Semrâ Sultân, bir alıntı ekledi.
 10 saat önce · Kitabı okudu · Puan vermedi

Sırtında çok hoşuna giden gümüşü redingotu, başında kalıplı fesi, ay ışığında yakası pırıl pırıl parıldayan kolalı gömleğiyle babam, hemen dışarıya çıkmaya hazır, annemle şöyle konuşuyordu:
- Ne olacak hanım, camiye gidiyorum. Size söylemiştim ya, bu gece, Kadir Gecesi... Bakınız nasıl gürül gürül ezanlar okunuyor.

Anamın Kitabı, Yakup Kadri KaraosmanoğluAnamın Kitabı, Yakup Kadri Karaosmanoğlu
Mustafa Yıldız, bir alıntı ekledi.
15 saat önce · Kitabı okudu · 10/10 puan

Üzerimde YANGIN yazıyor kocaman
Oysa içim serin, yüreğim hantal
Yüreğim orda, kıpırdamıyor
Valizlerimin götürdüğü yere gidiyorum bu yüzden yıllar var.

Pulbiber Mahallesi, Didem Madak (Sayfa 103 - Metis Yayınları)Pulbiber Mahallesi, Didem Madak (Sayfa 103 - Metis Yayınları)
Yemyeşil, bir alıntı ekledi.
18 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · Beğendi · 10/10 puan

Ah canım!
Seni şu dünya gözlerimle ne de seyrek görüyorum.

Gidiyorum Bu, Ah Muhsin ÜnlüGidiyorum Bu, Ah Muhsin Ünlü
Alperen Palancı, bir alıntı ekledi.
20 saat önce

”Biliyor musun? Köprücük kemiğini süsleyen bir kaç ben için bile sevebilirdim seni… Neyse çay koyuyorum.”

Gidiyorum Bu, Ah Muhsin ÜnlüGidiyorum Bu, Ah Muhsin Ünlü
Ümit Beyaz, Kürk Mantolu Madonna'yı inceledi.
Dün 13:16 · Kitabı okudu · 6 günde · Puan vermedi

İşte bitti
Keşke bitmesin dediğim bir kitaptı. Nereden başlasam bilemiyorum
Herşey bir yolculuk ve bir resim ile başladı.
Düşünüyorum da insan resimde gördüğü birine aşık olabilir mi? Bu kadar mı güzel anlatılır bir insana duyulan sevgi. Cümlelere yüklediği yük ile beni benden aldı ama nereye götürdü bilmiyorum. Elinizden bırakamayacağınız kadar sürükleyici anlatımını geçmek istiyorum. Çünkü mesele Sabahattin Ali’nin “kalplere dokunabilme”deki sanatıdır. İtina ile bir insanı sevmenin nasıl bir tutku olduğunu bu eserde gördüm.
Raif efendi bu kadar sevecek ne vardı sanki beni de duygulandırdın.
Maria Puder işinden ötürü hiçbir erkeğe güvenmez sevmez. Ta ki Raif efendi karşısına çıkana dek :)
Rasim hiç tanımadığı Raif beyin durgun sessiz halini kendince sorgulayıp bu gizemi gün yüzüne çıkarmıştır.
Dokunaklı anlatımı, insana kendini düşünme, anlama yetisi veriyor. Sadakat, fedakârlık, sabır, vefa sadece dilde kaldı. Sonuç tıpkı kelebek misali ne olduğunu anlayamadan biten birliktelikler. Lakin beni düşündüren bazı kısımları var ki acaba bunlar yaşanabilir mi diye düşündüm.
Mesela
Şimdi ben gidiyorum, fakat ne zaman çağırırsan gelirim
Seni seviyorum… deli gibi değil, gayet aklı başında olarak seviyorum.
Bunların yaşanması mümkün mü?

Sabahattin Ali’nin sözü her şeyi açıklıyor: ”Dünya’nın en basit, en zavallı, hatta en ahmak adamı bile, insanı hayretten hayrete düşürecek ne müthiş ve karışık bir ruha maliktir!... Niçin bunu anlamaktan bu kadar kaçıyor ve insan dedikleri mahluku anlaşılması ve hakkında hüküm verilmesi en kolay şeylerden biri zannediyoruz?”