Akış
Ara
Ne Okusam?
Giriş Yap
Kaydol
Eğer Hıristiyan burjuvazi ile sınıf mücadelesi etnik ve din­ sel çatışma düzeyine kaydırılmamış olsaydı, bürokrasinin eko­nomi üzerinde siyasi denetim kurması, sonunda toplumsal ya­pı içindeki hegemonyasını yeniden oluşturması anlamına ge­lebilirdi. Oysa Rum ve Ermeni azınlıklar sadece pazar mantığı­nın taşıyıcıları ve sonunda geleneksel yönetici sınıfı bertaraf edecek kapitalist sistemin burjuva unsurları olarak değil, aynı zamanda bürokrasinin geleneksel sınıf dengelerini yeniden kurmasını engelleyen, emperyalizmin içerdeki destekleri ola­rak görülüyorlardı. Bu görüş, azınlıkları Osmanlı devleti üze­rindeki emperyalist baskı ile özdeşleştiren bir ideolojik pers­pektif çerçevesinde biçimlenmişti. Rumların ve Ermenilerin Babıali'yle ilişkilerinin evrimi, azınlıkların siyasi örgütleri tara­fından da paylaşılmaya başlanan bu bakış açısından kaynakla­nıyordu. Savaş başladığında reformcu bürokrasi, hem emper­yalist baskıdan kaçabilmek için azınlıkları nötralize etmek, hem de dış baskıların içerdeki desteği olma tehlikesi taşıma­ yan yeni bir ayrıcalıklı grup bulma ihtiyacıyla aynı anda karşı­laştı. Bu nedenle, bürokrasinin siyasi kontrolüne tabi olacak girişimciler Rumlar veya Ermeniler olamazdı; bunların devle­tin bütünlüğüne karşı bir tehdit oluşturmayan gruplardan gel­mesi gerekliydi.
Girişimciler İçin Çok Anlamlı
Bir satıcı elindeki malın ya da yaptığı hizmetin sorunlarımızın çözümüne yardımcı olacağını bize gösterse malını satmaya çalışmasına gerek kalmaz, çünkü biz bu malı kendiliğimizden satın alırız. Müşteri satın almaktan hoşlanır, kendisine bir şey satılmasından değil.
Reklam
Etkili girişimcilik eskiden tamamen bireysel bir hareket idiyse bile, en azından son yüzyıldan beri öyle değil. Etkili organizasyonlar ve kurumlar inşa etmek ve yönetmek için kolektif beceri artık bir ulusun refahının belirlenmesinde bireysel vatandaşların becerilerinden çok daha büyük bir önem taşıyor. Kahraman bireysel girişimciler efsanesini bir kenara bırakıp, onların kolektif girişimcilikle kurumlar ve organizasyonlar kurmalarına yardımcı olmazsak, fakir ülkelerin sürdürülebilir bir şekilde refaha kavuştuklarını hiçbir zaman göremeyiz.
Sayfa 214Kitabı okudu
Mustafa Kemal Atatürk'ün Söylediği 75 Söz | Atatürk Sözleri ve Anlamları Cumhuriyetimizin kurucusu, başöğretmenimiz Mustafa Kemal Atatürk, yaşam şekli ve üstlendiği görevleri gereği çok yönlü bir liderdi. Verdiği demeçler, söylediği sözler, aktardıkları ve daha nicesi hayatın her alanında önemli tavsiye, fikirler ve sözleri içeriyor. Spor,
icadın anası ihtiyaçtır.
"İcadın anası ihtiyaçtır." Yani, varsayımsal olarak icatlar toplumun giderilemeyen bir ihtiyacı olduğu zaman yapılır: Bir teknolojinin yetersiz ya da sınırlayıcı olduğu herkesçe kabul edilmektedir. Olası mucitler, para ya da ün kazanma umuduyla güdülenerek o ihtiyacı saptar ve karşılamaya çalışırlar. Sonunda bir mucit, mevcut yetersiz teknolojiden daha üstün bir çözümle ortaya çıkar. Çözüm toplumun değerleriyle ve başka teknolojileriyle uyuşuyorsa toplum çözümü benimser. Buna iyi bir örnek yakın çağların en büyük mucidi Thomas Edison'un en özgün icadının tarihidir. Edison 1877'de ilk gramofonunu yaptığı zaman bir makale yayımladı, bu makalede icadının kullanılabileceği yerleri on madde halinde belirtti. Bunların arasında ölmekte olan kişilerin son sözlerini kaydet- mek, görme özürlü kişilerin dinlemesi için kitapları plağa almak, saatin kaç olduğunu duyurmak, hecelemeyi öğretmek vardı. Edison'un öncelikler listesinde müziğin yeniden üretimi ilk Sıralarda yer almıyordu. Birkaç yıl sonra Edison yardımcısına icadının hiçbir ticari değerinin olmadığını söylemişti. Daha sonraki birkaç yıl içinde düşüncesini değiştirdi, gramafon satmak üzere iş hayatına atıldı ama bürolarda dikte ettirme makinesi olarak. Başka girişimciler madeni bir para atıldığı zaman popüler müzik çalacak şekilde gramofonu değiştirip müzik kutusu adı verilen şeyi türettikleri zaman, ciddi büro işlerinde kullanılan icadının değerini düşürdüğü için olsa gerek, Edison buna karşı çıktı. Ancak 20 yıl kadar sonra istemeye istemeye gramofonunun aslında müzik kaydetmeye ve çalmaya yaradığını kabul etti.
104 syf.
3/10 puan verdi
·
4 günde okudu
PARİS'TE BİR KARINCA & MARC VİDAL İspanya da doğup büyümüş genç bir çocuğun dünyanın başkenti olarak gördüğü Paris'e cebinde biraz parasıyla plan yapmadan gidişi ve orada nasıl hayatta kalınır sorularını kendisine sorarken , başarılı bir girişimci olma adımlarını anlatıyor. Kısa sürede bitirilebilecek, çerezlik bir kitap. Açık sözlü olmak gerekirse, kapağı hoşuma gittiği için almıştım. Girişimciler için içerisinde not alabilecekleri birkaç söz mevcut, onun dışında dikkate değer birşey göremedim.
Paris'te Bir Karınca
Paris'te Bir KarıncaMarc Vidal · Pegasus Yayınları · 2017180 okunma
Reklam
42 syf.
·
Puan vermedi
Şimdi bu millet nereye sıçacak? İşte bütün mesele bu!
Tuhaf bir yazı okuyabilirsiniz fakat bunlar gerçekler. Kitaptan alıntılarla ilerleyeceğim ki salladığımı düşünmeyin. "Herodotos, Mısırlı kadınların ayakta, erkeklerin ise oturarak işediği bilgisini bize ulaştırmaktadır." Böylesi bir bilgiye nasıl erişildi ve neden günümüzde tersine döndü inanın ne sormak ne de düşünmek
Eskiçağ'da Tuvalet Kültürü
Eskiçağ'da Tuvalet KültürüOnur Gülbay · Türk Eskiçağ Bilimleri Enstitüsü Yayınları · 200315 okunma
Çoğu kez icat ihtiyacın anasıdır, ihtiyaç icadın değil. Buna iyi bir örnek yakın çağların en büyük mucidi Thomas Edison un en özgün icadının tarihidir. Edison 1877'de ilk gramofonunu yaptığı zaman bir makale yayımladı, bu makalede icadının kullanılabileceği yerleri on madde halinde belirtti. Bunların arasında ölmekte olan kişilerin son sözlerini kaydetmek, görme özürlü kişilerin dinlemesi için kitapları plağa almak, saatin kaç olduğunu duyurmak, hecelemeyi öğretmek vardı. Edison’un öncelikler listesinde müziğin yeniden üretimi ilk sıralarda yer almıyordu. Birkaç yıl sonra Edison yardımcısına icadının hiçbir ticari değerinin olmadığını söylemişti. Daha sonraki birkaç yıl içinde düşüncesini değiştirdi, gramafon satmak üzere iş hayatına atıldı -ama bürolarda dikte ettirme makinesi olarak. Başka girişimciler madeni bir para atıldığı zaman popüler müzik çalacak şekilde gramofonu değiştirip müzik kutusu adı verilen şeyi türettikleri zaman, ciddi büro işlerinde kullanılan icadının değerini düşürdüğü için olsa gerek, Edison buna karşı çıktı. Ancak 20 yıl kadar sonra istemeye istemeye gramofonunun aslında müzik kaydetmeye ve çalmaya yaradığını kabul etti.
Katılım bankacılığı, tasarruflarını faizsiz esasa göre değerlendirmek isteyen tasarruf sahipleri ile finansman ihtiyaçlarını yine aynı göre sağlamak isteyen iş sahipleri ve esasa girişimciler için mevcut boşluğu dolduran sektör olarak doğmuştur. Bu sektör, hem ülkedeki atıl kaynakların ekonomimize kazandırılmasını sağlamış hem de bankacılığın asli görevi olan fon toplama ve kullandırma işlevlerinde geliştirdiği yeni ürünlerle sektörün çeşitlilik ve derinliğini artırmıştır.
“Lütfen bunu kabul et. Yapmış olduğun bu büyük iyilik bizim için çok değerli. Sana minnettarım.” “Rica ederim. Sadece insanlık görevi. Bu nedir?” Ondan cevap gelmeyince zarfı aralayarak baktım. İçinde tam beş yüz Singapur doları vardı. Bu yaklaşık üç bin Türk lirasına tekabül ediyordu. Zarfı kapadım ve adama geri uzattım. “Lütfen bunu kabul et.
Sayfa 150Kitabı okudu
285 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.