“Bir kez kendini bulmuş olan kişinin bu yeryüzünde yitirecek bir şeyi yoktur artık. Ve bir kez kendi içindeki insanı anlamış olan bütün insanları anlar.”
...
Pazar günleri at yarışlarına gidip oradaki insanları gözlemlemeyi seven, seçkin bir burjuva olarak hayatını tasasız bir şekilde sürdüren ve zamanla duyarsızlaşıp yaşamına devam eden gencin, bir gece işlediği suç sayesinde kendini bulma hikayesidir. Bu işlediği suç onun uzun zamandır donuk olan hislerinin yeniden alevlenmesini sağlar ve bundan duyduğu hazla hayatı yeniden şekil alır.
Zweig’ın ilk kez bir eserini okurken zorlandığımı hissettim. Zaman zaman okurken heyecanlandığım yerler olsa da bazı sayfalardaki detaylar beni fazlasıyla boğdu diyebilirim. Ama uzun bir kitaptan sonra, kısa seyahatlerde, uykuya dalmadan önce psikolojik tahlilleri ve betimlemeleri oldukça fazla olan bu eseri rahatça okuyabileceğiz kısacık bir öykü.