HADİİ BOOŞ YAPALIMM (!) :D
Mehabalar.☺Okuduğumuz kitaplara inceleme ekleyerek, överek, eleştirerek geçiyoruz. Ama yazarları bir köşede kalıyor çoğu zaman. Eminim sizin de ismini duyduğunuz, kitaplarını okuduğunuz ama yaşamı hakkında pek bilgiye sahip olmadığınız yazarlar, şairler var. Bu iletinin yorumlarına en sevdiğiniz veya şu an okuduğunuz yazarın hayatı, eserleri hakkında 10, 15 cümle yazabilir misiniz? 🤗(veya o yazarın en sevdiğiniz 10, 15 alıntısını) Kitapları anlamak için yazarın psikolojisini bilmek de önemli bence.🌺🦋
Anket
··
1.560 Gösterim
110 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Friedrich Nietzsche :) Kendisi çok şeker ponçik bir dedemizdir. Tüm felsefe tarihine kafa tutmasıyla bilinir. Ahlakın, iyilik ve kötülüğün, dinin, kabul edilen her türlü değerin aslında soykütüğünün bambaşka olabileceğini söyleyerek hemen hemen bütün toplumsal değerlere büyük bir felsefe baltası indirmiştir. Bu balta o kadar keskindir ki tek tek koca ormanın, toprağının en dibine kadar girmiş ve oradan yegane bir hakikat dahi bulamamıştır. En sonunda da tüm bu maskeli-iki yüzlü sisteme karşı dürüstçe, etik olmayan biçimde, arzunun, isteklerin olumlanması haliyle, aklı yer yer yererek bir karşı duruş sergilemiş ve oluş felsefesini, arzu felsefesini ortaya tüm tazeliğiyle sunmuştur. “Tanrı öldü!” Derken insanlara “Kendinize gelin ulan, insan oluşunuzun iradesi sizde yarattığınıza çamur atmayın.” Demiştir. Nihilizmi ise anka kuşu gibi tahayyül etmiştir, toplumlar tükenerek yeşerecektir.. Nietzsche insanın özüne girmiştir, orada ne iyilik bulmuştur ne de kötülük, orada yalnızca “ben” vardır. Koca bir tarih ise bu “ben” oluşun kendini maskelemesinden başka hiçbir şey değildir. Ruhu huzur bulsun :)🌿 Benim için her kitabı güzel ama buraya etkisinde kaldığım 5 kitabını ekleyeceğim; - Ecce Homo - Şen Bilim - Putların Alacakaranlığı - Böyle Buyurdu Zerdüşt - Deccal; Hıristiyanlığa Lanet Bu değerli ve faydalı ileti için bir okur olarak teşekkür ederim Damla :) 🌸
DostaViski
Gönderi Sahibi
Rica ederim🧚🏻‍♀️
Franz Kafka :) 20. Yüzyıl Modern Alman Edebiyatının öncülerinden birisidir kendisi. Yaşadığı süre boyunca çok bilinmeyen Kafka yakın arkadaşı Max Brod’a öldükten sonra tüm eserlerini vererek yakmasını istemişti o ise aksini yaptı ve eserleri yayınlamaya başladı. Ölümünden sonra Tüm dünyanın sevdiği ve tanıdığı bir yazar oldu beyfendi. Aynı zamanda kendisi benim hüzünlü kekim olur. 1923 yılında ailesinin baskısından kurtulmak ve yazabilmek için Berlin’e yerleşti Kafka. Nazilerin Çekoslovakya’yı işgali sırasında Franz Kafka’ya ait birçok belge yakılarak yok edildi. Ölmeden önce yakın dostu Brod’a verdiği birçok eserinin önemsiz ve değersiz olduğunu düşünüyordu. Oysa kendisinin asırlara meydan okuyan bir usta yazar olduğundan kendisi de bihaberdi. Kafla demişken Kafkaesque (Kafkaesk) yani kafkavari anlamına gelen onun ne denli sıra dışı ve orijinal bir yazar olduğunu anlatan bir kavramdan bahsetmezsem olmaz. Kitaplarında yer alan karakterlerin o dönemlerin dünyasında hiç olmayacak karakterler olmasından kaynaklanmıştır bu kavram.  Şimdi bu yazıyı okuyup buraya kadar geldi neden Milena'dan bahsetmedi diyenler olmuştur, ki gayet haklılar :) Arkadaşlar Milena Jesenska'dan bahsetmeyeceğim. Çünkü gece gece sizlere sigara yaktırmak istemiyorum. Bu arada beyfendimizin; Dava, Dönüşüm, Şato gibi romanları; Milena'ya Mektuplar, Babaya Mektup isimli mektuo türünde kitapları vardır. Ölmeden önce en aşağı 3 kere okuyunuz. Esen kalınız efendim. Damla bu harikulâde ileti için teşekkür ederim. :)
DostaViski
Gönderi Sahibi
Hüzünlü kekiniz hem de kakaolu 😅 rica ederim☺sen de sağ ol değerli yorumun için🍓🌺
DİLJÎN KOVEXÎ Kendisi memleketlim olur . Şiir kitaplarını şiddetle öneriyorum en beğendiğim şairler arasındadır. Diljin kovexi 26 Ekim 1977 yılında Şırnak'ın İdil ilçesine bağlı Kovex köyünde doğmuştur. Dokuz çocuklu bir ailenin beşinci çocuğu olarak dünyaya gelen şairin asıl ismi Mehmet Şefik Arslan’dır. Okul hayatına Derecik Köyü okulunda başlar dönemin zor şartları ve özellikle ilerleyen yıllarda yaşadığı bölgenin koşulları ve sonrasında meydana gelen siyasi olaylar, eğitiminin aksaklığa uğramasına sebep olmuştur. 1994 yılında köyü devlet tarafından yakılarak boşaltılmıştır. Bu tarihte göç etmek zorunda kalan şair ailesi ile birlikte Adana’nın Yüreğir ilçesine bağlı Misis beldesine yerleşmiştir. Eğitim hayatı, daha sonra yaşadığı bir kaza sebebiyle yürüme yetisini kaybetmesine bağlı olarak yeniden aksaklığa uğramış ve artık devam etmemiştir. Uzun yıllar yaşamını Misis kasabasında geçirmiş okuma ve yazma yolculuğu da burada başlamıştır. Yazmaya Kürtçe ile başlayarak uzun bir dönem Kürtçe yazmıştır. 2003 yılında Zembilfiroş ve 2004 yılında Nuza dergilerinde Diljin Kovexi ismi ile yazmaya başlamıştır. Dergilerde Kürtçe makale, öykü ve şiirleri yayımlamıştır. Sonraları Türk ve dünya edebiyatına yoğunlaşan şair ilerleyen yıllarda Türkçe şiir ve öyküler yazmaya başlamıştır. 2009 yılında öykü ve şiirlerini sosyal medya aracılığıyla okurlarla paylaşmaya başlamış kısa sürede büyük ilgi almıştır. 2013 yılında memleketi İdil’e tekrar yerleşmiştir. İlk şiir kitabı Epilya 2017 yılında Sokak kitapları yayınevi tarafından mayıs ayında okurlarıyla buluşmuş, kitabının yayımlanmasından çok kısa bir süre sonra 16 Haziran 2017 tarihinde mide rahatsızlığı sebebiyle kaldırıldığı İdil Devlet Hastanesinde hayata gözlerini yummuştur. İdil Şex Hesen Mezarlığında toprağa verilmiştir. Arkasında basılmamış yüzlerce eserini bırakmıştır. söz konusu eserlerinin kısa süre içinde tek tek kitaplaştırılması planlanmaktadır. Diljin KOVEXî , şairin kendine verdiği isimdir.Diljin Kürtçe'de ‘yürekteki yaşam’ manasına gelmektedir. Kelimeyi oluşturan "dil" yürek "jîn" ise yaşam demektir. Kovex şairin doğduğu ve çocukluğunun geçtiği köyün ismidir. Kovexî kelimesinin Türkçe karşılığı ise ‘Kovex köyünden’ anlamına gelmektedir. Bu soyadını kullanma sebebi köyünün tarihinde yaşanan olaylardır. Kovex köyü tarihte Süryani köyüdür ve kelime Süryanice bir kelimedir. Köy devlet tarafından zorla boşaltılıp Süryaniler köyden sürgün edilince şairin dedeleri bu köye yerleştirilmiştir. Süryanilere yaşatılan bu sürgün onun açısından kabul edilemezdi, şairin bu soy ismi kullanmak istemesinin sebebi kendi ifadesiyle "Süryanilerin itibarını yaşatmaktır" Şiirleriyle beraber bu gayesi Soyisminde yaşayacaktır.... Diljin’i anlatmaya ‘coğrafya kaderdir’ sözü ile başlanabilir ve Diljin, her daim mücadele olan yaşantısıyla, kadere yön verilebilir veyahut kader değiştirilebilir düşüncesiyle de anlatılabilir. Coğrafya kaderdir onun için çünkü doğduğu toprakların zorluklarını birebir yakından yaşamıştır. Fakat yazdıklarıyla bu gerçeklikleri yansıtacak ve bu uğurda bir mücadele yolu olarak kalemini konuşturacak ve aynı zamanda daha şimdiden edebiyat dünyasında farklılığıyla yer edinmeye başlayan ve belki de ilerleyen dönemlerde birçok kişiyi etkileyecek, kendine özgü olan yazın dünyasını yaratacak donanıma ve iradeye sahip olmuştur. Eğitim hayatına başlaması için, nüfusta dayısının adına kaydedilmişti kim’liğin en çok sorgulandığı coğrafyasında durmadan geri istenecek bir kimliği olsun diye. Yaşadığı yerin koşulları da okumasına müsaade etmemiştir. Sonraki yıllar Süryanilerin kaderiyle başlayan köyünün tarihi de, devlet tarafından yakılması ile yeni bir sürgüne tanıklık ederek devam edecektir. Henüz çocuk yaşta köyünden Çukuru ova’ya başlayan yolculuğu karanlık bir tünel olarak adlandırmış ve bu göçü hep 'ülkeden sürgün' olarak ifade etmiştir. Cumartesi annelerinin sesi olmaya çalışan sesi bir Cumartesi kardeşi olarak kendi içinde yankılanmıştır. Yazmak insanın kendi içine seslenmesiydi biraz da ona göre. Yazma süreci şüphesiz uzun bir okuma süreci ile başlamıştı onun için ve her ikisinin hevesi de ‘bu hayatta en değer verdiğim insan olan’ diye tanımladığı abisinin öğretisi olarak kalmıştı ona. Kitaplarından aldığım alıntılarım : ...... "Ölelim Dilba, gülmeyi unutan çocuklar için..." ...... Gidelim. Gitmelere alışkın olmasa da ayaklarımız, artık, sığınma talebinde bulunan birer cesediz... Gidelim Aşkın tuzla seviştiği ki henüz ihanetin hiç uğramadığı bir kabilenin kâinatına sığınalım Gidelim. .... "Bak etrafına hiç kimse yok Tanıksızca ölüyoruz." ... "Sevmek mi? O bel kemiği çoktan kırılmış bir kitabın yorgun düşen iç ihtilalidir." ... "Ve bir kuş, bir çocuğa şarkı söylüyor. Hiçbirimizin bilmediği bir dilden." ... "bu çağ yanlış aşıya maruz kalmış." ... "İçim bir cinayet mahalli, bu kaktüslere konuşmayı kim öğrettiyse katil o..." Beğendiğim bir kaç alıntısır.
DostaViski
Gönderi Sahibi
😅😅😜🌺
DostaViski
Gönderi Sahibi
Roger Garaudy 17 Temmuz 1913'te doğmuştur. Fransız düşünür ve yazar. 1952 yılında Sorbonne Üniversitesi'nden edebiyat dalında eğitim aldıktan sonra 1954 yılında SSCB Bilimler Akademisi'nde doktor ünvanı elde etmiştir. Fransız Komünist Partisi'nde etkin bir konumda yer aldıktan sonra bu partiden ayrıldı. Fransa Parlementosu'nda milletvekili, meclis başkan yardımcılığı, milli eğitim komisyonu üyesi ve senatör olarak görev yaptı. Daha sonra profesörlüğe devam etti. Emekliliği sırasında pek çok akademik eser yayımlayan Garaudy, 1982 yılında (69 yaşında) müslüman olmuştur. Din değiştirdikten sonra yazmaya devam eden Garaudy, sonraki yıllarda Yahudi Soykırımı'nın olmadığını iddia etmiştir ve bu yüzden görüşleri yalnızca islamcılar arasında ciddiye alınmıştır. 13 Haziran 2012, Paris'te vefat etti.
DostaViski
Gönderi Sahibi
Ömer Faruk Dönmez 1976 yılında Adana'da doğdu. 1997'de Dokuz Eylül Üniversitesi Buca Eğitim Fakültesi Türk Di­li ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. Yazılarını Türk Edebiyatı, Çınar, Atlılar, Huruç, Ay Vakti, Hece Öykü, Cafcaf, İhtiyar, Fayrap ve Müdahale dergilerinde yayımladı. Evli. Bir oğlu var. Hep Aynı Hikâye, 2006, Hece Yayınları Bir Kitap Bir Balta, 2009; 3. bs. 2011, İz Yayıncılık Hamza, 2010; 3. bs., 2012, İz Yayıncılık Bir Yobazın Günlüğü, 2011; 2. bs., 2013, İz Yayıncılık Dervişan, 2012, İz Yayıncılık