PENCERESİZ EV | KİTAP YORUMUM
#KitapAlıntısı
"O gün sadece Kamal'ın öldürüldüğünü mü düşünüyorsun diye sordu Zeba tek düze kısık bir sesle. Hayır kocamın kanı her yere dağıldığında ben de öldüm o yavrucak tek başına savunmasız bir halde kaldığı an o öldü.
"Yargıç Najeeb gerçek şu ki gelenekler bir kadının sözü bir erkeğin sözünün yarısı eder derken bir annenin sözü hikayenin tamamı eder."
#KitapYorumum
Herkese Merhaba
Bugün sizlere en bi sevdiğim yayınevlerinden olan Arkadya Kitap'ın en son çıkan kitabı Penceresiz Ev'in yorumuyla gelmiş bulunmaktayım.
Öncelikle şunu belirteyim ki kitap şahaneydi.
Yazarın ilk kitabı olan Kabuğunu Kıran İnci kitabını gözyaşlarıyla okumuş ve çevremdeki herkese önermiştim.
Bu kitapta da yazar beni hayal kırıklığına uğratmadı.
Yeri geldi ağladım, yeri geldi hüzünlendim, yeri geldi tebessüm ettim.
Afganistan'da geçen hikayede baş kahramanımız Zeba.
Sevgi dolu dört çocuk annesi.
Kocası Kamal ile ilk başta güzel olan evlilikleri bir anda tepetaklak olur kocasının değişen davranışları ve kişiliğiyle birlikte.
Artık Kamal alkol kullanan ve Zeba'ya asla değer vermeyen birisi olur ki çevresi tarafından da dışlanan bir adam.
Bir gün evlerinin bahçesinde bir olay olur ve Kamal ölür. Yanında ise elleri, üstü başı kanlar içinde olan karısı Zeba bulunuyor.
Herkes kadını suçlarken, kadın sadece susuyordu.
Hapishaneye düşen Zeba ve orada kalan diğer mahkûm kadınlar.
Zeba'yla birlikte oradaki kadınlarında yaşadıklarına, hayatlarına tanıklık ediyoruz.
Afganistan'daki erkek üstün egemenliğinin, kadını değersizleştiren kurallar...
Her birini bu kitapta bulabilirsiniz.
Zeba güçlü bir Afgan kadını.
Asla vazgeçmeyen, oradaki birçok kadına umut olan kadın.
Ben Zeba'yı çok sevdim ve bence sizlerde okuyunca çok sevecek, neden sustuğunu anlayınca onun yüce gönüllüğüne hak vereceksiniz.
Ben yorumumu burada sonlandırırken yeni kitaplarda buluşmak dileğiyle.
Yüzünüzden gülümseme,
Kalbinizden iyilik hiç eksilmesin.
En güzeline emanetsiniz.