Feylesof 2071

Feylesof 2071
@goldendream
Her zaman doğrudan yana olmalı insan...
Philosopher
FELSEFE LİSANS
61 okur puanı
Aralık 2017 tarihinde katıldı
İsmet Paşa, Atatürk'ün yanından omuzları çökmüş, ayaklarını neredeyse sürüyerek çıkar. Salih Bozok'la, Kılıç Ali köşkün alt katında kendilerine ayrılmış yatak odalarına geçerler. Tam bu sırada nöbetçinin sesi duyulur: "Buradan paşam.." Odaların arası çok ince, kontrplakla kaplı olduğundan Kılıç Ali bütün konuşulanları rahatça duyar: "Salih Beyefendi benim Gazi'ye hangi duygularla bağlı olduğumu herhalde en iyi biloenlerden biri sizsiniz. Benim "İsmet Paşa" olarak neyim varsa hepsini ona borçluyum... Bu akşam aramızda hoş olmayan şeyler yaşandı. Gazi'nin hakkı var, sinirlerim iyice bozulmuş. Olmayacak şeyler yapıyorum. "Bu akşam bana başbakanlıktan çekilmemi emretti. Beni başbakan yapan Gazi çekil diyen de Gazi; emrine karşı boynum kıldan ince. Lütfen.. Gazi Paşa beni kovmasın! Bu akşam olanlardan sonra benim Başbakanlıktan çekilmem düşmanlarımız güç kazandırır. Ben Gazi'yi bunca seven milletin karşısında bütün itibarımı yitiririm. Milletin nefretine terk etmesin beni. Yalvarırım..." Salih Bozok ne diyeceğini şaşırmıştı: "Sayın Paşam siz çok yakın iki arkadaşsınız. Birbirinize sitem etmişsiniz... Hepsi bu." "Sizden istirhamım Salih Beyefendi, hemen Gazi'ye gidip bu duygularımı arz ediniz. Bendenize iki haftalık bir süre tanısın, bir dokor raporu alıp yorgunluk gerekçesiyle çekileyim. Çoluğuma çocuğa bırakacağım tek onuru benden esirgemesin..." Salih Bozok Atatürk'ün yanına girer; olan biteni anlatır. Atatürk güler, sonra da bir cigara yakar: "Hadi be ya! (Atatürk'ün kağıt oynarken, tartışırken kullandığı, bir tür meydan okuma deyimi) Sofrada pek güzel hava atıyordu! Neden amana düştü bakalım!" Sonra cigarasından derin bir nefes çeker: "Pekala.. Bunları kendi bana söylemiş gibi kabul ettim. Yalnız sofrada bir başımıza değildik; bu söylediklerini yarın akşam da
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
1071-2018 ve BUGÜNDEN İTİBAREN BAŞLAYAN YENİ BİR TÜRKİYE BİNYILI… Sevgili Dostlar, coğrafyamızda bulunduğumuz ilk bin yıllık süreçte inanılmaz saldırılara maruz kaldık ve hepsine karşı koyarak gerektiğinde topraklarımızın her karışını kanlarımızla sulayarak bugünlere geldik… BU COĞRAFYADA DEVLETLER KURDUK, YIKTILAR, YENİDEN KURDUK VE SON OLARAK “CUMHURİYET “Emperyalizme karşı mücadelenin” ruhudur teziyle TÜRKİYE CUMHURİYETİ DEVLETİ’ni bina ettik… BİN YILIN HAKKINI VERDİK VE YENİ BİR ADIM İLE YÖNETİM SİSTEMİMİZİ YENİLEYEREK BUGÜN İKİNCİ BİN YILLIK SÜRECİ BAŞLATIYORUZ! Evet bugün çok önemli bir gün. EMPERYALİZM, ZORBALIK, DARBELER, SALDIRILAR, EKONOMİK-SOSYOLOJİK TUZAKLARA KARŞI MÜCADELE EDEREK BUGÜNLERE GELEN VE DEVLET İLE MİLLET DİNAMİKLERİNİ “BİR” EDEREK, YOLUNA DAHA HIZLI DEVAM EDECEK OLAN TÜRK DEVLETİ VE MİLLETİNİN YENİDEN YOLA ÇIKIŞI… HEPİMİZE HAYIRLI OLSUN… Peki bundan sonra ne olacak? NASIL DAHA HIZLI YOL ALACAĞIZ? İKİNCİ BİN YIL BİZE NE GETİRECEK? Yeni Türkiye nasıl şekillenecek? HER ŞEYDEN ÖNCE; TÜRKİYE CUMHURİYETİ DAHA DA GÜÇLENECEK! Bugüne kadar kendimizi feda ederek ZORBALIĞA, EMPERYALİMZE karşı verdiğimiz mücadelemizi BİLGİ, ÜRETİM, AKIL, TEKNOLOJİ VE VİZYON ODAKLI BİR ŞEKİLDE YENİDEN TANIMLAYARAK YOLUMUZA DEVAM EDECEĞİZ. Yeni Türkiye “Bilgi Temelli” olacak… YENİ TÜRKİYE “TEKNOLOJİ” temelli olacak… Yeni Türkiye “ÜRETİM” temelli olacak… Yeni Türkiye NÜKLLER ENERJİYİ kullanacak… Yeni Türkiye “AKIL-BİLİM-MANEVİ DEĞERLER” sentezini temel edinecek… YENİ TÜRKİYE, YENİ BİR DÜNYA, YENİ BİR TÜRKİYE ve yeni bir EKONOMİK PARADİGMA TANIMLAYACAK… Yeni Türkiye “Finansal-Entelektüel” kapasitesini oluşturup, kullanacak… YENİ TÜRKİYE “BATI’NIN EMPERYALİST YÖNTEMLERLE DOĞU’NUN KANINI EMDİĞİ” DÜZEN’in önünde EN BÜYÜK ENGEL, MAZLUMLARIN SESİ VE KİMSESİZLERİN
Bugün fiilen yürürlüğe giren “Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi”nin mucidi kimmiş, biliyor musunuz? Birazdan açıklayacağım... Dudaklarınız uçuklayacak. Önce, bu yazıya konu teşkil eden şahısla ilgili birkaç tespitimi/gözlemimi aktarmak istiyorum. Meral’ci Yeni Çağ gazetesinde yazan bir arkadaş var. Hafif “ülkücü”, ağır kırat “ulusalcı” takılıyor. Ülkücü görünümlü CHP’li... Böyle çok gözlüklü, düzgün bir profil çizen, uzaktan “aydın”a benzeyen ama hangi “aydınlatma” faaliyetinde bulunduğunu bilmediğimiz bir arkadaş... Ben bilmiyorum en azından... Çünkü bugüne kadar doğru dürüst bir yazısını okumadım. Dolayısıyla, ondaki “değer”e ilişkin bir değerlendirmede bulunamam. Bir köşeyi iştigal ettiğine ve “çok gözlüklü aydın” görüntüsü verdiğine göre, ona yazdıranlar mutlaka bir değer keşfetmişlerdir. İsmini söylemek istemiyorum; kendisine önem atfedildiğini düşünebilir. “Zihniyet”i tanıyın diye konu ediyorum. İşbu kripto CHP’liyi, geçenlerde Halk TV’de gördüm. Tesadüfen... Bir sunucu ve emekli bir generalle birlikte, stüdyoya kurulmuş, “yeni sistem”i konuşuyorlar. Konuşmuyorlar... Saldırıyorlar! Konuşmacıların en atarlısı bizim “Kripto...” Yeni sistemle birlikte cumhuriyetin ve cumhuriyet değerlerinin (elbette kurumlarının) tasfiye edildiğini söylüyor. Diyor ki, “Erdoğan’ın elinde öyle yetkiler var ki, isterse devletin ismini değiştirebilir, ülkeyi bölgelere ayırır... Her şeyi yapar.” Bu “kuşku/endişe/paranoya” kılıfı giydirilmiş hezeyanları değerlendirecek, “Hayır, durum senin resmettiğin gibi değil” diyecek halimiz yok. Bu ülkede saçmalama özgürlüğü var.
Erdoğan devrimcidir. "Kökten" değişim istedi ve değiştirdi... Halkçıdır... Milletini çok sever... Onsuz asla iş yapmaz... Milletine "yaşanabilir" bir dünya için çalışan tek dünya liderdir Erdoğan. Emperyalist-kapitalist sisteme, sömürüye, haksızlığa sonuna kadar karşı çıkan ve isyan eden kişidir. 'Dünya beşten büyüktür' diyen odur! Meseleye buradan bakınca Reis'i yok etmek için kurulan uluslararası çeteyi, taşeronları CHP ile FETÖ'yü, PKK'yı ve yaptıklarını daha net görürüz. Reis'i halktan koparmak için ne fırıldaklar çevirdiler! Gezi, 17-25 Aralık Yargı Darbesi, MİT TIR'larının durdurulması ve 15 Temmuz kanlı darbesi birkaçıdır. Öldürmek için çete bile kurdu şerefsizler. Suikast girişimlerini anlatmaya gerek yok! Hiç durmadılar ki! Standard & Poor's, erken seçim kararı üzerine Türkiye'nin 'kredi notu'nu düşürdü. Türkiye 7.4 büyümüşken hem de. Provokatörler borsaların kapalı olduğu geceleri bile doları yükseltti! Malum yazar çizer takımı kuyruklu yalanlarla seçime yön vermeye kalktı. Anket firmalarının algı dolu palavraları akıllara ziyandı. Soner Yalçın'ın iftira makinesi aralıksız çalıştı. ABD ve Avrupa medyası Erdoğan'a kin kustu. Yabancı ajanslar seçim günü bile suikast planladı... Sonuç: CHP kaybetti. Reis kazandı. *** Hepsi kafayı yedi. Birbirine girdiler.
Birkaç gün önce yolum bir vesileyle Beyoğlu'na, İstiklal Caddesi'ne düştü. Caddenin ortasında bir kitapçıya girdim. Belki de, "girme gafletinde bulundum" demeliyim. Bulunmaz olaydım. Mekâna adım atar atmaz kitap dolu bir masa sizi karşılıyor. Üzerinde yeni çıkan kitaplar var. Bilmeyenler için söyleyeyim, TÜİK istatistiklerine göre Türkiye'de her ay ortalama 4500 kitap yayımlanıyor. Bu kitapların yaklaşık dörtte biri ders kitabı. Gerisi edebiyat, tarih, sosyoloji, dini ilimler vs. Diyeceksiniz ki dükkân sahibi ne yapsın? Hepsini koyacak hali yok ya! İçlerinden bazılarını seçecek! Haklısınız, seçecek! İşte o seçme ameliyesi çok önemli. Eğer ki sadece devlet düşmanlığı yapan, terörü ve şiddeti öven, bu ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanı'na hakaret etmeyi alışkanlık haline getirmiş isimlerin kitapları seçiliyorsa orada bir kasıt var demektir. Ben de işte o kasıta işaret ettim. O masanın bir köşesinin fotoğrafını çektim ve şu mesajla birlikte sosyal medya hesabımdan yayınladım. "Yeter artık! Yerli ve milli bir kültür politikasının vakti gelmedi mi? İstiklal Caddesi'nin göbeğinde bir kitapçıdan..." Paylaştığım görselde 5 adet kitap göze çarpıyordu. Bunlardan biri Selahattin Demirtaş'a, biri İdris Balüken'e, biri Eren Erdem'e, bir başkası da Elif Şafak'a aitti. O fotoğrafta yer alan diğer kitabın başlığı ise Akademisyenlerden KHK Öyküleri'ydi. Eren Erdem'in kitabının başlığı ise tam bir fecaatti: Diktatör Devirme Sanatı. Kitabın kapağına baktığınızda ilk gözünüze çarpan Erdoğan'ın çizimi. Diğer bir kitap, devlete katil diyen bir bildiriye imza attığı için devlet üniversitelerinden atılanları aklama derdinde. Ötekiler de malum işte. Bu manzara bir kültür politikasının ürünü. Bu topraklara, bizim değerlerimize, bu millete düşman bir politikanın sonucu. Batıcı bir kültür