youtube.com/watch?v=rrZwKmc...
● Mai ve Siyah:
Baran-ı elmastan baran-ı dürr-i siyaha uzanan, çalkantılı, inişli-çıkışlı; hülyaların hakikatlere meydan okuduğu; okurun hayal kırıklığının hazinliğini ensesinde soluduğunu iliklerine kadar hissedeceği bir yolculuk: gök ve toprak, mai ve siyah!
Edebiyat-ı Cedide’nin ‘’batı tekniğine uygun ilk realist roman’’ meyvesini veren bu değerli roman, Halid Ziya’nın elinde adeta bir müzik aleti (dönemin meşhur sembolizmciliği) olup çıkmış, leziz betimlemelerle okuyucuya yıllardır roman vasıtasıyla şiiri tattırıyor. Unutamayacağınız, belki de tanıdık gelen, yarım kalmış bir gülümseme gibi bir tat…Ahmed Cemil’in hayalleriyle beslenen, hayat bulan gençliğinin şiiri bu…
Ahmed Cemil, sıcak bir aile ortamında büyümüş, edebiyat düşkünü hayalperest bir gençtir. Hüseyin Nazmi ile arkadaşlıkları edebiyatla mühürlenmiştir. Ta ki Ahmed Cemil’in dudakları kendi deyimiyle ‘’piyale-i telhi-i hayatın zehrabesi’ne (acı hayat kadehinin zehirli suyuna) dokunana kadar. Babasının yasıyla beraber bu genç ve şairane ruhun omuzlarına kız kardeşi ve annesinin geçim yükü de binmiştir artık.
Ahmed Cemil, türlü zorluklara katlanarak, hülyalarının verdiği güçle, Mekteb-i Mülkiye’yi bitirmeyi başarır. Mirat-ı Şuun mecmuasında da devamlı çalışmaya başlar, özel dersler verir. Bir gün o ‘’eser’’i yazmak, buna bağlı ün kazanmak (ün kazanmak bu şairane ruh için saf bir arzudur, o eserine yönelik saygıyı ve sevgiyi ister yalnızca), kendi matbaasını açmak umuduyla…
Ahmed Cemil öyle bir şey yazacaktır ki, gözler yukarı çevrildiğinde masmavi bir gökyüzü bulunacak, gözler aşağı çevrildiğinde ise kara toprağın ta kendisi bulunacak!
Ahmed Cemil şiirini yazar, dost meclisinde okur…Mailiğini, siyahlığını bilmiyoruz şiirinin belki ama biz, okur, Ahmed Cemil’in yalnız mai ve siyah ile boyanmış hayat tablosunu bir tabloyu seyredalırmışcasına okuduk. Onunla duygudaş olduk, eserin yayımlanmasının ardından, yıllar sonra bile oluyoruz.
● Servet-i Fünun Dönemi’nin İzleri:
Hüseyin Nazmi’nin mai köşkü, mai kalemi; Lamia’nın mai şemsiyesi, Sübyan mektebindeki hocanın mai cübbesi…Hepsi ya birer hayal, ya da mutlu günlerinden birer anı.
Ona karşılık simsiyah kesilmiş matbaa merdiveni…Gerçekler.
Düş – Gerçek çatışması, Servet-i Fünun döneminin edebi kimliğini oluşturan bir mihenk taşıdır. Sanatçılar dönemin siyasi baskısının gerçekliğinden kaçarak sanata sığınmışlardır. Bu yüzdendir ki icralarının amacı o yegâne şey, yani sanattır.
***
Halid Ziya yer yer şiir anlayışını belirtmekten de çekinmemiştir. Özetle şiir anlayışı iç musikiye dayalı, Fransız sembolizmi etkisinde olduğu bariz görülürken bile yine de şiire milli kimlik kazandırılmasıdır.
Raci karakteri üzerinden de geleneksel divan şiiri eleştirilmiştir.
● Realizm Esintileri ve Dönem Toplumuna Dair Sosyolojik Ayrıntılar:
Önceden de belirtildiği üzere Mai ve Siyah, batı tekniğine uygun ilk realist romanımızdır. Mai ve Siyah’a bu yönden bakıldığında, Ahmed Cemil’in gözlemleri sanki arada Halid Ziya yokmuşçasına başarıyla aktarılmış.
Beyoğlu’ndaki kahvehanelerdeki, içkili restoranlardaki çalgıcı kadınların hayatına konuk olunmuş, bu ortamdaki etnik çeşitlik de gözler önüne serilmiştir.
Raci’nin karısı, Ahmed Cemil’in kız kardeşi üzerinden dönem toplumundaki ‘’kadın’’a bakılmış, onlara acınmış fakat affediciliklerine büyük bir saygı ve merhametle yaklaşılmıştır. Raci ve Vehbi Bey gibi karakterler ataerkil toplum yapısındaki erkek modelleridir.
‘’Zavallı kadınlar!’’
‘’…kadın şekline girmiş facia…’’
‘’Geceleri evine gelmeyen erkeğin gidecek yeri olmamalı.’’
Bu alıntılar kitapta bu konuya dair var olanlardan bazılarıdır.
***
Buraya kadar okuduysanız teşekkür ediyorum, sağlıkla kalınız.