Kevser

Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
. "Burjuva ahlakı" denen şey nedir? Onu eleştirenler için bu bir çıkar elde etme arzusu, sosyal adaletsizlik karşısında göz yummak (daha doğrusu bu adaletsizlikler karşısında kör olmak), kariyerizm, sahte tevazu, çokça ikiyüzlülük, dar görüşlülük, insanın sadece kendine ve kendi sorunlarına (belki de fazlasıyla kendi ailesine) dönük olmasıdır. Eleştirenlerin gözünde burjuvalar tok ve kendi kendine yeten insanlardır. Herman Hesse ve Thomas Mann'ın romanları bu tür bir burjuvayı, ahlakını ve dünyasını protesto niteliği taşır.
Huxley bize iki şey öğretmiştir: 1) ütopyaların mümkün olduğunu ve tam da bu yüzden tehlikeli olduğunu ve 2) tüm insanların özgürlüğü sevmediğini ve insanların daha üstün ve asil olan her şeyde olduğu gibi özgürlüğe davet edilmesi ve özgürlüğün öğretilmesi gerekliliği. Özgürlük doğal bir durum değil, bir gelişmişlik durumudur. İnsanların çoğu özgürlüğü, biraz emniyet ve zevke kolayca tercih ederlerdi. 20. yüzyıl tarihi bunu doğrulamaktadır.
Sayfa 136·Kitabı okudu
Halk ve kitle (halk kitleleri) aynı şey değildir. Demagoglar ikisi arasındaki farkı bilir, bu yüzden hedeflerine yönelik olarak çokça kullanır. Halk, bir iç prensip bilinci, ahlakı ve idealini yitirdiği zaman kitleye indirgenir. Halk eksi bilinç eşittir kitle. Kitle, idealsiz bir amorf topluluktur, herkesin kendisi için yaşadığı, şahsi çıkarı veya dürtüsü olduğu, daha ulvi ve ortak bir şeyle ilgili bilinci, hatta ortak bir adı bile olmayan bireyler toplamıdır. Halkın hâlâ bir ideali vardır, kit-lenin ise yalnızca arzuları. Onu tarihsel yolculuğun sonunda, çöküşün eşiğinde buluruz. Bunun tipik örneği, Roma İmparatorluğu'nun çöküşüne yakın ortaya çıkan Romalı lümpen proleteryadır.
Sayfa 119·Kitabı okudu
Hayat boyu savunulamayacak, sürekli ve amansız bir çöküşe mahkum olan bir şeyleri savunmaya gayret ediyoruz: hayat, sağlık, mal. Daha en başında kaybedilmiş olan bu beyhude mücadelede, onlar için mücadele etsek kazanabileceğimiz ya da muhafaza edebileceğimiz gerçek değerleri unutuyoruz. Kur'an'ın açıkça ortaya koyduğu gibi, hayatımız boyunca gerçek değerleri sahte değerlerle değiştiriyoruz.