“Göründüğü kadarıyla, ikimiz de güzellik ve iyilik hakkında hiçbir şey bilmiyoruz. O, hiçbir şey bilmediği halde bir şeyler bildiğini sanıyor, oysa ben hiçbir şey bilmemekle birlikte bunun bilincindeyim. Bu durumda, hiçbir şey bilmediğimi bildiğim için, az da olsa ondan daha bilgeyim sanırım.”
Çünkü kendileri sıcak ofislerinde bir imza atıyor, bir damla kan bile görmeden yaşıyorlar. Ama bombardımanlarda yüz binlerce kadın ve çocuk ölüyor. Başkasının suçu yok, emir kulu pilotun suçu yok, o zaman suç kimde? Bu insanları basılan bir düğme mi öldürüyor?
“Hepimizin yaşamı ertelemeye eğilimli olması, insanoğlunun doğası hakkında bildiğim en trajik şeylerden biridir. Hepimiz bugün penceremizin önünde açan gülün tadına varmak yerine, ufkun ötesindeki sihirli gül bahçesinin hayalini kuruyoruz.”
Şu realitenin altını çizelim: Başkaldırı, başkaldırı dahil her şeyin kendileri için önceden çözüme kavuşturulduğu geleneksel toplumlarda ortaya çıkmaz. Başkaldırı, ancak ve ancak haklarının bilincine varmış kişilerin yaşadığı gelişmiş toplumlarda ortaya çıkar. Geleneksel toplum öyle bir toplumdur ki orada her soruya uygun bir cevap bulunur; bu sebeple sorudan çok cevaplar, araştırmadan çok talim ve terbiye revaçtadır.