Agatha Christie kitaplarıyla büyümüş biri olarak büyük beklenti içerisinde Livaneli'nin okuduğum ilk kitabıydı. Arkadaşımdan doğum günü hediyesi idi hatta :)
Oldukça sürükleyici bi anlatıma sahip, bol cinayet ve çözümleme bekliyordum ama aşk ve psikolojik unsurlar oldukça fazla idi.
İstanbul’un Çatalca ilçesindeki eski adı ile Podima olan Yalıköy’de bir kadın cinayeti işleniyor. Olayın geçtiği yerde köylülerin yanı sıra şehir hayatından sıkılan ve kaçan şehirlilerde var. Cinayeti habere dönüştürmek isteyen meraklı gazeteci kız ile köyde yaşayan Ahmet’in arasında yaşanan ve akla gelmeyecek hikayeler bütününden oluşuyor. Özellikle Ahmet’in kardeşi Mehmet hakkında söyledikleri ve onun hikayesi biraz olağanüstü.
Kitabın sonunda zaten büyük bir boşluğa düştüm. Olaylar gerçek mi değil mi diye çok sorguladım. Ahmet’in hikaye gücü hayran bırakmadı desem yalan olur bir de Livaneli’nin cinayeti aydınlatma şekli de etkiledi. Agatha Christie kitaplarından farklı idi :)