Kitap ırkçılığına hayır.
Kavgam ve Nutuk da okuyun, Risale-i Nur da okuyun. Ateizm ve evrim kitapları da okuyun, fıkıh ve teizm kitapları da okuyun...
Kitap dünyası bir gökkuşağı gibidir. Nasıl ki gökkuşağından bir renk çıkardığımızda gökkuşağının anlamı kalmıyorsa edebiyat dünyası da böyledir benim için.

İnsanları ötekileştirmememizin elzem olduğu bu dünyada kitaplar da en az insanlar kadar ırkçılığa uğramaması gereken değerlerimizdir.

Caner Tuncer, bir alıntı ekledi.
23 saat önce · Kitabı okudu · İnceledi · 8/10 puan

Susuyorum. Hayranlıkla (büyük ihtimalle aptalca) gülüyorum, bir o gözüne, bir öbürüne bakıyorum ve her ikisinde de kendimi görüyorum: ben bu küçücük, gökkuşağı karanlıklarda yatan küçücük, milimetrik bir mahkumum.

Biz, Yevgeni İvanoviç Zamyatin (Sayfa 138)Biz, Yevgeni İvanoviç Zamyatin (Sayfa 138)

Üşenmez de okursan "Suyun döngüsü"
Suyun döngüsü

4.5 milyar yıldır olduğu gibi dünya eğik (boynu bükük) ekseni etrafındaki alışıldık dönüşünü yapıyordu. Greenwich meridyeninde tan ağarmıştı. Güneşten gelen ışınlar ile dünyanın bu yüzünde, atmosferdeki atomların enerjileri artmış ve göğe yükselmeye başlamışlardı. Hidrojen (H) ve Oksijen (O) atomları troposferin hudutlarına tırmanırken adeta yarış içerisindeydiler. Etrafta salınan Oksijen ve Hidrojen atomları kendilerine bir eş bulup kovalent bağ yaparak, kararlı hale geçme mücadelesindeydiler.

Manş denizinden yükselen bir “O” ile Thames nehrinden yükselen “H2”, birbirlerini Stratosfer ile Troposfer sınırında gördüklerinde adeta birbirleri için yaratıldıkları hissine kapıldılar. İlk görüşte aşktı bu ve hiç vakit kaybetmeden, elektronlarını ortaklaşa kullanarak kovalent bağ ile bağlandılar birbirlerine. Artık hayatın sefasını el ele sürecek cefasına sırt sırta katlanacaklardı. Onlar gibi milyonlarca, milyarlarca çift bir araya gelerek öbek oluşturuyordu İngiltere semalarında. Çiçeği burnunda milyarlarca çiftin birlikteliği bembeyaz bir bulut oluşturmuş, sıcak Mayıs ayında Hyde park ve çevresinde tatlı bir serinlik oluşturacak gölge hediye ediyordu yeryüzündeki varlıklara.

Bulutun içerisinde öylesine çok sayıda çift toplanmıştı ki artık oluşturdukları kütle yer çekimine karşı koyamaz olmuştu. Yer çekimine yenik düşen kütleleri çiftleri yağmur damlaları olarak yeryüzüne düşürüyordu birer birer. Yağmur damlaları gökyüzünde süzülürken güneşten gelen ışınlar içlerinden geçerek kırınıyor ve bakmaya doyamayacağınız bir gökkuşağı oluşturuyordu. Sokaklarda gezen insanlar gökkuşağını seyre dalmış haldeydiler. Yüzeye ulaşan yağmur damlalarından kimisi yürüyüşe çıkmış bir çift sevgilinin eline düşüyor ve bahar serinliğini hissettiriyordu, kimisi bir meşe ağacının geniş yaprağında emiliyor, kimisi bir kedinin su kabına doluyor ve hayat veriyordu.

Bizim taze âşıkların oluşturduğu yağmur damlası diğerleri kadar şanslı değildi, uzunca bir vakit süzüldükten sonra rögar kapağından içeri düşerek kanalizasyon sistemine karıştılar. Yüzeye varana kadar sefasını birlikte sürdükleri hayatın cefalı kısımları başlamıştı onlar adına. Amonyak, metan ve benzeri diğer kimyasalları bağlarına katmamak için her zamankinden daha sıkı bağlandılar birbirlerine. Bu uzun, karanlık ve farelerle dolu yolculuğu dayanışma içinde bitirdiklerinde güzel günler onları bekliyordu. Yer altındaki zorlu yolculuğun ardından kanalizasyonun ucu Kelt denizine açılmıştı ve denize karışmak üzereydiler.

Deniz suları ile karıştıklarında çok sevindirici bir olay gerçekleşti, bağlarına bir tuz katılmıştı, yüzüne bakmaya doyamayacakları, hayatlarının sonuna kadar onu koruyup kollayacakları nur topu gibi bir tuzları olmuştu. Akıntılar ile birlikte önce Biskay körfezine sürüklenmiş, ardından Atlantik okyanusuna seyir etmişlerdi. Yolculukları boyunca nice yunuslar, balinalar görmüş, çocuklarını doğuran bir erkek denizatına rastladıklarında çok şaşırmışlardı. Petrol sızıntısı yapan bir Aframax hayatlarını tehlikeye atmış olsa da aile bu olaydan da sağ salim kurtulmuştu.

Okyanuslardaki maceraları son sürat devam ediyordu ki bizim tuzlu su molekülü akıntılar sonucu yüzeye tırmandılar. Güneşten gelen kavurucu ışınlar, oksijen ve hidrojen arasındaki bağı koparacak güçteydi. Kopan bağlarının ardından Hidrojen ve Oksijen adeta reenkarne olup tekrar göğe yükselmeye başladılar, arkalarında yetişkin bir tuz (NaCl) molekülü bırakarak.

Yok satan Nihilist

Günaydınlar
Gün aydın olsun
Bir gülüşün olduğu her yere bahar gelir. Dışarıdaki mevsim kimin umurunda ki;
Varsın hayat bildiği gibi gelsin.
Ceplerinde gökkuşağı taşıyan insanlar var bu Dünyada...
Gününüz yüreğiniz kadar güzel,
Papatyalar gibi huzurlu olsun...
🍃🌼🍃🍀🙏🏻
(Alıntıdır)

Ülkü Tamer
Geceleyin karanlıkta
Gülümsedim Buluta ben
Saçlarına düşen Yağmur
Gökkuşağı oldu birden
(Geceleyin)