Bizi sevenler,sevdiklerimiz bazen bizi korumak, kollamak adına o kadar hatalı işler yapıyor ki bedelini biz ödüyoruz ve kader diyoruz buna. Kader olmasa nasıl yaşarmışız,bilmem.
En acı tarafı ne biliyor musun? Bak adam evini terk edip kaçmış. Sobasını yaktık,çaydanlığında su kaynattık. Bu evin ahalisi şimdi nerede,kim bilir? Beş gündür konserve ile besleniyoruz. Bu gidişle aylarca da böyle olacak. Şikayet için söylemiyorum, alıştık artık. Bana en çok koyan Batı’da, büyük kentlerde oturup şimdi sıcak ofislerinde,evlerinde, akşam nereye gitsek,nerede yeyip içip eğlensek planları yapan sevgili halkımız. Hala kimse hiçbir şeyin farkında değil,buralar umurlarında değil. Bir evladını,yakınını bu savaşta yitirenlerin gözü yaşlı, bir de evladı,sevdiği buralarda olanların.
Öldürmek, kulağının dibinde vızıldayan ya da yemeğine konan bir sineği öldürmek gibi. Biliyorsun ki öldürsen,bir daha öldürsen,onunu,yüzünü de öldürsen aynı sinek hep gelip vızıldayacak. Sineği olmadan,yaratılmadan çıktığı yeri kurutmak lazım. İşte bu yüzden ölüp öldüreceğiz;biz de onlar da.