Halil İbrahim kapan

Halil İbrahim kapan
gaziantep
22 okur puanı
Eylül 2014 tarihinde katıldı
“ Faili meçhul cinayetin prova öncesi “ …. Cesedime suni teneffüs yapılırken Yürek damarlarımda aşırı dozda rastlanılan Yalnızlığına inat Gözlerim hep aynı saatte “ Sana “ tehirli kalıyordu. Yokluğunun darağacında Bir şiiri kurban ederken Sesini yarsızlığıma yâr ediniyordum Yokluğunun kalabalığına yara kabul ediyordum. Gözyaşlarımda kurulamaya niyetlendiğim Bir kız çocuğunun kurak tebessümlerinde Can çekişiyordu birkaç kelebek. Tuzu eksik uykusuzluklarımdan Gözlerine firar ederken Her gece özlemine bedenimi tutuşurken Dua üstü yakalanıyordum. Ve faili meçhul tüm depremlerin enkazında Ayrılığa atıfta bulunan Tüm cinayetler üzerime kalıyordu. Oysa yüreğim, Kadavra hükmü zaptına geçirilse de Üşüyen damarlarımın Birkaç nefeslik hayat belirtisinde bile En çok gözlerine/ gülüşlerine rastlanıyordu. ….
Reklam
Faili meçhul cinayetler arasında kalmış , kendi cesedini aramaya koyulmuş, kazanan insanlar arasinda kaybedenleri arayan bir adamın hikayesi bu... Cinayetten önceki gün... Kazanmış insanların arasında kalan kendisinide kazanmış gibi hisseden ama asla kazanamayan bir insanim. Tek çareyi ölmekte arayan, ama ölmemiş sadece yıkıntı halinde bulunan enkazlar arasında yok olmayı bekleyen insanim. İçinde ki bütün duyguları alınmış elinde sadece nefret duygusuyla hayatta tutunan insanim. Umut ve vicdan arasında kalmış ve umudun birgün kurtaracagina inanmis insanim. Kendi yıkıntısından başka kaybedecek tek şeyi canı olan insanim... Cinayet günü... Kendi Yüreğindeki son kalan kişiliğini öldürmeye hazırlanan bunuda intihar süsü verecek olan kişiyim. Nefretle anlaşma yapan ve yaptığı anlaşmada ruhunu, nefrete satan insanım. Bu saatten sonra hicbirseyin duzelmiycegine inanan ama hala içinde yitirmedigine inandığı kazanmak duygusuna bağlı olan insanım. Ben inşası devam ederken inşa edenin düşünmekten bıktığı, oldum olası kendi yıkıntısından başka hiçbir şeyi olmayan yıkıntınin parçasıyim... Cinayet işlendiği günden sonra... Susmanin en büyük cevap olduğu ve sustukça bu dünyada kazanan insanlar arasında kalan kişiyim. Affetmenin erdem olduğu ve affedince güçlü olacağına inanan kişiyim. Bütün kaybettiklerini kazanmış olduğu güç duygusuna bağlayan ve onlara iyki vardılar diyebilme gucune erişmiş insanim. Benliğinden sıkılmış ama gayet rahat davranan ruhun sahibiyim. Bundan sonra rüzgar gibi esip , güneş gibi parildayim , deniz gibi mavi olmayi dileyen insanım. Kaybetmeyi göze alarak savaşmaya devam edecek insanim...
Benzemez insan dostlarıma/ Ağaçlar gölgesini esirgemez/ Güneş köpeğimden daha sadık/ Dizlerime sıçrar ellerimi ısıtır/ Karşılık beklemeden/ Hele kuşlar/ Avcılara bile kin beslemezler.” Oktay Rıfat'ın “Gün Sonu Konuşması” şiiri böyle biter. Mahsusmahal için aklımda harfler, kâğıda, dünyaya, insana her baktığımda, bu dizeler sözden önce halkalandı içimde. Kalbim, özgürlüğü elinden alınmış insanlara her gittiğinde bu dizeler benden önce vardı cezanın duvarlarına. Dokunan neydi bilmiyorum. Yaşama sevinci; doğanın insana bağışladığı büyük bilgi; insanın yarattığı incinme ve yalnızlığa, sevgisini yitirmeden yapılan sitem; bir iyilik duygusu; bize anlamanın ve sevmenin kapılarını aralayan olağanüstü alçakgönüllülük… Evet, insan dostlarımız ağaçlara, kuşlara, güneşe, yağmura, denize benzemiyor. Kendisi gibi düşünmeyene, kendisi gibi olmayana karşı akıl almaz bir önlem duygusuyla korkular geliştiriyor. Korku insanı masum bir yerde bırakmıyor. Eşiklerden başlayarak sokakları, öteki evleri, bütün bir kenti, giderek dünyayı bir yabancıya çeviriyor. Yabancı, içimizde mayalanan korkuyu, aldığı her solukla biraz daha kışkırtıyor! Yetmiyor, içimizden dışımıza doğru halka halka yayılan yalnızlığın zehirli duygusu, yarattığımız bu yabancıyı düşmana dönüştürüyor. Anlamanın ve sevmenin, dünyayı bir bağışa çeviren konakları geçilmiştir artık. Düşmanlığın nerelerden birikip geldiği çoktan unutulmuştur. Herkes yalnızca kendi haklılığına inanmaktadır. Ötekinin hikâyesi yoktur. Korunma güdüsü; hiçbir adalet duygusu, yaşama hakkı, varoluş saygısı tanımadan açık bir şiddete ve yok etmeye varmıştır: Bir parmak sallamadan, seste cisimleşen öfkeye; dayaktan öldürmeye, onlarca acıyla her şey cezaya dönmüştür “öteki”ler için. Korku, hem yedeklediği hem merkezine oturduğu çıkarla, bireysel ve
Hep yaşadığımı hatırlatıyorum kendime Diyorum ki işin acele Bir gün ne el kalacak tutmak için Ne yürümek için bacak Ne bulutların seyri Ne de bir hatıra dünyamızdan Çünkü hatıralar kuşlar gibi Dal ister konacak Bir gün yaslanmak istesen pencereye Diz çökmek istesen nafile İş işten geçmiş olacak
Son konuşmamızda ne güzel söylemiştin " biz hiç kavga etmedik diye " Oysa bizi birbirimize kavuşmak için hayatla kavga etmiştik biz. Daha fazla yazamadım ey sığlığıma dua genişliği katan kadın... Gözyaş'ım Var Bugün - Halil İbrahim Kapan
Reklam