seren

seren
Öğretmen
Yüksek Lisans
İstanbul
22 Mart
222 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Vapurun çaycısı boş fincanları almaya geldi. Artık kızı olduğuna yüzde yüz ikna olduğum, başını annesinin omzuna yasladı. Yine gidecekti. Bu şehirde yaşamıyordu. Yine özleyeceklerdi birbirlerini. Özlemek iyi gelecekti ama. Gündelik hayatın boku püsürü dokunamayacaktı ilişkilerine, aynı çatı altında kopan fırtınalar duyulmaz olacaktı uzaktan, hayatın çöpü ayıklanacaktı, geriye sadece anlatması güzel şeyler kalacaktı.
Edebiyat
Reklam
Anneden kızına yeraltı suları akıyordu. Kadından kadına akan incecik nehirler. Erkekler görmüyordu o nehirleri. Bir tek sen, bir gün, aniden, annene ait olanların yıllarca akıp en nihayetinde kıyında biriktirdiği alüvyonu gördüğünde anlayacaktın bunu. Önce çok şaşırıp sonra sevinecektin bir şeyin devamı, bir şeyin geriye kalanı, bir şeyin birikeni olduğuna. Aitlik duygun depreşecekti içinde bir yerde. Ve asla atamayacaktın o yoğurt kaplarını bir gün lazım olurlar diye.
Edebiyat
Bir kadının kızı olmak ne müthiş bir şeydi. Kemerli bir burun da olsa, tek başına bir şeye benzemeyen bir işaret parmağı da, muhteşem annelerin bize sundukları bu kutsal hediyeleri ölene dek yanımızda taşıyacak olmamız, ne büyük mucizesiydi hayatın. Bu gizli alametleriyle hep “Sen bendensin” diyeceklerdi bize. “Benim hamurumdan, benim toprağımdan, benim kökümdensin. Aynı bahçenin mahsulüyüz biz.” Bir kiraz ağacının sürgün verdiği yerden uzayıp günün birinde aynı çiçeği açması, aynı yaprağı büyütmesi gibi bir dalın ucunda... Yaş aldıkça daha da serpilen, hayatın uçsuz bucaksız topraklarına yayılan bir hikâyeydi bu üstelik. Kendini bir gün ağzından annen konuşurken yakaladığında, mağazanın aynasında sırtındaki o tanıdık kamburu gördüğünde, mutfak dolabını açıp da biriktirdiğin yoğurt kapları üzerine devrildiğinde, iki kaşının ortası aynı onunki gibi kırıştığında, annenin gülme çizgileri yüzünün aynı yerlerine çizildiğinde, bir zamanlar sıkıca tutunduğun ona hiç benzemediğin iddiasını alıp gömecektin tarihin sayfalarına.
Edebiyat
Anne-kız hakkında
Özlemişler de sanki birbirlerini, birbirini çok özlemiş iki insanın sevecenliği vardı üstlerinde; ayrı geçen zamanda bütün kavgalarını unutmuş, her şeyi affetmiş, insan etinin ağırlığından sıyrılmış, yüreği hafiflemiş iki insan gibi oturuyorlardı karşımda.
Edebiyat

seren

, bir kitabı okumaya başladı
Melisa Kesmez
8.2/10 · 5,2bin okunma
Reklam