Bazı cümlelerin ağırlığı var içimde, pervasızca gelip kalbimin duvarlarına çarpan, görülmediğim yerde görünme çabasının kifayetsizliği ve buram buram yüreksizlik kokan yalancı sevgi elbisesinin ağırlığı...
Anlatamıyorum dolu dolu sevmenin yorgunuyum ve incelikle sevilmemenin düşmanı.
Biliyorum, zaman mefhumunu yitiriyor ve ben öylece yitip gitmenin seyrine dalıyorum.
Ve farkındayım, kayboluyorum. Kalabalıkların içinde yalnızlığımla el ele oraya varmaya çalışıyorum, neresi bilmiyorum, bulamıyorum. Anlatamıyorum, yol yorgunuyum. Üzerimde var olmanın o dayanılmaz hafifliği var. Başımı kaldırdığımda artık iç karartan bir gökyüzü.
Anlatamıyorum, azar azar ben olmaya tutunurken yok oluyorum.
Aynalara bakamıyorum, aynadaki itirafımdan korkuyorum. Kendimi gözlerimde öldürürken içimdeki kalabalığı dağıtamıyorum. Farkındayım ruhum ölü ve ceset kokusuna artık dayanamıyorum.
Gitme vaktimin geldiğini biliyorum, o zaman ben neyi bekliyorum?