini kontrol edemedikleri bir planın içerisinde buluyorlar.
    Komplolar ve Gizlerle dolu bir çok şey karşılarına çıkıyor;

    Kabbala,Tapınakçılar, Gül- Haç kardeşliği, Gizli Örgütler, Yuvarlak Masa Şövalyeleri, Haşhaşiler, Masonlar, Cizvitler..

    Haçlı Seferleri,2.Dünya Savaşı,Sağ-sol çatışması,Çarlık Rusya...

    Hitler, Newton ,Bacon, Hasan Sabbah, Shakespeare...

    Yahudiler, Hristiyanlar, Müslümanlar

    Kudüs, Mısır ,Paris, Milano...

    Mistisizm, Faşizm..

    ve daha bir çok şey.. İnanın bu saydıklarımın hiçbiri rastgele değil,hepsi birbiriyle bağlantılı..
    "her zaman, her yerde, her şeyle her şey arasında bağıntılar bulur; dünya ansızın, her şeyin her şeye yollama yaptığı, her şeyin şeyi açıkladığı bir akrabalıklar ağına dönüşür.."


    Kitap, toplam 10 bölümden oluşuyor. Eco Kabbala'da ki Sefirot Ağacından esinlenerek oluşturmuş bölümleri.Hayat ağacı anlamına gelen Sefirot Ağacı 10 kutsal sözden oluşuyor. Kabbala öğretisine göre Tanrı bütün kainatı Sefirot vasıtasıyla yaratmıştır.
    1. Keter (Taç)
    2. Hokhmah (Akıl, hikmet, bilgelik)
    3. Binah (Anlayış)
    4. Hesed (Merhamet)
    5. Gevurah (Adalet)
    6. Tiferet (Güzellik)
    7. Nezah (Zafer)
    8. Hod (İhtişam)
    9. Yesod (Temel)
    10. Malkut (Krallık)

    Peki Foucault Sarkacı neydi?
    Kitaba da ismini veren Faucault Sarkacı, Léon Foucault tarafından dünyanın ilk defa kendi ekseni etrafında döndüğünü kanıtlayan bir tür deneysel bir düzenek.
    Sarkaç, düz dünyanın sonu diye nitelendiriliyor..

    Bilimin ve tarihin sentezlendiği,okunması için üst düzey bir alt yapı isteyen bir kitap Foucault Sarkacı. Bir kitap okumakla kalmıyorsunuz sadece, bir kütüphane devirmiş gibi hissediyorsunuz. Okuduğunuz her sayfada sürekli araştırma gereksinimi duyuyor,araştırdıkça öğreniyor,öğrendikçe sorguluyorsunuz.

    Ben de uzun zamandır tanışmak istediğim Eco ile Sarkaç yolu ile tanışmış oldum,benim için çok keyifli ve verimli bir okuma süreci oldu.14 günlük sürede okusam da hayatımın geri kalanında en az bir 14 defa daha okumam gerekecek,inanıyorum ki her okumamda daha çok keyif alacağım,gizlerle dolu bir dünyada kendimi daha iyi bulacağım.

    Kitabın dili olabildiğince akıcı, bana göre kurgusal olarak da gayet hızlı ilerleyebilir. Ancak kitabı okumaya gerekli bilgi donanımına sahip değilseniz,sözlük yardımı almadan ve araştırma yapmadan okumanız mümkün değil. Eğer okuyacağım her kitap beni bir üst seviyeye çıkarsın,her sayfa beynime bir darbe gibi insin diyenlerdenseniz, bence kitabı okumak için çok zaman kaybetmeyin,şimdiden keyifli okumalar diliyorum...
  • Erilmez yâre biyâr olmayınca
    Cihânın halkı ağyâr olmayınca

    Hakikât âlemine yol varılmaz
    Bu mülkten külli bizar olmayınca

    O vahdet bahrine kimse ulaşmaz
    Akup göz yaşı pınar olmayınca

    Müyesser olmaz ol yârin visâli
    Yolunda varı isâr olmayınca

    Bu dünya cifesin nefs iti komaz
    Gönülde azm-i didâr olmayınca

    Gönül cem' oluben Dost'a yönelmez
    Bu dünya kârı tarmar olmayınca

    Gönül Dost'a özenmez derdlü olmaz
    Bir ehl-i derde uyar olmayınca

    Gönüle dolmaz ol yârin hayâli
    Hayâl-i gayri yuyar olmayınca

    Gönül ayinesi pasdan silinmez
    Dilinde Dost tekrar olmayınca

    Gönül bu âşka her giz mahrem olmaz
    Tamam derde giriftar olmayınca

    Cihânda kimse âşkdan haz etmez
    Koyup namusu biar olmayınca

    Kişi bu âşk içinde gerçek olmaz
    Vefâ koyup cefakâr olmayınca

    Cefâsız kimse ermedi vefâya
    Gül olmaz bellidir har olmayınca

    Visâl-i şerbetine kimse kanmaz
    Yürek derd ile yanar olmayınca

    Kime kim zerre derdi yâver oldu
    Komaz âşkdan haberdar olmayınca

    Ko gitsin dertsizi hayvandır ol kim
    Yedilmez ana yular olmayınca

    Var evvel derdli ol ân'dan em iste
    Timar yok sana bimar olmayınca

    Sözünü ehl-i derdin etme inkâr
    Yolu bulmazsın ikrâr olmayınca

    Var Eşrefoğlu Rumî gibi sen de
    Dolanma vasl-ı dildâr olmayınca


    Eşrefoğlu Rumî
  • Öbür gün, evet, yalnızca öbür gün...
    Yarın öbür günü düşünmeye başlayacağım,
    Belki her şey olup bitecek; ama bugün değil...
    Hayır, bugün değil; bugün yapamam.
    Öznel nesnelliğimin şaşırtıcı inadı,
    Gerçek yaşamımın uykusu, araya girmesi,
    Sezinlemesi, bitimsiz bezginlik-
    Bütün dünyam bir tramvaya yetişme çabası-
    Öyle bir ruh o...
    Yalnızca öbür gün...
    Bugün hazırlanmak istiyorum...
    Hazırlanmak istiyorum kendi yarınım için, öbür günü düşünmek için...
    Sonucu belirleyecek olan bu.
    Halihazırda planlarım var, ama hayır, bugün planlama yok...
    Yarın planl yapma günüdür.
    Yarın dünyayı fethetmeye masama oturacağım;
    Ama ancak öbür gün fethedeceğim dünyayı...
    Ağladığımı hissediyorum,
    Apansız ağladığımı hissediyorum, derinden içime doğru...
    Bugün ne olup bittiğini bilmeyin, bu bir giz, söyleyemem.
    Yalnızca öbür gün...
    Çocukken her hafta Pazar günü sirki beni eğlendirirdi.
    Bugün bütün eğlencem çocukluğumdaki tüm hafta süren Pazar günü sirki...
    Öbür gün, bambaşka biri olacağım,
    Yaşamım zaferle taçlanacak,
    Zekamın bütün gerçek nitelikleri, iyi öğrenimim, uğraşım-
    Hepsi toplanacak bir araya herkese duyurmalı...
    Ama herkese sunulan boşa gidecek yarın...
    Bugün uyumak istiyorum, gerçek nüshayı yarın yapacağım...
    Bugün için, hangi gösteri yineleyecek çocukluğumu bana?
    Yarın bir bilet satın alabilirsem,
    Gerçek gösteri öbür gün çünkü...
    Daha önce değil...
    Öbür gün göstereceğim halkın karşısında yarınki kendimi
    Öbür gün bugün ben olmadığım görülecek sonunda.
    Yalnızca öbür gün...
    Sokak köpeği gibi uykuluyum.
    Gerçekten uykum var.
    Yarın size her şeyi söyleyeceğim, ya da öbür gün...
    Evet, belki de yalnızca öbür gün..Adım adım...
    Evet, adım adım..


    Fernando Pessoa
  • Sadece bir hayal kahramanı mı Arthur? Yoksa gerçekten yaşamış ve tüm dünyaya adını duyurmuş bir şövalye mi? Tam olarak açıklık kazanmamış bir giz var Arthur’un hikayesinde. Belki de bu gizemdir onu bu kadar çekici kılan. Hem tarihi hem de mitolojik bir kahraman… Belki hayal belki gerçek ama öyle bir öykü ki bu, herkese göre bir şeyler var. “Bu kılıcı taştan çıkaran kişi, tüm Britanya’nın hakimi olacaktır.”
  • Meğer minik bir yavrunun gözlerinde kâinatın sırrı giz
    liymiş.
    Bakıp çözülmezmiş, sadece dalıp gidilirmiş.
    Meğer avuçlarım onun elleri için kılıfmış.
    Meğer kollarım onun ilk eviymiş.
    Meğer sesim ona müzikmiş, hikâyeymiş, ninniymiş.
    Meğer dualar gerçek olurmuş.
    Meğer kalbim artık onun kalbiymiş. Onda atacakmış.
    Meğer büyümenin, öğrenmenin, çoğalmanın, yenilenme
    nin
    sonu yokmuş.
    Meğer yeryüzünde cennet varmış. Meğer mutluluk göz
    yaşları
    varmış. Meğer biri uyurken yapacak şeyinin kalma
    dığı,
    aklına bir şeyin gelmediği olurmuş.
    Meğer sevginin sonu yokmuş.