Haruki Murakami, yarattığı tekinsiz dünyası ve bu dünyanın kıyısına atılmış kahramanlarıyla ruhuma dokunan bir yazar. Öyleki kitaplarını okurken kahramanlarından bir ya da birkaçının ruh haline bürünürüm.
Eksiklik hissini anlamlandırmaya çalışan kahramanların, kâbus ve gerçeklik arasındaki o tuhaf sınırda ilerlemelerini, hayatı sorgulamalarını, arayışlarını, kimlik karmaşalarını ruhumdaki boşluklara bakıp okudum.
Anlatıcımız; ansızın ortadan kaybolan sevgilisini bulmak için sezgilerine ve rüyalarına kulak vererek yıllar sonra Yunus Otele doğru yola çıkar. Burası onu kaybettiği yerdir. Fakat bu noktadan sonra iç içe geçen olay örgüsüyle hayal ve gerçekliğin tam ortasına düşer. Bu kez diğer Murakami kitaplarından farklı olarak gizem unsurumuz bir kadın, bir koyun ya da gizemli bir patron değildir. Bu kez gizem unsurumuz insanın ilkel benliği, karanlık taraflarıdır. Felsefe, edebiyat, sanat, sistem eleştirileri ile dolu dolu bir eser.