Katil kim, ipuçları neler gibi düz mantığı, gizemi olan bir polisiyeden ziyade psikolojik, sanatsal ve felsefik derinliği ağır basan; pisikolojik polisiye türünde bir kitap Yolun Sonundaki Kadınlar.
Kadın cinayetleri üzerine; parçalanmış Bir zihin akışının içindeki polisiye kitabı. Cinayetlerden çok ölüsevici toplumun, namus adı altında hemen yaftalamaya meyilli toplumun, duyarsızlaşmış seyirci olan toplumun, yozlaşmış toplumun , bir türlü gelmeyen adaletin ağırlığı altında ezilip gerçeklikle bağını koparıp içsel olarak parçalandığı noktadaki farklı versiyonları okuyoruz.
Renk sembolizmi ( çevredekilerde sarı renk, kadının üstündeki elbisenin hep mavi oluşu ), dikkatini dağıtarak, detaylarda boğularak ( koku, renk, çevreyi izleme ) travmayı bastırma ; zaman algısının bükülmesi , rüya- halüsinasyon- gerçek karmaşası tam olarak zihin akışı içinde yüzüyor etkisi veriyor. Ve zihnin ne kadar kasvetli, çarpık ve parçalara ayrılmış olduğunu görüyoruz.
Karakterimiz zaman-mekan-an-anı karmaşası içerisinde. Zaman takibinde zorlanıyor , anılar birbirine karışıyor, uykusuzluk çekiyor ve biz bunları an ve an yaşayıp aynı karmaşa içine düşüyoruz.
İçsel bunalımı içindeyken yaşlı bir adamın oldukça yüklü bir miktar avans ile verdiği teklif ile hayatı tamamen değişti. Sonunu okuduğumda bir süre sindirmem gerekti. Maske detayı bende farklı farklı teoriler oluşturttu. Kitap içinde en çok yakıştırdığım benzetme ortada bir c*set varken fotoğrafını çekmeye çalışan kisileri Hitler selamı verdiğini düşündüğü andı. Aynı zalimlik gerçekten ...
Toplumumuzun kanayan yarasına bir de beyin yakacak bir pencereden bakmak isterseniz : Yolun sonundaki Kadınlar. birebir.
işbirliği
@myhopestars
@dersimozel
@alakargayayinlari
Yaşamın en büyük çıplak gerçeği karşısında korkuya ya da umutsuzluğa kapılmayan, yakınlarda patlamış mısır satılsa bu gerçeği mısır yiyerek izleyecek bir gruptu gördüğüm... İç karartıcı bir grup. Ölenin bir kadın olduğunu bildiği için daha bir parlamış gözler ve toplu bilinçle "Namussuz" kelimesini fısıldayan bayağılığın özeti bir organizma daha.
İçimde uçsuz bucaksız utanç sığınakları yaratan uzaklıklar arasında kalmıştım. O uzaklıklar benden birer parça alıp gitmişken bütünleşmem çok zor görünüyordu.