Bazı insanlarla görüşlerimiz çok farklı olsa da hayatımızın bir döneminde onları çok farklı noktalara koyduğumuz, anlaşılmak istediğimiz ama çoğu insanın anlamadığı hislerimizi anladığı, duygularımıza tercüman olduğu için onları zihnimizde özel odalara koyarız. Benim için Emir Burak İşler bunun örneği yazarlardan biri oldu. Ne kadar bir şeyleri yargılamak istemesek de yargılayabiliyoruz ama bu kitap bana ne kadar zıt görüşte şeyleri söylese de benim için her zaman özel bir yeri olacak ve seneler geçse de hatırlayacağım bir kitap olacak. Kendi görüşlerimi bir kenara bırakıp edebi görüşlerimi söyleyecek olursam bir yazarın ilk kitabı ancak bu kadar iyi olabilirdi gibi düşünüyorum. 197 sayfa boyunca cümleler içerisinde mest olarak okudum ve çok etkilendim. Yaptığı eleştiriler, topluma karşı düşünce biçimi, ne kadar yer ve zaman belirtmese de günümüz Türkiye'sine yapılan eleştiriler, metaforlar mükemmel denilecek kadar iyi. İlk kitabın bu kadar iyi olabilmesinin mümkün olduğunu gördüm ve neredeyse her sayfada cümlelerin altını çizdim defalarca dönüp okudum bazı sayfaları. Bazı günler sadece altını çizdiğim cümleleri okumakla vakit geçirdim bu kitapla. Ben uzun zamana yayarak sindirerek okunması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum çünkü oldukça yoğun insanı derinden etkileyen yerleri var. Bu tarz melankolik edebiyata bayılan biri olarak son bölümüne kadar çok sevdim ancak son 10 sayfası hiç beklediğim tahmin ettiğim gibi değildi. Yine de çok iyi bir kitap olduğunu düşünüyorum ve yazarın müthiş bir yazar olduğunu düşünüyorum ama son 10 sayfada kapıcının kendini islama teslim edip acılarından kurtulduğunu görmemiz benim için realistik bir yaklaşım değil ve bunun tam intihar etmeye karar verdiği an olması da kafamda oturmadı. Müslüman olsaydım, kapıcı 197. sayfada tabureyi