·576 syf.····Okunma: 08 Ocak 2021 21:35 Simgebilimci Robert Langdon, aldığı telefon ve faks sonucu ani bir kararla CERN'e gider. Göğsünde bir baskıyla ölü olarak bulunan bilim adamının üstündeki baskıyı araştırılması için çağırılmıştır. Önündeki 24 saatin, bindiği jet kadar hızlı ve şaşırtıcı olacağından habersiz bir şekilde CERN'e ulaşır. Ve olaylar başlar.
Öncelikle her karaktere aşık olduğumu söyleyerek başlamak istiyorum incelemeye. Karakterlerin davranışları, konuşmaları o kadar tatmin ediyor ki okuyucuyu-bir o kadar da şaşırtıyor- kitabın sonunda bir daha karşılaşamayacağınız için üzülüyorsunuz. Ana karakterden ara karaktere kadar herkesin düşüncelerine önem vermiş yazarımız. Ve bu daha keyifli kılmış kitabı açıkçası. Şahsen sadece 1 karakterin gözüyle bakmaktansa olaya, kameramandan tutun kurbanlara kadar neredeyse her karakterin bakış açısına değer verilmiş.
Katil veya karakterler hakkında peşin hükümlülük yapmayın çünkü polisiye sağ gösterip sol vurmayı çok iyi biliyor.
Bu kitapta sevdiğim diğer şeylerden biri de çözülecek fazla gizemin ve şaşılacak fazla gerçeğin olması. Yani kuru kuru katili bulup kitabı bitiremiyorsunuz. Bu da bir çırpıda bitirmenizi sağlıyor.
Kitap bana kalırsa içinde her duyguyu barındırıyordu. Duygusuz falan değildi, vıcık vıcık da değildi. Karşılıklı konuşmalarda birbirlerine verdikleri cevaplar veya söyledikleri laflar kesinlikle zekiceydi ve okurken havaya girmemi sağladı.
Kitapta geçen her türlü tarihi eser, mekan, kitaplar gerçekmiş.
Dan Brown gerçekten sağlam bir araştırma yapmış anlaşılan.
Aynı zamanda kitap size resmen İtalya'yı gezme imkanı veriyor.
Eğer biraz olsun sanata, bilime ve tarihe ilginiz varsa -ki olmasa bu kitap bazı şeyleri değiştirecek güce sahip- okumak için vakit kaybetmeyin.
Sanatı, bilimi, tarihi ve dini birleştiren bu kitabı umarım en az benim kadar seversiniz :)