AhmetKaya
Bu yoldan dönenler oldu,
Mum gibi sönenler oldu,
Yar göğsüne baş koymadan;
Vurulup düşenler oldu.

Bir sen kaldın geride
Ah akıp gidiyor hayat
Yüreğim anlıyor seni

Artık susma yorgun demokrat.. .

Öykü Kankurdan, bir alıntı ekledi.
 08 May 13:44 · Kitabı okudu · Puan vermedi

“Nasıl da kaçmak geliyordu içimizden. Sadece gitmek ve geride bırakmak istiyorduk. Ben gittim, sen kaldın. Bazen gitmenin mi, yoksa kalmanın mı daha zor, daha hüzünlü, daha çekilmez olduğunu anlamamız için hayatın bize bunu bilhassa yaptığını düşünüyorum. İki seçeneğin de kurtuluş olmadığını anlamamız için.”

Bazen Bahar, Melisa Kesmez (Sayfa 74)Bazen Bahar, Melisa Kesmez (Sayfa 74)
Liliyar, bir alıntı ekledi.
02 Mar 07:14 · Kitabı okudu · Beğendi · 10/10 puan

Bir bileti yırtar gibi
Bir kabuğu atar gibi
Sıyrılıp gidiyorum işte
Geride kaldın sen

Gözleri İntihar Mavi, Yusuf Hayaloğlu (Sayfa 102)Gözleri İntihar Mavi, Yusuf Hayaloğlu (Sayfa 102)
* ilge, bir alıntı ekledi.
23 Şub 17:43 · Puan vermedi

"Fazla ileri gittin."
"Hayır. Asıl sen geride kaldın."

Sevilen, Toni MorrisonSevilen, Toni Morrison
Matelda, bir alıntı ekledi.
17 Ara 2017 · Kitabı okudu

Bugün Ne?
Saat gecenin bir buçuğu (bugün günlerden ne?)
Gözlerinden uyku akan bir taksinin içindeyim
Geçip gidiyorum bütün hayatımı da seni de
Başkent en pahalı örümceğini biriktiriyor
Unutkanlık, acı, acılar, acılarımız
Biliyorum sen kaldın bir de hayatım kaldı geride
Eğlencenin (bayağı bir şölendi) ilerlediğini
Bir karnaval tadıyla ilerlediğini
Bir adamın bir öykü anlattığını, bir türkü söylediğini
Bir kadının saat onda masadan kalkıp gittiğini
Merkez kaymakamını, rejisör yardımcısını, Medet’i
Ve sonunda içinde yirmi çocuk taşıyan bir minibüs gibi
ÇARPIŞTIĞIMIZI. Senin başın dönüyor, benim bir ayağım
basmıyor
Nasıl oluyor bütün bunlar nasıl oluyor?
Biliyorum tek bir güvercin onaylamayacak bunu
Tek bir sokak tek bir tezgâh tek bir saniye
Eksikliğe mi alışmışım ne? Mutsuzluğa mı yoksa?
Her şeyin ilk kez tam olmasını istiyorum da o mu olmuyor?
Neden kişi bir çiçek koparır gibi kaldırıyor da kadehini
Sonra kırgınlıkla vuruyor masaya elindeki sübyeyi?
Tek bir köpek onaylamayacak bunu tek bir Mayıs
Ne mi bugün? Perşembe. Sabah erken kalkmışım
Hazinenin serin ve ışıksız koridorlarından, Gelirler’den;
Kağıt hışırtısıyla dolu Bütçe’nin içinden
Bakanlık berberine selâm vererek
Gelmiş girmişim odama (seviyorum da bu odayı)
Evet girmiştim, şimdiyse seni ve hayatımı
Ne olduğu iyice kestirilemeyen bir parıltı gibi
Geride bırakarak gidiyorum. Nereye?
Yarın bütün bu ağaçları sulayacaklar
Ağaçların Afroditini anımsadım şimdi
O ağacın yanından geçerken gökyüzü ne derindi
Ama bugünkü gökyüzü onun Ayrılıkça’ya berbat bir çevirisi
Sen metinde her nasılsa üç satır atlamıştın
Ben de geçmişe çevirdim bütün gelecek zaman kiplerini
Böyle yetişmişim ben, içim götürmez kenarından azıcık
kesilmiş ekmeği
Hiç anımsamıyorum tam dolu olmayan bardaktan su
içtiğimi
Karnaval. Soytarılar. Maskelilerle birleştiriyoruz masamızı
Bizim payımıza düştü şölenin kaçınılmaz trafiği
Gülüşlerimiz nasıl da söndü galadan sonra sokağa atılan
çiçekler gibi
Ve şimdi: iki kere iki.
Kırdım, evet, seni. Ama kırmıştın beni
Hadi sadece kırılmıştım diyerek önleyeyim herhangi bir eleştiriyi
Kalbim, Kalbim! Söyle şimdi ne yapacağım ben bu kalbi?
Ne yaparım söyle daha da derine düşerse yaram

Ben sana rasladığım günlerde, hangi günlerdi onlar
Tuhaf şey bir günde değişiyor kişi
Senden öncesi öyle uzak ki anılar bile yok sanki
Geldin masaya oturdun ve hayatımı böldün bir milât gibi
Ve tavukçudaki hırslı Roma Valisi
Yani Pontus Pilatus birlikte kurduğumuz İsa’ları çarmıha gerdi
Ve sen üç satır atladın neden atladın
Tek bir kuş tek bir şapka tek bir çorap onaylamayacak bunu
Tek bir çiçek anlamayacak
Şu zambakgillerin akıl almaz işlerini
Tek bir insan anlamayacak
Fazıl’ı: İçi boşalmaya yüz tutmuş o şiir tankerini.
Ve Tahsin: Onu bir duygu taşaronu olarak ananlar olacaktır
Operada Cinayet imgesine uygun işler yaptı bu ikisi
Bense sessizce ayrılıp gittim yarasını kuliste saran bir soytarı gibi
Tavukçu benim için artık tavşanın suyunun suyu gibi
Sana gelince, ah sen yok musun sen
Bir daha raslar mıyım sana
Günlerin ne getireceği bilinmez ki

Ben bu şiiri yazdım barok biçimi
Her gün bir şiir yazacağım sana.

Takvim olsun bu: aşkımın takvimi

İşte sana sayfaların ilki

Üstü Kalsın, Cemal Süreya (Sayfa 99)Üstü Kalsın, Cemal Süreya (Sayfa 99)
Metin Özdemir, bir alıntı ekledi.
26 Kas 2017 · Kitabı okudu · Beğendi · Puan vermedi

Biliyorum sen kaldın bir de hayatım kaldı geride.

Üstü Kalsın, Cemal SüreyaÜstü Kalsın, Cemal Süreya