Puan vermedi·72 syf.··
2021 4. kitabı
Belki de çoğumuz gibi ben de Beyaz Diş ile tanıdım Jack London’ı. Daha sonra Vahşetin Çağrısı ile ona karşı sevgim artsa da uzak kaldık birbirimizden. Birkaç gün önceye kadar. Kızıl Veba ile hasretim sona erdi. Alışılmadık bir Jack London kitabı, insanın rengini kırmızıya çeviren, ayaklarından başlayarak kalbine doğru yol alan bir hissizlik ile son bulan bir hastalık, bir salgın ve o salgından sağ kalan bir profesörün torunlarına salgın zamanını anlatması konusu. En çok etkilendiğim üç yer oldu. Birincisi, o zamanki toplumun fakirleştirilmiş kısmının salgın esnasındaki davranışlarına olan bakış açısı. Yağmalamalarını, vahşi davranışlarını suçlamıyor kesinlikle, onları düzenin şiddet yanlısı olmaya ittiğini ve şimdi ellerine fırsat geçmişken bütün o vahşiliği dışarı vurduklarını söylüyor. Amerikan toplumunu eleştiriyor aslında. İkincisi, tüm insan ırkını kıyıp geçiren salgıdan, iğrenç, kaba saba, görgüsüz bir adamın neden sağ kaldığının sorgulanması, onca iyi insan varken… Bir zaman dünyaları yönetenlerin sonradan ne hale düşebileceğinin gösterilmesi. Üzerine saatlerce konuşabilirim ama spoiler olmasın. Son olarak ise, hurafe tüccarlarının anında türüyor olması. Kitabı kapattıktan sonra kendime dedim ki, insan ırkı yok olmanın eşiğine bile gelse yine güçlü güçsüze baskın olacak ve cehalet asla yakamızı bırakmayacak. Bir de Mevlana’nın sözü geldi aklıma: güvenme malına bir kıvılcım yeter. İnsanlık da kendine güvenmemeli aslında, son bir yıldır yaşadığımız gibi bir mikrop yetiyor. Lütfen okuyun, okutun!
Kızıl VebaJack London · Türkiye İş Bankası kültür Yayınları · 202447,8bin okunma
·
8 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.