İskender Pala, "Efsane" adlı tarihi romanında Kaptan-ı Derya, Akdeniz'i titreten, Preveze Deniz Muharabesi' nin baş kahramanı olan Barbaros Hayrettin Paşa, Hızır Reis ve birçok lakabı olan kızıl sakallı bu kaptanı ve himayesinde görev alan "can dostum" dediği Sidi Alkala ve Beatrix'in birbirlerinden zorla ayrılışını ve birbirlerini yıllarca dinmek bilmeyen bir aşk ateşi ile arayışlarını anlatıyor.(Hatta bu aşk öyküsü Barbarossa'nın hikayesini gölgede bırakmış diyebiliriz.:)
İshak, Oruç, Hızır, İlyas kardeşler hayatlarına her ne kadar birbirinden farklı mesleklerle başlasalar da çocukluktan beri hep deryanın hayalini kurmuşlardır; lakin bir engel vardır ki babaları... Akdeniz'de kan gölleri oluşturan korsanlar yüzünden onları elinden geldiğince denizden uzakta tutmaya çalışan babalarına rağmen, kardeşlerin 2'si, Oruç ve Hızır beraber Akdeniz'i titreteceklerini kim bilebilirdi?
Öte yandan Sidi Alkala ve Billure'nin daha çocuk yaşta birbirlerine dokunamadan âşk ile ayrı kalmaları ve uzun yıllar boyunca, birbirlerinin hasretini çekerek, çile içinde, vuslat gününü bekleyerek geçen günler... İskender Pala'nın dâhi satırlardan, paragraflardan taşırdığı bu sevda yolculuğuna bizleri de şahit ettiriyor ve dokunmaya kıyılmayan bir aşka tanık oluyoruz.
Not: İlk başta çok fazla bilmediğiniz terimler yüzünden sıkılabilirsiniz ama daha sonra kitabın arkasında da bulunan sözlük ile birlikte roman akıcılığa kavuşuyor.