lilâ, bir alıntı ekledi.
28 dk.

Batılılar, yüreklerinin en gizli köşelerinde hâlâ duran "Ortadoğu korkusu"nu atamamışlardır. Nedir bu korku? Ortadoğuluların, İslâm uygarlığını yeniden gün yüzüne çıkarmaları olasılığıdır. Kuşkusuz görünürde böyle bir korkuları yoktur, içleri çok rahattır. Ne var ki, bir de bilinçaltı bulunuyor insanda; işte bu duygu var Batılıların bilinçaltında. Ya bir gün Ortadoğulular, inançlarının gösterdiği birlik çizgisinde el ele verip, "Biz, bütün Ortadoğu ulusları, bir ülkeyiz bundan böyle" derlerse, Batılılar kimleri sömürebileceklerdir?
Afrika'yı mı? Afrika'nın gözünü açan ve İslâmı seçmiş olan ulusları da bu birliğe katılmak için acele edeceklerdir. Asyayı mı? Gittikçe yükselecek bir duvar orası.

Batı Notları, Nuri Pakdil (Sayfa 37 - Edebiyat Dergisi Yayınları)Batı Notları, Nuri Pakdil (Sayfa 37 - Edebiyat Dergisi Yayınları)
sinem, bir alıntı ekledi.
1 saat önce

Tam sırası gelmişken
akıllı olduğumu göstermenin
ağzımdan alıyor sözü
içimdeki gizli aptal.

Kuruntular Kitabı, Pablo NerudaKuruntular Kitabı, Pablo Neruda
Yazar zadee, Üst Kattaki Deli Kadın'ı inceledi.
4 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 9/10 puan

Tarihteki tüm hikâyeler, içinde bizim için değerli olan bir hazine saklar ve onu okuyan kişide asla silemeyeceği derin bir iz bırakırlar. Babasını trajik bir şekilde kaybeden, ünlü Brontë Kardeşlerin yaşayan son akrabası Samantha Whipple da işte böyle bir hikâyenin peşindeydi. Edebiyat tarihindeki en ünlü kadınlardan üçüyle akraba olduğundan herkes, Samantha'ya gizli ve muazzam bir miras kaldığına inanıyordu. Fakat Samantha, tüm hayatını kitaplara ve edebiyata adayan tatlı kaçık babasının, büyük bir hazine falan saklamadığından emindi. Onun tek istediği, babasının hatıralarını sonsuza dek yaşatacak olan bir hikâye yazabilmekti. Babasının son isteğini yerine getirmek üzere Oxford Üniversitesi'ne gittiğindeyse her şey bir anda değişti. 

Cemal Safi
Vakit sensiz gecen günün ertesi,
Sustu tüm kuşların sen şakrak sesi,
Zevk sefa mevsimi, yas neyin nesi?
Nedendir matem durup dururken? ... Titriyor şebnemler, gül üşür gibi,
Bülbüller derdimi bölüşür gibi.
Hayalin halime gülüşür gibi,
Kollarım boşluğu sarıp dururken... Bendim mutluluktan ucan güvercin,
Düşler ülkesinden gelen habercin,
Avcılardan uzak bir yuva için,
Toz pembe hayaller kurup dururken... Gel gör ki kaderin kara yelleri,
Yıktı gönlümdeki tüm emelleri,
Kapımın ecelin soğuk elleri,
Vakitli vakitsiz vurup dururken... Aşk ne imiş görsen de dönsen de geri!
Ah! Bir gizli girsen de içeri!
Hasretin elinden kanlı hançeri,
Üstüme üstüme varıp dururken! .... Her aksam kaybolup gün batışında,
Beni arıyorum senin dışında,
Hasta kalbim hala her atışında,
Her nefeste seni sorup dururken! ... İçtim derdalan’ın ilk bardağını,
Sıklamen süslerken Elmadağı 'nı.
Görüyor gibiyim kor dudağını,
Başkentin ufkunda durup dururken...

İlknur Krbck, bir alıntı ekledi.
6 saat önce · Kitabı okuyor

Bazıları öyledir, okumazlar, ciddi düşünemezler. Gene de aydın olmaktan vazgeçemezler. Hatta aydın kişi oldukları için kendilerinde mutlu bir baht, gizli de olsa, bir müstesnalık bulurlar. Bu, bir toplum derdidir.

Leylim Leylim, Ahmed ArifLeylim Leylim, Ahmed Arif
CEM AKDAG, Ve... Sonraki Hayattan Kırk Öykü'ü inceledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 7/10 puan

Papini bir nörolog değildi ancak GOG'u okuyup hoşunuz gittiyse bu kitap da hoşunuza gidecek . Bir arkadaşın yazdığı gibi tüm bölümler saçma ama... imkansız değil . Buyrun sizin için bazı alıntılar;


ÖLÜM OLMASA

İnsanlar yavaş yavaş ölümün sona ermesinin, motivasyonun da ölümü anlamına geldiğini keşfetmeye başlarlar. Anlaşılan uzun yaşam kitlelerin afyonudur. İnsanlar daha sık uyurlar . Kimse fazla telaş etmez.
Bunun üzerine insanlar ölüm tarihleri için bir aralık belirlemeye başlar . bu yeni anlayış çerçevesinde arkadaşları onlara sürpriz partiler düzenlerler . Partiler tıpkı doğum günü partilerine benzer ama buradaki tek fark , arkadaşların gizlendikleri kanepenin arkasında çıkıp onları öldürmeleridir.

Doktorlar neden beyaz gömlek giyerler Kendi iyilikleri için değil , sizin iyiliğiniz için.

SİZ BİR ÇİPSİNİZ

Tıpkı bilgisayar çipi için ölümden sonra yaşam olmadığı gibi , bizim için de yoktur : ne de olsa biz de çiple aynı şeyiz . insanlar devasa ve görünmez bir yazılım programı işleten, birbirine ağlarla bağlanmış , küçük donanım birimleri; üç kozmik Programcının ürünüdür.

BEYİN KUTUSU TAŞIYICISI İNSAN

Yanınızdaki kişinin göz kapağı seğirirse , dikkatli olun. Normalde ikinizde bunun farkına varmasınız ama beyniniz bilinç altında farkına varır. Tespit edilen gizli seğirme, beyninizin gizli bölümlerinde bir dizi değişikliği tetikler : genler harekete geçer ,proteinler yeşerir, sinapslar yeniden düzenlenir. Tüm bunlar şuurunuzun hayli gerisinde gerçekleşir, siz yalnızca içinde ne olup bittiğini bilmediğiniz bir beyin kutusunun taşıyıcısısınızdır.


AŞK


Aşk beyninizin tasarımı sırasında belirlenmiş bir şey değildir . O artık yalnızca işletimsel döngüler den otlakçılık eden bir algoritmadır.

ÜRME

İnsanın eninde sonunda tükeneceğini bildiklerinden onu vakti geldiğinde kendi kendini yeniden üretebilmesine yarayacak bir kilit mekanizmasıyla donatmışlardı. Ancak ne anomali içeren algoritmayı ne de algoritmanın devrelerde kazara derin bir yalnızlık, bir eş ihtiyacı dram dolu bitmek bilmez destanlar ve icralar yaratacağını ön göremediler. Ortaya çıkan aşk yapma eylemi , sistemin boyutlarını muazzam ölçüde geliştirdi ve onu kısa sürede binlerce devreden, milyarlarca devreye yükseltti.

DÜNYANIN SONU

Bu yüzden farklı bir plan yapmış durumda. Dünyayı uykudayken sonlandıracak. Kuarkın tüm varlıkları , oldukları yerde kıvrılıp yatacaklar . Sabah vakti takım elbiseleriyle işe gidenler direksiyonları başında uykuya dalacaklar. Otoyollar , lokomotifler, metrolar hafifçe yavaşlayıp duracak. Ofis çalışanları yüksek binaların yerlerinde , koridorlarında tatlı tatlı kıvrılıp yatacaklar. Dünya başkentlerinin meydanları sessizliğe bürünecek . Böcekler kar taneleri gibi yere dökülürken ,çiftçiler buğday tarlarında uykuya dalacaklar. Atlar dört nala giderken duracak , ayakta uyuklamaya başlayacak. Ağaçlardaki kara jaguarlar , dalların üstünde çenelerini pençelerine yaslayıp gözlerini yumacaklar. İşte dünya böyle sona erecek :patlamayla değil esnemeyle.

CEM AKDAG, Incognito - Beynin Gizli Hayatı'ı inceledi.
7 saat önce · Kitabı okudu · Beğendi · 8/10 puan

Aşağıdaki minik alıntı ilginizi çektiyse bu kitabı okuyun.Çok eğlenecek ve çok şey öğreneceksiniz.


GIDIKLANMAK

Kendi eylemlerinizle sonuç duyumlar arasında geliştirdiğiniz bu öngörülebilirlik durumu , kendinizi gıdıklayamamanızın da nedenidir aynı zamanda.

Başka insanlar sizi gıdıklayabilir çünkü yararlanacakları manevralar sizin için öngörülebilir değildir.

Ama eğer gerçekten isterseniz , kendi eylemlerinizdeki öngörülebilirliği de ortadan kaldırıp kendinizi gıdıklayabilirsiniz.

Bir kuş tüyümün konumunu zaman-gecikmeli bir kumanda koluyla denetleyebildiğinizi düşünün: Kolu oynatmanızla tüyün ona uygun biçimde hareket etmesi arasında en az bir saniye geçecektir.

Bu durum öngörülebilirliği ortadan kaldıracak ve size gıdıklanma becerisi kazandıracaktır.

İlginçtir ki şizofreni hastaları kendilerini gıdıklayabilirler.

Bunun nedeni , motor hareketlerle sonuç duyumların doğru biçimde sıralamasını engelleyen bir zamanlama sorunu yaşamalarıdır.

Tuco Herrera, Saklı Seçilmişler'i inceledi.
 7 saat önce · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 10/10 puan

"BU KİTABI OKUYUNCAYA DEK, DiLEDİĞİNİZCE DOYA DOYA YİYİN , İÇİN GÜZEL KARDEŞİM !!"

Evet bonibon sever kardeşlerim ve "HEY GİDİNİN APAYRILARI" ..Alayınıza selam olsun .. Yine uzun bir inceleme olacak .. Dediler ki uzun yazma az kısa tut..Ama böyle bir kitabı kısa bir şekilde size anlatmam imkansız .. Hani cidden imkansız .. Şu inceleme altında size anlatacaklarım kitabın % 2 ' sini falan ancak verecek ama emin olun merakınızı da cezbedecek .. Bu kitabı , kitap fuarında türlü çingenelikler yaparak arşive kattım .. Atatürkçü Düşünme Derneği de satıyordu..4 lira daha ucuz deyince hemen oraya dadandım tabii ..2 masa üstü takvim , bir dolu ayraç falan ..Kaçar mı ? Kınamayınız !! O 4 liralar birikip nice 4 bira parası ediyor inanamazsınız .. Her işin başı iktisat.. Ne demiş eski GADDAR Türk atalarımız : Sıçanın sidiği değirmene kardır ( AĞIZ BURUN KIVIRMA BENİ KENDİNE BULAŞTIRMA !!) ... Şimdi şuraya kadar okuduğunuz bu girizgah ile bakın bir de güzel atasözünü silinmemek üzre beyninize nakşettiniz .. Yazarla devam edelim .. Biliyorum ki bazılarınız muhalif olmasından dolayı pekte sevmiyor bu adamı .. Olabilir ! Normaldir ! Ama karşıt fikirleri de okuyun derim .. Zaten biraz sonra anlatacaklarımla sanırım okumak isteyecekseniz ..

İncelemeye bir şehir bir de ülke ile başlayalım .."KIRŞEHERDEYİZ!"
Ne var burda ?
Burası esasen Osmanlının ilk günlerinde , hatta ondan da öncesinde Ahiliğin can damarının attığı bir merkez .. Günümüz kooperatif ( together as one su getir kezban tribi... bir elin nesi var iki elin sesi var , yardımlaşma falan fistan gülistan..) zihniyetinin temellerinin çook önceden atılmış hali burda uzunca müddet hayat bulmuş.. Hala da soluk bir nabızla atıyorsa da devam ediyor ..
Şimdi bir de aklınıza Hollanda'yı getirin ..Ne geldi aklınıza ? Laleler ! Başka ? Red Light District =P Başka? E hadi müzeler falan .. Bakın ben size sayayım Hollanda denince akla gelmesi gerekenleri ..

*Hollanda süs bitkileri ihracatında dünya birincisi... (AL SANA LALE ! OSMANLI DEDELERİMİZ GİBİ SARAYDA YETİŞTİRİP SEYRETMEMİŞLER...)
*Sebze ihracatında dünya birincisi...
*Süt ihracatında dünya üçüncüsü .. .
*Kırmızı et ihracatında dünya dördüncüsü...
*Sıvı-katı yağ ihracatında dünya dördüncüsü...
*Tarım ihracatında dünya ikincisi...

Biz sanırım tarım ülkesi olarak adlandırılıyorduk bir zamanlar değil mi? =))

KONYA KADAR YÜZÖLÇÜMÜNE SAHİP BİR MEMLEKETTEN BAHSEDİYORUM ! ALOO!!! Nasıl oluyor bu ? Nasılını anlatayım .. Bu gavur kısmı herşeyi ilime bilime dayandırdığı , yağacak olan yağmura sebep Nisan ayında yağmur duasına çıkmadığı için her işleri sistematik biliyorsunuz ..Ar- Ge denilen kavramı biz henüz bilmiyorken bu gavur oğullarından Michael Sandown adlı bir amca 1800'lerde bizim topraklara geliyor ..Kayseri, Sivas, Niğ­de, Nevşehir ve Kırşehir' de incelemeler yapıyor .. Bir bakıyor ki bizde Ahilik diye bir kavram var .. Kısaca herkesin üstlendiği bir iş gücü ve sahası mevcut tarımda.. Bundan baya baya etkilenip geri dönüyor Hollanda ' ya...Kooperatifleri kuruyor.. Sonuç : YUKARDA YAZDIKLARIM .. Ha ama Osmanlı ' da boş durmuyor tabii!! Hakkını yemeyelim .. 1850lerde bakın Osmanlı ne tip önlemler alıyor ..
*Çoban , evet yanlış okumadın ÇOBAN İHRACATINA (?!?!?!?!) yasak getiriliyor ..
*Sakız çiğnenmesi yasaklanıyor..
*Kadınların kaymakçı dükkanlarına girmeleri yasaklanıyor ..( Abdülaziz ' in çekirge fermanı var yazsam bir tane nefes alan kalmaz aranızda .. Kafadan totaliniz imamın kayığına binersiniz .. yazmayayım =)) )
Ben, Tuco Herrera ki bakın ben yani.. Böyle İŞSİZLİK GÖRMEDİM !Neyse geri dönelim , konu dağılmasın .. Laleyi zaten bizden aldıkları bir sır değil .. Peki ya angora kazaklarının macerası ? Şimdi İngilizlerin diye bilinen bu kazakların isminin esasen Ankara Tiftik keçilerinden geliyor olması ? Nasıl diye sormayın .. Yukarda KABAK gibi duran lale örneğinden yola çıkarsanız taşlar yerine oturur .. Sadece bu mu ? Bu bizim vurdum duymazlığımız diyelim ve bir başka konuya geçelim .. Köy Enstitüleri ..

Korkudan Korkmak incelememde (#27268771) üstü kapalı da olsa bahsettiğim için uzun tutmayacağım .. En büyük amaçlarından biri modern tarımın ne olduğundan habersiz Türk insanına tarımı öğretmek , köy yerinde eğitim vermek olan bu kuruluşların Adnan Menderes ve saz arkadaşlarının tekerine çomak soktuğu için kapatıldığını bilmem biliyor musunuz ? Bizim için cidden büyük bir kayıp..Hem eğitimsel , hem tarımsal boyutta .. Kapatılma sebebi mi ? Bir tanesi için ileri sürdükleri bahaneyi yazayım buraya ..

"Hasanoğ­lan Köy Enstitüsü'nün müzik salonuna havadan kuşbakışı ba­kınca 'orak' şeklinde!" Yani burda komunizm propagandası yapılıyor .. Kızlı erkekli eğitim veriliyor .. Namus ve din elden gidiyor .. Bu topraklarda McCarthycilik modası asla bitmez tükenmez ASLA GEÇMEZ! Yapılacak iyi şeylerin hepsinin yolunu komunizm şiarı ile kesmek bizim örf ve adetimiz olmuş .. Sonuç olarak tüm bunları diye diye sonuçta tarımı bitirdiler .. Ve bakın samanı Uruguay' dan , eti Sırbistan' dan ithal eder hale geldik .. Mercimeğin anavatanı Anadolu ! Kanada bizden aldığı mercimeğin genleriyle oynayıp soğuğa dayanıklı bir başka tohum elde etti .. Bugün mercimekte ve pek çok tahılın ihracatında Dünya' da tekel ..Bugünlerin temelleri 1950 lerde Menderes hükümeti döneminde yapılan ikili antlaşmalarla atıldı .. Aldığımız ve üzerinde "uzanan ellerin" olduğu süt tozu tenekeleri ile bize yaptıklarını belirttiğim incelememde yazdım.. Peki bunların ardında esasen kim/ kimler var? Oltadaki Balık Türkiye diyen Rockefeller sülalesi , DuPontlar ve 8 - 10 büyük TRÖST sahibi .. Rockefeller 'ları az çok biliyorsunuz .. Dünya' da petrol ve petrolle alakalı tüm yan sanayiinden Gdo lu ürünlere , psikolojik savaş araştırmalarından tutun da AMERİKA MERKEZ BANKASI - DÜNYA SAĞLIK ÖRGÜTÜ - BİRLEŞMİŞ MİLLETLER gibi pek çok oluşumun sahibi (ya da bunların ardındaki görünmez el ).. CIA 'i bir dönem fonladığı su götürmez bir gerçek.. Ve ne diyordu kendisi : ""Sahip olmak hiçbir şey­dir; kontrol ise her şey. Eğer ülke hükümetlerini kontrol etmek istiyorsan, ülkedeki tekelleri kontrol etmeli, eğer uluslararası tekeller veya karteller kurmak istiyorsan bir dünya hükümeti kurmalısın.. "Petrolü kontrol edersen ulusları, yiyeceği kontrol edersen insanları kontrol edersin!"

Gelelim Dupontlaraaa.. Rockefeller nasıl ki bir petrol tröstü ise , bu sülalede barut ve patlayıcıda dünyanın gelmiş geçmiş en büyük tekeli en büyük tröstü..Bakın birkaç icraatlerini sayayım ..

*Birinci Dünya Savaşı'nda müttefik ordularının toprakların­dan ateşlenen barutun yüzde 40'ı DuPontlar tarafından üretildi.
*İkinci Dünya Savaşı'nda atılan atom bombası DuPont fabri­kasında üretildi..
* Tokyo'da evler tahtadan olduğu için bombardımanlarda gereken verimi alamadıklarından dolayı Napalm olarak bilinen yangın bombasını bu amcalar ürettiler.Yani Tokyo katliamında kullanılan Napalm Bombasının mucidi de bu adamlar ..Sadece son 2 madde itibari ile 500BİN insan katlettiler Japonya' da .. Ve seneler sonra Dupontların Japon Expo Ticaret Fuarı'nda sattığı ürün ne biliyor musunuz ? ATEŞE DAYANIKLI TEKSTİL ÜRÜNLERİ !!! Bunu JAPONYA GİBİ BİR YERDE YAPABİLİYOR ADAMLAR !! Heriflerdeki caniliğin , küstahlığın boyutlarını anlamanız açısından da biraz uzun yazıyorum .. Buraya kadar okuyanlar zaten bana lazım olan kesim ..

Şimdii.. Biri PETROL ,diğeri BARUT ve Patlayıcı Tröstü iki sülale ..Bu insanların bizim yediğimiz gıdalarla ne alakası olabilir ? Tohumculuk (ve araştırmalarında ) , her türlü ilaç sanayiinde ( tarımsal , insani ve bitkisel) , petrolde , insanlara sağlanacak kredilerde sürekli DİRSEK TEMASI ile çalışan bu insanların amacı ne ? Soner Yalçın bu kitapta bir yerde aynen şunları diyor ..

"Bir taşla kaç kuş vuracaklar:
ı) Tohumlarını satacaklar...
2) Tohumlarını kullananlara gübre ve ilaç satacaklar...
3) Tohumlarını ekenlere petrollerini satacaklar...
4) Parası olmayanlara kredi verecekler...
5) Bu tarım felaketi sonucu hastalananlara ilaç satacaklar... Hep aynı soruyu tekrarlayacağım:
Tüm bunları Rockefeller gibi küresel şirketler SADECE PARA KAZANMAK İÇİN Mİ YAPIYOR? Ülkeleri boğazlarından kendilerine bağlamak için mi yapıyor? Başka? .
Hastalık saçan "ölüm tohumlarının" dünya tarlalarına dağı­tılmalarının gizli amacı yok mu?
Evet, bu kitabın yazılma amacı işte bu soruya yanıt bulmak­tır..."

Birbirleri arasındaki bağları okudukça delirmemek elde değil ..

Bu işleri çok uzun müddettir takip eden , araştıran biri olarak sadece şunu söylüyorum sizlere : BU KİTABI OKUYANA KADAR DiLEDİĞİNİZCE , DOYA DOYA YİYİN İÇİN GÜZEL KARDEŞİM !! ZİRA BİZİ TEK KURŞUN ATMADAN HEM FİZİKSEL HEM DE İKTİSADİ YÖNDEN TAKIR TAKIR ÖLDÜRÜYORLAR ..

Biliyorsunuz Ramazan Bayramı kapıda ...baklava alacaklar ..HUUUU!!! Baklavanın içinde gördüğünüz ve antep fıstığı sandığınız o yeşil partiküllerin aslında dondurulduktan sonra çekilmiş ve düşman hatlarının ardına sızmış ajanlar misali yufkaların arasına girizgah yapmış bezelye ve mercimek olma ihtimali olduğunu hiç aklınıza getirdiniz mi bilmem ! E madem kuruyemiş dedik ...

Bonus da Ersen ve Dadaşlardan gelsin ..

BAHÇEDE KURUYEMİŞ ! KİM YEMİŞ KİM YEMEMİŞ ?!?!

https://www.youtube.com/watch?v=LZGnYO6upyQ

(Bu arada girişteki CİĞERİ SÖNÜK KLAVYE ÖMÜRDEN HER DİNLEYİŞTE 5 SENE ÇALIYOR !!)

ESEN KALIN , İŞSİZ KALIN !!

DESTİNA ÖYKÜ, bir alıntı ekledi.
7 saat önce · Kitabı okuyor

Merhamet ,yüreğimizdeki hassas bir dürtüdür, hiçbir şey ruhlarımızin merhamet duygusu kadar yumuşatamaz ve özveriyi bu kadar iyi öğretemez.

Hayatın Gizli Hazları, Theodore Zeldin (Sayfa 66 - Ayrıntı)Hayatın Gizli Hazları, Theodore Zeldin (Sayfa 66 - Ayrıntı)
DESTİNA ÖYKÜ, bir alıntı ekledi.
8 saat önce · Kitabı okuyor

Sefalet, fevkalede olanı, dahiyi üretme yetisi olan tek okuldur.

Hayatın Gizli Hazları, Theodore Zeldin (Sayfa 78 - Ayrıntı)Hayatın Gizli Hazları, Theodore Zeldin (Sayfa 78 - Ayrıntı)