Jo Nesbo nun dilimize çevrilmiş tüm kitaplarını okudum. Macbeth dahil. Nesbo nun müthiş kahramanı alkol bağımlısı polis Harry Hole’dur. Hole serisinde kitaplar arasında süreklilikler bulunur, karakterler başından sonuna arada eklemeler ve eksilmelerle devam eder. Bir de bakarsınız ki Oslo Polis teşkilatını, Kripos’u, adli tıbbıbı, oslo sokaklarını hatta sayfiye yerlerini tanıyorsunuz. Bu kitapta Harry yoktu. Hatta bu kez kahraman polis bile değildi. Babası polis teşkilatındaki köstebek oldugunu itiraf eden bir mektup bıraktıktan sonra intihar eden bir polisin oğluydu kahramanımız. Bu oğul annesinin de intiharıyla beraber uyuşturucu bağımlısı oluyor ve bazı cinayetleri üzerine almasına karşılık ömrünün sonuna kadar uyuşturucu isteğinin karşılanacağı sözünü alarak hapse giriyor. Hapiste geçen oniki yılın sonunda ise gerçekte babasının köstebek olmadıgını ve annesiyle kendisini koruyabilmek için bu suçu kabul ettiğini anlayıp hapiaten kaçıyor ve intikam almaya başlıyor. Böyle salt konuyu anlatınca kitap basit bir polisiye gibi görünebilir ama Jo Nesbo yu bir kez dahi okuyanlar bilir ki Nesbo asla hiçbir şeyi basitçe anlatmaz. Kitaplarında kurgu her zaman son derece detaylı yapılmıştır. Asla tesadüflere yer verilmez ve asla hiç bir soru işareti bırakılmaz. Sadece olayları değil olayların nedenlerini ve sonuçlarını da irdeler. Salt görünenle değil hisler ve güdülerden de bahseder. Bu anlamda Nesbo mükemmel bir polisiye yazarı olmanın yanısıra edebi anlatımı ile de çok beğendiğim bir yazardır. Tüm kitapları yüksek tempolu değildir. Ama Oğul belki de en sürükleyici romanlarından biriydi. Tüm kitabı 2 günde bitirdim. Hikaye bitti ama bence seri devam edecek. Sadece olaylar yine Oslo da geçmesine karşın Harry Hole serisinden tanıdığımız karakterleri aradı gözüm sürekli. Jo NesboOğul