Stefan Zweig’ın okuduğum ikinci kitabıydı. İlk okuduğum kitap Satrançtı. Bu kitapta da Satranç gibi kısa ve çarpıcı bir hikaye bekliyordum. Fakat beklentilerimi karşılayamadı.
Kitap çok güzel başladı. İnsana farklı bakış açısı sunan bir tartışma vardı. Hatta oradaki masa bana 12 Kızgın Adam filmini anımsattı. Daha sonra gerçek hikayeye yani kadının yaşamındaki 24 saat anlatılmaya başlandığında; ilk başta heyecanlı gelse de hikaye ilerledikçe hüsrana uğradım. Daha farklı derin bir hikaye bekliyordum açıkcası.
Yine de okunmaya değer bir kitap olduğunu düşünüyorum. Kitabın verdiği mesaj güzeldi. Tutku ve bağımlılık temasını işleyişi de güzeldi. Sadece betimlemeler çok uzun ve boğucuydu.