• Saat gecenin bir buçuğu (bugün günlerden ne?)

    Gözlerinden uyku akan bir taksinin içindeyim

    Geçip gidiyorum bütün hayatımı da seni de

    Başkent en pahalı örümceğini biriktiriyor

    Unutkanlık, acı, acılar, acılarımız

    Biliyorum sen kaldın bir de hayatım kaldı geride

    Eğlencenin (bayağı bir şölendi) ilerlediğini

    Bir karnaval tadıyla ilerlediğini

    Bir adamın bir öykü anlattığını, bir türkü söylediğini

    Bir kadının saat onda masadan kalkıp gittiğini

    Merkez kaymakamını, rejisör yardımcısını, Medet’i

    Ve sonunda içinde yirmi çocuk taşıyan bir minibüs gibi
  • Saat gecenin bir buçuğu (bugün günlerden ne?)

    Gözlerinden uyku akan bir taksinin içindeyim

    Geçip gidiyorum bütün hayatımı da seni de

    Başkent en pahalı örümceğini biriktiriyor

    Unutkanlık, acı, acılar, acılarımız

    Biliyorum sen kaldın bir de hayatım kaldı geride

    Eğlencenin (bayağı bir şölendi) ilerlediğini

    Bir karnaval tadıyla ilerlediğini

    Bir adamın bir öykü anlattığını, bir türkü söylediğini

    Bir kadının saat onda masadan kalkıp gittiğini

    Merkez kaymakamını, rejisör yardımcısını, Medet’i

    Ve sonunda içinde yirmi çocuk taşıyan bir minibüs gibi
  • "Nasıl da kaçmak geliyordu içimizden.Sadece gitmek ve geride bırakmak istiyorduk.Ben gittim,sen kaldın. Bazen gitmenin mi,yoksa kalmanın mı daha zor,daha hüzünlü,daha çekilmez olduğunu anlamamız için hayatın bize bunu bilhassa yaptığını düşünüyorum.İki seçeneğin de kurtuluş olmadığını anlamamız için."
  • Biliyorum sen kaldın bir de hayatım kaldı geride
  • Yazar: inci
    Hikaye Adı : Cennetim
    Link: #31089175
    Müzik Parçası : Sessiz Veda

    https://youtu.be/rsUwajVpDSI

    Hayatımın dengeleri değişmişti bir gecede.Artık kahvaltıyı yalnız yapar,balkondan tebessüm eden denizin manzarasını yalnız seyreder olmuştum.Alışverişe yalnız gider,kahvemi yalnız içer olmuştum.Bu kısır döngü içerisinde yalnızlığın ekseninde kalabaliklara değmeden dönüp dolasiyordum.Gece olunca hele etrafımdaki haneler sozlesmiscesine yüreğime "şakk...!" diye carparcasina kapatmıştı lambalarıni içine düştüğüm kuyudan habersiz.Yine kimsesiz,yine sensizlikle kalbim işgale uğramıştı.Geceme sadece cılız ve yorgun sokak lambaları eşlik ediyordu .Onlar gibi silik ,onlar gibi yalancı bir aydınlıkla avutuyordum kararan dünyamı .


    Yüreğim ona aitti ya.Eksiktim.
    Eksilmistim işte.İnsan kalbi olmadan yaşamını devam ettirebilir miydi? Bedenden ruh çekilince nafile yaşam çırpınışları .Kalbimi göğüs kafesinden alıp ,söküp gitmişti işte.Gidişiyle ona ait yaşam belirtisi gösteren her ne varsa hepsini de kendisiyle beraber pesinden sürüklemişti.Götürmüştü işte cehremdeki gülüşümü,adımlarıyla canlılık kattığı dolastigimiz mekanları,teneffüs ettiğimiz havayı ...Yaşayan her şey onun yokluğuyla ölümün o soğuk nefesini acı acı çekmek zorunda kalmıştı.

    Boğuluyordum onsuz.Yüreğimde esen soğuk ve sert iklime rağmen avutuyordum kendimi yokluğunu bir an olsun kabullenmeyerek.
    Yalancı gülücükler saciyordum etrafima.Hayatım kavuştuğu anlama damgasını vurmuştu bugün.Evet,1Temmuz ya bugün.Evliliğimizin 5.yıl dönümü.
    Sırdaşım,enisim,huzurum'la inşa ettiğimiz cennetin catisini yıllar önce bugün kurmuştuk.Moru sevdiğimi bildiğinden seçtiği mor renkli şık bir kutuya koyduğu gül kurusu yapraklar,el yazması mektup ve yüzükle kalbimin onsuz geçen gorunmez duvarlarını yıkmıştı."Cennetim olur musun"demişti bana.Allahım hayret etmiştim nasıl güzel bir tabir.Cennetimm...Faniligin tüm anlam kalıplarını aşan sinirlandirilamayan bir tarif.Ne güzel değil mi? İnsan sevdiğiyle guzellesirmis ya hani.Sevmek ne güzel, sevilmek ne güzel değil mi ? Birisinin gönlünde "biricik " olmak çok farklı gerçekten.Sevince tüm kurak çorak cöller varlığıyla cennet misali yesillige,suya kavusuyordu adeta.Sevince herkes gülümsüyordu,herkes neşe saçıyordu sanki.Ama yoksun şimdi.Gidisinle herkes yas tutmaya ,ağıt yakmaya başladi.Gözyaşları gürül gürül aktı seni gören göz'lerden ...

    Bugün 1Temmuz ya.Bak en sevdiğin fırında beşamel soslu tavuklu sebzeli yemekten yaptım.Çorba vazgecilmezin biliyorum.Canım bugün ne yapsam diye fikir istediğimde ,çorba olsun da başka bir şey istemem derdin.Hmm...Bir de kremalı pasta yaptım.Yemekten sonra çayı tatlisiz yemezsin sen şimdi.Hem bugün özel bir gün ya.Hanım ne gerek vardı ,seni sevmem için illa tek bir güne gerek yok ,'İlk günkü gibi seviyorum seni...' serzenislerini duyar gibiyim şimdiden.Bak masayı kurdum ,peceteleri,tabak ,çatal,
    bıçakları yerleştirdim.O kadar heyecanlıyım ki son dakikaya hiçbir şey kalmasın istiyorum.Hem akşama pek de bir şey kalmadı değil mi ? En sevdiğin ,giyince gözlerimin rengini ortaya çıkardığını söylediğin yeşil elbisemi giydim senin için.

    Akşam oldu.Hadiii nerede kaldin ?...Gözlerim kapıda.Içim içime sığmıyor adeta.Kalbimin carpintisiyla gök şak şak olup yarılacak neredeyse.Hadi lütfen gel artık.Kalbim bu bekleyislere daha fazla dayanamayacak yoksa.
    Pencereden yolunu gözlüyorum sürekli.O kadar varsın ki bende eve geldiğinde ilk karşılayan bakış ben olmak istiyorum.

    Allahım ne korkunç bir sessizlik.
    Hıçkırıklara bıraktı bekleyişlerim yerini..Öylece yığıldım masaya tüm daginikligimla.Çıkmasın diye biriktirdiğim gözyaşlarım masanın büyüsünü bozmaya niyetli.Tutamıyorum daha fazla kendimi,lütfen gel artık.Bu derin ve korkunç sessizliğe bir cevap verir misin? Beni bu sofrada bir başıma bırakma.Bak corban da soğudu.Sensiz hiçbir şey tat vermiyor.Su tat vermiyor.Yemek tat vermiyor.Ekmek tat vermiyor.Lokmalar boğazımda sıra sıra dizildi.Gel işte .Ne olur yalnız bırakma beni.Yüreğim toprağın altında,sensizliğin tabutunda bağırıp çağırıyor,duvarları yumrukluyor.Feryadimi duymuyor musun? Lütfen gel artık.Senin gidisinle ruhumun manzarası tüm kepenklerini indirdi senin olmadığın yalancı güzelliklere.
    Gözlerim kahramanı sen olmayan kitabın satirlarini okuyamaz oldu.Sen dururken bambaşka konulara yelken açıp kalbimin rotasını ceviren kitaplara dargınım bu yüzden.Lütfen gelir misin?..Yüreğimin denizinde çıkan fırtınaları dindirebilir misin gelişinle? Sığındığım limanım olur musun? Üzerime bastıran karanlıkları dağıtıp aydinlatabilir misin? Mecali olmayan hatiralarimiza yeniden "can" katar misin gelişinle? Sessizligime ses,sensizligime 'sen' olur musun? Acılar dinlenmeksizin sahlanmaya durunca;kaybolup gitmek,
    unutulmak istediğimde saklandigim duvarım olur musun?

    Ne beyhude çırpınış...Sen yoksun işte.Kalbim yalandan da olsa bu oyunu bugüne özel oynamak istedi.Yalancı bir rahatlık ,yalancı bir huzur...! Sensizliğin yorgunlugunda kalbim biraz istirahate çekilsin istedim ,çok mu ?! Yoksun işte.Mezarının başındayım.Yoktun ya zaman da durmuştu sensiz atmak istemiyordu bu şehir yorgun,bu şehir hüzünlü.Mezarından aldığım toprağı koklayıp yüzüme gözüme sürüp avucladigim birikmiş hatıraları ,birikmiş özlemleri serpistirdim bağrına.


    Gözümde tütüyorsun buram buram.Sevginle,hasretinle eriye eriye un ufak toprak oldum ben de.Sığındığın tabutun kapıları açılıp Cennet bahçesinin kapısına dönüştü birden.Açıldı kapılar..Dindi özlemler...El ele tutuşup beraberce inşa ettiğimiz cennetimizde güzellikleri adım adım yürüdük seninle...Kaybolan rengimiz geride bıraktığımız tatlı bir esintisiyle rengine kavuştu.Arılar yitirdiği ciceklerinin vuslatiyla sarmas dolaş.Cennet yamaçlarında dolaştık,cennet yamaçlarında gezindik baş döndürücü nimetlerin saskinligiyla. Ruhumuza uflenen mananin kanatlariyla zirvelere uçtuk usulca.Sen suskun...Bense cennetlere çevrilen yuvamizin hayaliyle bekleyislerin aşılmaz duvarinda öylece bitkin ,öylece yorulmuş örseledigim kapında hala gelişini bekliyorum ...
  • https://youtu.be/rsUwajVpDSI

    Hayatımın dengeleri değişmişti bir gecede.Artık kahvaltıyı yalnız yapar,balkondan tebessüm eden denizin manzarasını yalnız seyreder olmuştum.Alışverişe yalnız gider,kahvemi yalnız içer olmuştum.Bu kısır döngü içerisinde yalnızlığın ekseninde kalabaliklara değmeden dönüp dolasiyordum.Gece olunca hele etrafımdaki haneler sozlesmiscesine yüreğime "şakk...!" diye carparcasina kapatmıştı lambalarıni içine düştüğüm kuyudan habersiz.Yine kimsesiz,yine sensizlikle kalbim işgale uğramıştı.Geceme sadece cılız ve yorgun sokak lambaları eşlik ediyordu .Onlar gibi silik ,onlar gibi yalancı bir aydınlıkla avutuyordum kararan dünyamı .


    Yüreğim ona aitti ya.Eksiktim.
    Eksilmistim işte.İnsan kalbi olmadan yaşamını devam ettirebilir miydi? Bedenden ruh çekilince nafile yaşam çırpınışları .Kalbimi göğüs kafesinden alıp ,söküp gitmişti işte.Gidişiyle ona ait yaşam belirtisi gösteren her ne varsa hepsini de kendisiyle beraber pesinden sürüklemişti.Götürmüştü işte cehremdeki gülüşümü,adımlarıyla canlılık kattığı dolastigimiz mekanları,teneffüs ettiğimiz havayı ...Yaşayan her şey onun yokluğuyla ölümün o soğuk nefesini acı acı çekmek zorunda kalmıştı.

    Boğuluyordum onsuz.Yüreğimde esen soğuk ve sert iklime rağmen avutuyordum kendimi yokluğunu bir an olsun kabullenmeyerek.
    Yalancı gülücükler saciyordum etrafima.Hayatım kavuştuğu anlama damgasını vurmuştu bugün.Evet,1Temmuz ya bugün.Evliliğimizin 5.yıl dönümü.
    Sırdaşım,enisim,huzurum'la inşa ettiğimiz cennetin catisini yıllar önce bugün kurmuştuk.Moru sevdiğimi bildiğinden seçtiği mor renkli şık bir kutuya koyduğu gül kurusu yapraklar,el yazması mektup ve yüzükle kalbimin onsuz geçen gorunmez duvarlarını yıkmıştı."Cennetim olur musun ?"demişti bana.Allahım hayret etmiştim nasıl güzel bir tabir.Cennetimm...Faniligin tüm anlam kalıplarını aşan sinirlandirilamayan bir tarif.Ne güzel değil mi? İnsan sevdiğiyle guzellesirmis ya hani.Sevmek ne güzel, sevilmek ne güzel değil mi ? Birisinin gönlünde "biricik " olmak çok farklı gerçekten.Sevince tüm kurak çorak cöller varlığıyla cennet misali yesillige,suya kavusuyordu adeta.Sevince herkes gülümsüyordu,herkes neşe saçıyordu sanki.Ama yoksun şimdi.Gidisinle herkes yas tutmaya ,ağıt yakmaya başladi.Gözyaşları gürül gürül aktı seni gören göz'lerden ...

    Bugün 1Temmuz ya.Bak en sevdiğin fırında beşamel soslu tavuklu sebzeli yemekten yaptım.Çorba vazgecilmezin biliyorum.Canım bugün ne yapsam diye fikir istediğimde ,çorba olsun da başka bir şey istemem derdin.Hmm...Bir de kremalı pasta yaptım.Yemekten sonra çayı tatlisiz içmezsin sen şimdi.Hem bugün özel bir gün ya.Hanım ne gerek vardı ,seni sevmem için illa tek bir güne gerek yok ,'İlk günkü gibi seviyorum seni...' serzenislerini duyar gibiyim şimdiden.Bak masayı kurdum ,peceteleri,tabak ,çatal,
    bıçakları yerleştirdim.O kadar heyecanlıyım ki son dakikaya hiçbir şey kalmasın istiyorum.Hem akşama pek de bir şey kalmadı değil mi ? En sevdiğin ,giyince gözlerimin rengini ortaya çıkardığını söylediğin yeşil elbisemi giydim senin için.

    Akşam oldu.Hadiii nerede kaldin ?...Gözlerim kapıda.Içim içime sığmıyor adeta.Kalbimin carpintisiyla gök şak şak olup yarılacak neredeyse.Hadi lütfen gel artık.Kalbim bu bekleyislere daha fazla dayanamayacak yoksa.
    Pencereden yolunu gözlüyorum sürekli.O kadar varsın ki bende eve geldiğinde ilk karşılayan bakış ben olmak istiyorum.

    Allahım ne korkunç bir sessizlik.
    Hıçkırıklara bıraktı bekleyişlerim yerini..Öylece yığıldım masaya tüm daginikligimla.Akmasın diye biriktirdiğim gözyaşlarım masanın büyüsünü bozmaya niyetli.Tutamıyorum daha fazla kendimi,lütfen gel artık.Bu derin ve korkunç sessizliğe bir cevap verir misin? Beni bu sofrada bir başıma bırakma.Bak corban da soğudu.Sensiz hiçbir şey tat vermiyor.Su tat vermiyor.Yemek tat vermiyor.Ekmek tat vermiyor.Lokmalar boğazımda sıra sıra dizildi.Gel işte .Ne olur yalnız bırakma beni.Yüreğim toprağın altında,sensizliğin tabutunda bağırıp çağırıyor,duvarları yumrukluyor.Feryadimi duymuyor musun? Lütfen gel artık.Senin gidisinle ruhumun manzarası tüm kepenklerini indirdi senin olmadığın yalancı güzelliklere.
    Gözlerim kahramanı sen olmayan kitabın satirlarini okuyamaz oldu.Sen dururken bambaşka konulara yelken açıp kalbimin rotasını ceviren kitaplara dargınım bu yüzden.Lütfen gelir misin?..Yüreğimin denizinde çıkan fırtınaları dindirebilir misin gelişinle? Sığındığım limanım olur musun? Üzerime bastıran karanlıkları dağıtıp aydinlatabilir misin? Mecali olmayan hatiralarimiza yeniden "can" katar misin gelişinle? Sessizligime ses,sensizligime 'sen' olur musun? Acılar dinlenmeksizin sahlanmaya durunca;kaybolup gitmek,
    unutulmak istediğimde saklandigim duvarım olur musun?

    Ne beyhude çırpınış...Sen yoksun işte.Kalbim yalandan da olsa bu oyunu bugüne özel oynamak istedi.Yalancı bir rahatlık ,yalancı bir huzur...! Sensizliğin yorgunlugunda kalbim biraz istirahate çekilsin istedim ,çok mu ?! Yoksun işte.Mezarının başındayım.Yoktun ya zaman da durmuştu sensiz atmak istemiyordu; bu şehir yorgun,bu şehir hüzünlü.Mezarından aldığım toprağı koklayıp yüzüme gözüme sürüp avucladigim birikmiş hatıraları ,birikmiş özlemleri serpistirdim bağrına.


    Gözümde tütüyorsun buram buram.Sevginle,hasretinle eriye eriye un ufak toprak oldum ben de.Sığındığın tabutun kapıları açılıp Cennet bahçesinin kapısına dönüştü birden.Açıldı kapılar..Dindi özlemler...El ele tutuşup beraberce inşa ettiğimiz cennetimizde güzellikleri adım adım yürüdük seninle...Kaybolan rengimiz geride bıraktığımız tatlı bir esintisiyle rengine kavuştu.Arılar yitirdiği ciceklerinin vuslatiyla sarmas dolaş.Cennet yamaçlarında dolaştık,cennet yamaçlarında gezindik baş döndürücü nimetlerin saskinligiyla. Ruhumuza uflenen mananin kanatlariyla zirvelere uçtuk usulca.Sen suskun...Bense cennetlere çevrilen yuvamizin hayaliyle bekleyislerin aşılmaz duvarinda öylece bitkin ,öylece yorulmuş örseledigim kapında hala gelişini bekliyorum ...
  • Yüzükten Misal

    Kadın, adama bir yüzük verdi.
    Öyle bir yüzüktü ki bu;
    Adamın bir ömür boyu,
    Değil parmaklarında;
    Gönlünde taşıyacağı türdendi.
    Öylesine narin öylesine içtendi.
    Adam, aldı yüzüğü tereddütsüz,
    Bastı gönlüne teşekkülsüz.
    Yüzük;
    Tüm şekillerden soyutlanmıştı.
    Adamın gönlünde;
    Kavi bir özümsemeyle
    Kayıtlanmıştı...
    Adam,
    kadına bir şey veremedi!
    Öyle bir veremeyiş ki bu;
    Kadının bir ömür boyu
    Değil aşkında
    Belki hatırında bile olmayacağı türdendi.
    Adam,
    sordu kadındaki pembe tülbendi
    "Çok mu seversiniz tülbenddeki bu rengi?"
    Kadın,
    "Severim hem de çok." dedi.
    Öyle bir sevmekti ki bu...
    Adamın, kadına teslim oluşu,
    Kadının adamdan yüzüğü alışı gibi oldu.
    Yüzük, adamın gönlünde
    Erimişti iyice...
    Alması için yüzüğü kadının;
    Vermesi lazım kalbini adamın.
    Ve aldı yüzüğü kadın.
    Şimdi ise geride, ne gönül kaldı
    Ne de sen, kadın!
    Ne de sen kaldın!..

    Yûsuf Emre Şentürk