KARANTİNADA V
Her şey sandığım gibiydi. Sanki her şey, dışarıya çıkarken odada gözcü bıraktığım gözlerimin düşümde bana anlattığı gibi olmuştu. İspatı olmayan soyut bir şahidin yeminine güveniyordum. Dostumun yatağı soyulmuştu fakat havlusu başlığında hâlâ seriliydi. Hemen eğildim ve yatağın altına baktım. Papuçları ona verdiğim randevuyu bekliyordu. Sanki az önce çıkarılmış üzerlerinden sıcaklığı atamamış ve yol yorgunuydular. Sahipsiz de olsalar bir bilincin gölgesindeydiler. Pencereye yürüdüm. Defneye, kaldırıma, saksılara baktım. Battaniyeden ve çarşafdan iz yoktu. " Belki de alıp yaktılar, kan lekeleri de kuruyup görünmez hale geldi " diye düşündüm, inandım. Gönül rahatlığıyla yatağıma oturdum ve kafamda düşünecek bir şeyler yaratılmasını bekledim.. Uzak yahut yakın anılar, sözler ve görüntüler halinde tutarsız bir sıra içinde düşünceme dökülüyordu. İçlerinden bana en lazım olanı seçmek istiyordum. İçlerinden dostumun ilk geldiği günü beğendim. İşte yine kanlı canlı karşımdaydı. Yatağımda uzanmış, düsüncemde, karantinadan önceki hayatımı yakalamaya çalışırken birden bire kapı açıldı. Derhal doğruldum. Elinde siyah, silindir, sporcu işi bir çanta vardı. Doğruca odanın ortasına kadar yürüdü. Ondan ürktüğümü düşünmüştü, gülümsedi. Hiç beklemediğim bir anda düştüğüm bu ortaklıktan afallamıştım ve sanki odaya gelen benmişim gibi " Merhaba " dedim ve beynim zehir gibi bir utançla yandı. " lanet olsun, artık gidene aptal olduğumu düşünecek " diye içimden geçirdim. "Merhaba" diye cevap verdi. Çantasını olduğu yere bıraktı. Yatağına gitti ve oturdu. " sanki bir cezaevi burası " deyip kahkahayı attı, benden muhakkak onay bekliyor diye düşünüp başımla onayladım. " Fazla kalmaya gelmez burada" diye ekledi ve kalkıp çantasını aldı ve onu boşaltmadan olduğu gibi yerleştirdi. Cebinden bir
Vicdan gazabı
Bir kaç yıl önce, iş yerinde ileri sohbetimin olduğu bir arkadaşım benden bir rica da bulunmak istediğini söyledi. "Elbette, ne konuda yardımım olacaksa elimden geleni memnuniyetle yaparım" dedim. Bana, kan kanseri torunu olan bir adamla hasbelkader tanıştığını, torununun acil olarak " A pozitif " trombosit kana ihtiyacı olduğunu ve benim de kan verip veremeyeceğimi sordu. Bunu hiç düşünmeden yapacağımı, nasıl ulaşmam gerekiyorsa hemen harekete geçebileceğimi söyledim. "O zaman senin numaranı dedeye veriyorum. O seninle iletişime geçecek " dedi. Bir kaç saat sonra dedeyle görüştüm. Torunun X' bir özel hastanede yoğun bakımda olduğunu mümkün olduğu kadar erken gelmemi rica ettiğini ve bunun için minnettar olduğunu söyledi. Mesai çıkışında hastaneye yollandım. Trafik yoğun olduğundan varana kadar akşam çökmüştü. Dedeyle kan transfüzyonu odasının önünde buluştuk. Bir kaç tüp kan örneği aldılar. Değerler çıkana kadar bir form doldurmamı istediler. Dede, bir aksilik çıkması ihtimaline karşı oldukça endişeliydi fakat bir yandan da bana kan vereceğim için mahcup ve minnet duyan bakışlar atıyordu. " "Lütfen, siz pamuğu tutun, formları sizin için ben doldururum " dedi fakat kibarca reddedip teşekkür ettim. Formdaki her sorunun cevabına dikkatle bakıyor, kan vermemi engelleyecek bir durumun peydah olmasından korkuyordu. Kan verilecek hastanın adı.... " hastanın adı nedir ? " dedim. Hemşireye kalmadan Dede hemen atıldı. " B. D. Ö " dedi. Bu atılgan cevap, herhangi bir yanlışlık durumunda torununun istifade edememe korkusu taşıyordu. Düzenli kullanılan ilaç ve kronik bir hastalık...... "Düzenli olarak mide ilacı alıyorum, ismi gerekli mi ? " diye hemşireye sordum. " mide ilacı sorun değil fakat yakın zamanda antibiyotik ya da kan sulandırıcı özelliği olan ağrı kesici aldıysanız
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Bayramınızı sessiz yapın primi :d priminizi sessiz yapın bayramı
Hayatta iyi veya kötü hepimiz birşeyler yaşarız. Sürekli bayramınızı sessiz kutlayın demekten vazgeçin. Hayat hiç kimseye çok acı çektin git kenara dinlen demez. Düşmüş olabilirsiniz evet gerçekten asrın felaketi geldi başınıza ama kalkmalısınız. İnsanlar size dinlenme fırsatı veriyormuş gibi gözüksede perişan kaldığınız her gün bir fırsatı elinizden kaçırmanızdır. Sabah oldu dün dünde kaldı bugünse bugün. Artık uyanın. Ayaklanın. İnsanların acıtasyonlarına kanmayın. Ben hiçbir depremzedenin "ya yazık sana ya ne acı cektin" denmek istediğini düşünmüyorum. Kimse acınmak istemez. Milletin acılarını hatırlatıp durmayın . Bırakın bugünü bugün yaşasınlar. Bırakın onlara sen acı çektin sen bayram yapamazsın sen felaket yaşadın demeyi. Artık birşeylerden faydalanmayı onlardan prim kasmayı kesin. Yeter lan yeter. Problem çözmek marifettir ama asıl özellik problem oluşmasını engellemektir. Bu sözleri sarfedip duracagınıza yarın için birseyler yapmaya ugraşın.
Ramazan Bayramı