Puan vermedi·481 syf.··
2021 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 10 Ocak 2021 12:56
"Serenade für Nadia" (pek inceleme yazmaya alışık olmadığım için direkt konuya dalıyorum ve pragraflar arasındaki kopukluklar için özür diliyorum) Livaneli'den okuduğum ilk kitap olan Serenad'da eleştirebileceğim birçok şey var. Öncelikle Tarık karakteri. Yazar Maya'nın işlerini hallederken detaya girmekle uğraşmamak için bu karakteri oluşturmuş sanki. "Avukat mı lazım? Hallederiz. Para mı? Borsa işi bende. Vize? Tanıdıklarım var." Gereksiz bir karakterdi bence. Abisi Necdet'e gelecek olursak replikleri bazen çok basitçe oluşturulmuştu. Saf kötü cümleleri vardı ki bunların da Maya abisine cevap vererek bize fikirlerini aktarsın diye yazıldığı belli oluyordu. Bu karakterlerin dışında saf iyi gösterilmiş ilk kez gördüğü bir insana muska verip 'Seni kötülüklerden korur' diyen müslüman bakkal amca benzeri alakasız karakterler de ara ara göründü. Bir şey daha eklemem gerekirse neredeyse her sayfada geçen şarap, rakı, viski, porto gibi içkilerin çok kullanılması "Yahu fransızlar bile bu kadar şaraptan bahsetmemiştir." dedirtti bana. Alkol tüketimiyle bir sorunum yok sadece bunların ve 'duş aldım, şu yemeği yaptım' tarzında cümlelerin çook sık kullanılması beni sıktı ve paragraf atlatacak cinstendi. Yazarın romanda değindiği mevzular gerçekten çok önemli ve dikkat çekilmesi gereken konular. Toplumun boşanmış bir kadına bakış açısı, teknoloji çağında gençlerin bağımlılıkları, dönemin ekonomik krizi, başörtülü olduğu için okuluna alınmayan öğrenciler -ki her konuda eşitlikçi olan Maya'nın bu konuya 'İstanbul çok değişti eskiden öğrenciler başörtüsü takmazdı' benzeri yorumu rahatsız edici ve romana tersti- İstanbulun bina yığını haline gelmesi vb. konular. Fakat bu kadar çok mevzuya değinmesinin zorlama göründüğünü ve konu bütünlüğünü bozduğunu düşünüyorum. Olumu eleştirilere gelirsek... Tarihimiz hakkında bilmediğim Mavi Alay, Struma, Einstein'ın Atatürk'e mektubu gibi birçok şeyi öğrenmemi sağladı. Nazi Almanyası hakkında da. Devletlerin çatışması arasında masum insanların nasıl katledildiğini, bilmediğimiz binlerce belki on binlerce sevgiliyi birbirinden, anne/babasını evladından, dostunu dostundan ayırdığını anlatmış. O kadar acı ki bu konuyla ilgisi olmayan insanların normal hayatlarına devam ederken bir anda böyle bir cehenneme bile isteye sürüklenmesi. Bazı yerlerde devletlerin de çoğunluğun yararını sağlamak adına elinde başka seçenek kalmadığını düşünüyorum açıkçası. Ama bu zulmü üstüne yıkacak başka bir şey de gelmiyor insanın aklına, kolaya kaçıyoruz sanırım. Nadia ve Max... Bir araya gelmek için harcadıkları onca çaba, katlandıkları onca zulümden sonra karşı karşıya olmalarına rağmen kavuşamadılar. Nadia'nın mektubu ise kitapta beni en çok üzen şeylerden biri. Struma gerçekten de koskoca bir mezarlıktı. Nadia ve Max'in hikayesinden sonraki kısmın çok uzatılmamasını isterdim ama Maya'nın Max için uğraşıp ölmeden önce ona son bir hediye vermesi çok hoştu ve buna değdi. Tekrar Livaneli okur muyum? Sanmıyorum. Pek bana hitap etmiyor bu kadar diyaloglu ve kopuk kitaplar ama benim için güzel bir deneyimdi yine de.
1000Kitap
SerenadZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2020164bin okunma
·
16 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.