Hititler: Bozkır kökenli olmayan bir Hint-Avrupa halkı mı, yoksa genetik Anadolu paradoksunu nasıl çözecek?
Hititler, insanlığın dilsel tarih öncesi döneminde eşsiz bir yere sahiptir. En eski yazılı
bilim sayesinde bütün dünyayı yüzlerce defa imha etmeye yeterli nükleer silahlar imal etmekte, her gün atmosfere binlerce ton karbondioksit veya benzeri gazları püskürten fabrikalar inşa etmekte, ozon tabakasını inceltmekteyiz.
İnsan soyunun tümüyle ortadan kalkmasına yol açabilecek birtakım gelişmeleri doğurmuş olan bilimin son tahlilde insana ‘faydalı’ , dolayısıyla değerli bir şey olup olmadığı sorulabilir. Bundan bilimin değil de bizim sorumlu olduğumuz şeklinde yapılabilecek bir itiraz konuya ilişkin önemli bir değişiklik meydana getirme imkânına sahip değildir.Daha önce de temas ettiğimiz gibi bilimin bundan farklı olan ve galiba asıl değerini oluşturan şey, insanın bilme isteğini, merakını tatmin etmesidir. Aristoteles’ in daha önce de hatırlattığımız sözünü tekrar söylersek “İnsan doğası gereği bilmek isteyen bir canlıdır”.
Astrofiziğin ortaya çıkışı ve gelişmesi spektral analizin doğuşuyla mümkün olmuştur. Konu üzerinde ilk defa Newton çalışmıştır.
-1842'de Christian Doppler (1803-1853) yıldızların spektrumunu inceleyerek oldukça önemli bir prensip belirledi. Bazı yıldızların spektrumunun kırmızıya doğru kaydığını ve bu yıldızların bizden uzaklaşmakta olduklarını, bazı yıldızların spektrumunun ise mora kaydıklarını ve bu yıldızların ise bize yaklaşmakta olduklarını tespit etti.