·141 syf.····Okunma: 11 Ocak 2021 04:41 İlkeler ve disiplin üzerine yetiştirilen çocuklar ve bunların üzerine kurulmuş sınırlı bir çocukluk algısı nasıl olur? Büyümek için yaşayan bir gençlik ve büyüyünce bir gün bile yaşayamadan hayata atılan yetişkinler... Önce anneleri, babaları, başarıları için yaşayan prangalı insanların boyunları bükük şekilde artık çocukları, itibarları, paraları için yaşamaya mahkum olması. Esaret hayatının sürekli farklı hapishanelere sürgün edilerek geçmesi... Önce aile, sonra okul, sonra iş...
Bunlar hiç kimseye yabancı gelmemeli, hiç kimsede şaşkınlık uyandırmamalı. Nancy Kleinbaum Ölü Ozanlar Derneği'nde herkesin esaretini anlatıyor. Eğitim sisteminin birbirinin aynısı haline getirdiği onca güzelim nesil arasında bu aynılığa, esarete, prangaya karşı çıkanların, kendi hayat oyununda sahneye çıkılmasına izin verilmeyen insanların nasıl da yok edildiğini görebilirsiniz. Kitabı okusanız da, çevrenizde bir gencin, bir genç yetişkinin gözlerinin içine baksanız da görürsünüz bunu.
Ve sahneye bir an olsun çıkılmasına izin verilmeyen, hayatlarının istediği renge boyanmasını eli kolu bağlı izleyen insanlar gün gelip de perdeyi kendi isteğiyle kapatmak istediğinde, o zincirleri kırıp perdeyi öcünü alırcasına yırttığında o yaşlı gözleri suçlayamazsınız.
Eğitim programlarını ''çocuk merkezli'' düzenleyip onların başlarına birer gardiyan gibi yetiştirdiğimiz öğretmenleri koyduğumuzda ortaya çıkan sonuç hala aynıdır: Okul hapishaneleri. Bırakım Keating gibi özgün, yaratıcı, insan öğretmenlerle çiçeklensin çocuklarımızın hayatı. Bırakın ezbere başarılı öğrenciler istemeyi ve mutlu çocuklar görelim artık. Mutlu, özgür, yaşayan çocuklar ve gençler görelim.
Toplayalım gül goncalarını toplayabilirken!