·112 syf.····Okunma: 09 Ocak 2021 12:08 Ay Işığı Sokağı ;
Trenini kaçıran bir adamın kalabalıktan kendini ıssız sokaklara atmasını, bu sokakların denizcilerin uğrak yeri olduğunu farkederken, Almanca bir şarkı söyleyen kadının sesini duyup, o sesin peşinden gitmesiyle olaylar başlıyor.
Gezgin, sesi takip edince kendini bir batakhanede buluyor. Hissiz bakışlarla orada dikilen kadını izlerken, aynı yere miskin bir adam geliyor. Kadın ile bu adamın arasında geçen münakaşayı gezgin de izleyerek dahil oluyor.
Kadının hareketlerine, hakaretlerine,incitmelerine karşı olan iğrenme dürtüsü ile kendini yine ıssız sokaklara atıyor. O an miskin adam yanına gelip gezgine kadınla arasındaki tüm hikâyeyi anlatıyor.
Anne babanın bir insana nasıl örnek olacağını da, insanın kendi içindeki çelişkiyi azaltmak için başkasına nasıl güç sergileyeceğini de, başkasını kendine muhtaçmış gibi, duygularını pohpohlamak için nasıl kullandığını da yazar çok iyi anlatmış.
İnsan hayatının gidişatını seçmiş olduğu kişilik belirler. Kimse bir başkasını kalıba sokamaz. Biz kendi içimizde duygularımızla, düşüncelerimizle şekilleniriz.
Kendimizi üstün görmek için başkasını aşağılamak, aşağılık bir karaktere sahip olduğumuzu zaten bize anlatır.
Hareketlerimiz benliğimizin aynası olur. Benliğimizi başkasını bize zorunlu kılarak egemenlik altında tutmaya çalışırsak, yıkılmaya yüz tutan krallık gibi sadece kayıplarımızın peşinden koşarız.
***
Mürebbiye ;
Konu her ne kadar mürebbiyenin yaşamış olduğu olaylar doğrultusunda ilerlese de asıl ders , iki küçük çocuğa büyükler tarafından ahlak, yaşam , gereksinim kuralları adı altında acımasızlık ve düşüncesizlikle vermiş olduğu zararı anlatıyor.
İnsanların yaşça büyük olması küçük çocuklara danışan olmak yerine, bir hükümcü gibi davranılmasının çocuklarda hayata , insanlara ve güvene karşı nasıl yara aldığını gösteriyor.
İki kızın bakış açısından okuduğum bu kitabın bir nevi aile eğitimi niteliği taşıdığını düşünüyorum.
Kendilerini ilgilendiren en ufak bir kararın bile onlara danışılmadan hayata konulması , çocuklar açısından karar verme ve düşünce sahibi olma yetisine engel olduğunu bizzat hikaye ile görmüş olduk. Aslında farkında olmadıklarını sandığımız birçok olayın içinde baş karakter olarak yer aldıklarını, büyüklerin davranışları yüzünden değişime uğrayan karakterlerine ebeveynlerin sebep olduğunu, en küçük durumda bile onları konuya dahil etmenin akıllarında gizemi daha doğru şekilde çözebilmelerine vesile olacağını da farkettim.
***
Görünmeyen Koleksiyon ;
Kitap , insanların birbirine gösteriş yapma çabası ile ne anlam ifade ettiğinden haberi bile olmadığı halde koleksiyon derdine düşmüş, bir akım niteliği taşıyan bu duruma açgözlülükleri ve paraları ile başkasından daha iyi olduklarına kendilerini inandırmak için yarışa girmiş durumda olduklarını anlatarak başlıyor.
Hal böyle olunca elinde değerli eşyaları tükenen bir antikacının eski müşteri listesine bakarak uzun zaman önce sürekli olarak kendi dükkanlarından alım yapan emekli bir askerin mektuplarına denk geliyor ve elindeki değerli parçaları almak için görüşmeye gidiyor.
Koleksiyonerin kör biri olduğunu gören antikacı üstüne ailesinin ondan sakladığı durumu da beraberinde öğreniyor. Kendi iç mahkemesinde adamı hem mutlu etmek için uğraşırken, hem de ailesinin sırrını bozmamaya, onları yaşamın zorluklarına neden olan hayat şartlarının altında ezilmemeleri için oyunlarına ortak oluyor.
Gerçek mutluluk değerli bir birikim.
Gerçek acı üzmemek için susmak.
Gerçek saygınlık bilinmeyen kapıların ardındaki hayatları görmek.
Görünmeyen koleksiyon, gören bir yüreğin içinde saklı..
Hepsi birbirinden etkileyici üç hikaye insanın duygularını ve psikolojisini derinden sarsıyor.