Gece yarısı uyandı. Uyanmasının nedeni kafasındaki düşüncelerdi. Ne kadar yorgun olsa da vücudu bir türlü uyuyamıyordu. Zihni doluydu, düşünceler ise dağınık ve ağır. En büyük engelin kendisi olduğunu hissediyordu sanki. Oysa her şeyi başarabilecek güçte ve yetenekteydi; bunu biliyordu. Ama sanki adımlarını geri çeken görünmez bir bağ vardı.
Sabahın altısında yeniden uyandı, yağmur yağıyordu. Yağmur damlalarına bakarken, içindeki gürültü hafifledi. Sanki zihnindeki karmaşa, yağmurun ritmiyle birlikte huzura büründü. Aslında tek ihtiyacı olan huzur ve sevgiydi, kendisi de bunu çok iyi biliyordu. Ama henüz bulamıyordu; bulamadığı bu boşluğu umutla dolduruyordu. Ve her yeni güne daha güçlü, daha dayanıklı uyanıyordu. İçindeki fırtınayı ise kimseye belli edemiyordu.
-Eray Aykun