Feylesof 2071

Feylesof 2071
@goldendream
Her zaman doğrudan yana olmalı insan...
Philosopher
FELSEFE LİSANS
61 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
İŞTE CUMHURBAŞKANI’NIN EDECEĞİ YEMİN: MADDE 103- Cumhurbaşkanı, görevine başlarken Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde aşağıdaki şekilde and içer: “Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Devletin varlığı ve bağımsızlığını, vatanın ve milletin bölünmez bütünlüğünü, milletin kayıtsız ve şartsız egemenliğini koruyacağıma, Anayasaya, hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, Atatürk ilke ve inkılâplarına ve lâik Cumhuriyet ilkesine bağlı kalacağıma, milletin huzur ve refahı, millî dayanışma ve adalet anlayışı içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerinden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma, Türkiye Cumhuriyetinin şan ve şerefini korumak, yüceltmek ve üzerime aldığım görevi tarafsızlıkla yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda, namusum ve şerefim üzerine and içerim.”
Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi, 28 Şubat darbe davasında gerekçeli kararını açıkladı. 28 Şubat cuntasının sadece askerî kanadının yargılandığı davada, dönemin Genelkurmay Başkanı İsmail Hakkı Karadayı, darbenin güdücüsü Orgeneral Çevik Bir olmak üzere 21 sanığa ağırlaştırılmış hapis cezası verilmişti. Hatırlayalım, müebbet hapis ceza alan sanıklar, yaşlarından dolayı cezaevine değil evlerine gönderilmişlerdi. Bu kadar da hassas bir yargımız var! Darbecileri evlerine gönderen Ankara 5. Ağır Ceza Mahkemesi’nin yazdığı gerekçeli kararda görüyoruz ki, “Somut olayda haklarında mahkumiyet kararı verilen sanıklar ve haklarında soruşturma devam eden diğer faillerin, fikir ve eylem birliği içinde ve bir organizasyon dahilinde atılı suçu işledikleri” sabit bulunmuş. Gerekçeli kararı okumaya devam edelim: “Dava konusu olayda, hükümeti cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etme eylemini gerçekleştirmek üzere, bir kısım sanıkların önceden gizlice ittifak etmiş oldukları anlaşılmaktadır.” Buraya kadar olanı maddelere dökersek, 28 Şubat’ta: 1- Fikir ve eylem birliği içinde… 2- Gizlice ittifak etmiş… 3- Hükümeti cebren ıskat veya vazife görmekten cebren men etme eylemini gerçekleştirmek üzere… Gerekçeli karardaki ifâdeyle, “Bir organizasyon” kurulmuş. Hani bizim “cunta” dediğimizden! Peki bu cunta/organizasyon ne yapmış? Onu da gerekçeli karardan okuyalım: “Bu ittifakın sağlanmasından sonra, amaç suçun 4 Şubat 1997 tarihinde tankların yürütülmesiyle icrasına başlanmasından zararlı netice olan 54. Cumhuriyet Hükûmeti'nin başbakanının istifa etmek zorunda bırakılmasına kadar bir süreç halinde planlanıp tedricen uygulandığı, amaç suç bakımından öngörülen neticeye ulaşılmasını sağlayacak çalışmaların tamamlandığı, geriye sadece fiziki
Perşembe’nin gelişi Çarşamba’dan bellidir. İnce Cumhurbaşkanı adayı gösterildiğinde bir yazı yazmıştım. (İnce Tiyatronun İlk Perdesi... Kaybeden Bay Kemal, 5 Mayıs 2018) O yazıda şu öngörüde bulunmuştum: Bay Kemal partisinin Cumhurbaşkanını ilan etti. Muharrem İnce Bay Kemal’in istediği bir aday mıydı, yoksa açıklamak zorunda kaldığı bir aday mı? İkincisi elbette. *** İnce açık açık meydan okumuştu Bay Kemal’e: “Ya sen çık aday ol, ya da ben adayım.” *** Sonuçta İnce’nin dediği oldu. Bay Kemal kaybetti. İnce kazandı. *** Bay İnce’nin seçim sürecinde CHP kitlesi üzerinde oluşturacağı liderlik performansıyla seçimde yenilse bile arttıracağı bir kaç oy fazlasıyla Bay Kemal’i koltuğundan edecek güce erişeceği sır değil. İki ihtimal var: Bir:Seçilirse Bay Kemal’in üstünde bir siyasi gücü olacak.