Poyraz34 profil resmi
''Mon petit.''
Asker
Pendik . Alt kaynarca
Üsküdar
Erkek
6 okur puanı
13 Oca 12:29 tarihinde katıldı.
  • Poyraz34 tekrar paylaştı.
    Tanrım!
    Çıldıracağım!
    Ve bu işten bile olmayacak...

    "İnsanın içi ağrır mı?" diye gereksiz bir soru dolanıyor etrafta. Ve bunu kim soruyor biliyor musunuz? İçi ağrıyan insan.
    Evet! İnsanın içi ağrıyabiliyor. Hem de ne ağrı!
    "İçi" derken hemen kalp geliyor değil mi aklınıza? Eh, siz de haklısınız; yüzyıllardır kalbin beyinden daha kıymetli olduğu masalına inandırıldık hepimiz. Siz de haklısınız.

    Ama insanın kafasının içi de ağrıyabiliyor. Mesela beyni! Mesela düşünceleri...
    Sizin hiç düşünceleriniz ağrıdı mı? Benim ağrıdı. Benim ağrıyor...
    "Çıldıracağım! Aklımı oynatacağım!" sanıyorum, ama olmuyor. Her seferinde köşesinden dönüyorum. Neden mi? Nasıl mı? Dedim ya, hepimiz yüzyıllardır aynı masalı dinliyoruz, ben de dahil. Kalbimdeki o güçlü duygu; ki henüz onu isimlendiremedim, buna engel oluyor.
    Peki iyi mi oluyor bu? Orasını bilemiyorum...

    "Belki de bu dünyada akıl sahibi olmak, bir insana verilen en ağır yüktür."
    Şu cümleyi kurduktan sonra kahkaha attım içimden. Neden mi? Çünkü babam hep der ki: "Akıl, bir insana verilmiş en büyük nimettir."
    Eehh ! Babam çok şey söyler benim. Mantıklı da konuşur çoğu zaman. Ama bu, onu her zaman kabul ettiğim veya edeceğim anlamına gelmiyor. Gelemiyor...

    Kendi kendime "Anlamak yaşamaktır!" demiştim bir süre önce. Kendi müsademle düzeltiyorum şimdi, "Anlamak, işkencedir çoğunlukla!"
    Mesela ben akıl hastalarını anlayabiliyorum. Akıllarını neden yitirdiklerini, onları o sınıra getiren nedenleri ve sınırın ötesine geçmeye iten kırılma noktalarını! Hepsini anlayabiliyorum. Anlıyorum, içim ağrıyor...
    İsyan edenleri de anlıyorum, inkar edenleri de. Vurdumduymazları da! En çok da onları anlıyorum bugünlerde... Her şeyin farkındalar ve umursamıyorlar. Çünkü umursarsalar, akıllarını oynatma eşiğine gelecekler. Bir çeşit savunma mekanizması işte..
    Bir de; her şeyin farkında olup da kabullenemeyenler, hayata karşı hep bir savaş içinde olanlar var. Onları da anlıyorum.
    Ne diyordu Dostoyevski: "Her şeyi anlıyorum ve bu beni öldürecek." Sana burdan kocaman(!) gülümsüyorum Dostoyevski. Seni de anlıyorum şimdi...

    Biliyor musunuz; ben Ahmet Kaya'yı da anlıyorum. Hani bir şarkısı var, müptelası olduğum!
    "Depremler oluyor beynimde,
    Dışarda siren sesi var,
    Her yanımda susmuş insanlar susmuş
    İçimde ölen biri var!" diyor ya isyanla, tutkuyla, ruhuyla!
    Ahh! Onu da anlıyorum. Anlıyorum ve içim çok ağrıyor.
    Yaşasaydı o da beni anlardı! Anlardı biliyorum. Aynı acıyı yaşayan insanların arasında kimselerin(!) göremeyeceği bir bağ olur. Onlar konuşmadan anlaşır. Biz de öyle olurduk onunla. O sevdiceğine yazmıştı belki bu şarkıyı, ama ben tam olarak kendim için yaşıyorum şuan. Çünkü neredeyse bu halde beyniminiçi! Büyük, çok büyük depremler oluyor içimde. Yakıcı, yıkıcı, yok edici. İçim ağrıyor...

    Kendimi alıyorum kendimden, oturtuyorum karşıma. İsyanla, acıyla, dolup dolup taşamamakla ama yine de sakince fısıldıyorum ona.

    "Bana bir şeyler anlat!
    Canım çok sıkılıyor.
    Bana bir şeyler anlat, anlat
    İçim içimden geçiyor."
    diyorum, boş gözlerle bana bakıyor.
    Belli ki beni anlamıyor. Olsun ben devam ediyorum.

    "Yanımdasın susuyorsun.
    Susuyor konuşmuyorsun,
    Bakıyor görmüyorsun!"
    derken, sesim hiddetleniyor. E haliyle o da korkuyor.Yine de bir tepki vermiyor.

    "Dokunsan donacağım.
    İçimde intihar korkusu var.
    Bir gülsen ağlayacağım,
    Bir gülsen kendimi bulacağım."
    Yok. Yine tepki vermiyor.Belki de beni anlamıyor...

    "Depremler oluyor beynimde!
    Dışarda siren sesi var.
    Her yanımda susmuş insanlar susmuş
    içimde ölen biri var."
    Diyorum sessizce.Belki de çaresizce...

    Bir umut, gözlerine bakıyorum karşımda oturan kendimin. İşte o zaman küçük, küçücük bir an da olsa beni anladığını görüyorum. O umuda tutunmak istiyorum! Buna ihtiyacım var çünkü.
    Ben kendi içimde ölüyorum ve bunun farkına varabilmek için ne acılar çekiyorum!
    Ben daha bunu kendime anlatamıyorum, ben daha bunu yapamıyorum; nerde kalmış... Neyse.
    Yine varamadık bir yere. Olsun. Zaten vardığımda bitecek bu tantana. Bakalım beyaz önlüğü ne amaçla giyeceğiz ;)

    Küçük bir not:
    "Tanrım!
    Aklımı oynatıyorum.
    Müdahele etmeyecek misin?"
    https://aycanna.blogspot.com/...ce-isler-bunlar.html
  • Poyraz34 tekrar paylaştı.
    benim hiç sapanım olmadı anne, 
    ne kuşları vurdum, 
    ne de kimsenin camını kırdım... 
    çok uslu bir çocuk değildim ama, 
    seni hiç kırmadim, hep boynumu kırdım. 
    ben hayatım boyunca 
    bir tek kendimi vurdum! ..

    suskun görünsem de, 
    fırtınalı ve mağrurdum anne. 
    bir mızrak gibi, 
    aynada hep dik durdum anne! .. 
    ben sana hiç bir gün laf getirmedim, 
    leke sürmedim. 
    ama göğsümü çok hırpaladım, 
    kalbimi çok yordum... 
    ben hayatım boyunca, en çok kendimi sordum! ...

    benim hiç sevgilim olmadı anne, 
    ne bir yuva kurdum, 
    ne bir gün şansım güldü... 
    öpemeden bir bebeğin gidişini, 
    tükendi gitti çağım... 
    kimi yürekten sevdiysem, 
    yüreğini başkasına böldü... 
    bir muhabbet kuşum vardı, 
    o da yalnızlıktan öldü...

    sen beni göğsünde 
    hep acılarla mı soğurdun anne? 
    yoksa evlat diye, 
    koca bir taş mı doğurdun anne? 
    eziyet degilim, zahmet değilim, 
    musibet hiç değilim; 
    bir senin mi balına sinek kondu, söylesene! 
    doğurdun da beni, 
    ne ile yoğurdun anne?

    benim hiç hayalim olmadı anne... 
    ne seni rahat ettirdim, 
    ne kendim ettim rahat... 
    BİR MUTLULUK FOTOĞRAFI BİLE ÇEKTİRMEDİ BU HAYAT! 
    kaybolmuş bir anahtar kadar 
    sahipsizim anne... 
    ne omuzumda bir dost eli, 
    ne saçımda bir şefkat...

    say ki yollardan akan, 
    şu faydasız çamurdum anne... 
    say ki ıslanmaktım, üşümektim, 
    say ki yağmurdum anne! 
    bunca yıldır gözyaşlarını, 
    hangi denizlere sakladın? 
    oy ben öleyim, 
    SEN BENİ NE DİYE DOĞURDUN ANNE? ? ?
  • Ağladıkça dağlarımız yeşerecek görecek göreceksin.
  • "Elalem ne der? "sözü kadar duvarı yüksek bir hapishane var mı?
  • Ne zaman unutur gibi olsam olmuyor, unutmak istediğim her şeyin ortasındayım...
  • Adam kadından uzaktaydı. Mesafeyle ilgili teknik bir problem...
    Kadın ise adama uzaktaydı. Coğrafi uzaklıkla ilgisi olmayan metafizik bir problem...
  • Nefret mı? Hah. Nefret etmiyorum. Ben kimseden nefret etmem. Bu lanet olası dünyadaki herkesi severim ben.
  • ....insanın ne mal olduğunu anladığını sanıyorsun değil mi ? Nafile, şu altmış seneye yakın hayatımda ben bile anlayamamışım.
''Mon petit.''
Asker
Pendik . Alt kaynarca
Üsküdar
Erkek
6 okur puanı
13 Oca 12:29 tarihinde katıldı.

Okuduğu kitaplar 4 kitap

  • Kardeşim Rüzgar Kardeşim Deniz
  • Delifişek
  • Güneşi Uyandıralım
  • Şeker Portakalı

Türlerine göre okudukları

Yazarlarına göre okudukları

Kütüphanesindekiler 4 kitap

  • Kardeşim Rüzgar Kardeşim Deniz
  • Delifişek
  • Güneşi Uyandıralım
  • Şeker Portakalı

Beğendiği kitaplar 3 kitap

  • Delifişek
  • Güneşi Uyandıralım
  • Şeker Portakalı

Beğendiği yazarlar 2 kitap

  • José Mauro De Vasconcelos
  • Stefan Zweig