Kitap sizi oldukça basit ve akıcı bir dille karşılıyor. Öyle ki klasik okumaya alışık olanlar için çok sıradan olarak nitelenebilecek bir dile sahip. Fakat sonsözü okuduğunuzda fark edeceksiniz ki yazar bu dili özellikle kullanıyor. Siz olağan akışta hikayeye kendinizi kaptırırken arkaplanda akıp giden gizemi daha sonra fark ediyorsunuz.
Yazar, 2. dalga feminist düşüncenin yaygınlaştığı yıllarda(1960-1980), toplumsal cinsiyet perspektiflerine eleştirel
bir bakış getirmeyi başarmış. Özellikle kadınlardan görünüş ve cinsel anlamda beklenen kusursuzluğa, ev işlerinin sadece kadının görevi olarak algılanmasına odaklanmış. Okurken kadına dair ev içindeki o görünmez baskıyı hissetmemek mümkün değil. Tüm bu yönleriyle erkek egemen bir toplumda hala kendi mesleğimiz değil, eşlerimizin meslekleriyle anılırken; bunun gerçekleşmesi imkansız bir distopya olmasını dileyerek yazımı sonlandırıyorum. İyi okumalar dilerim