Puan vermedi·184 syf.··Beğendi
···Okunma: 16 Ocak 2021 20:00 Aslında hepimizin yer yer bildiği/duyduğu/anlatıldığı annelerimizin, babalarımızın, dedelerimizin, ninelerimizin yoksulluk zamanlarını gözleri dolarak anlattıkları sanki tanıdık bir hikayeyi dinler gibi okudum kitabı....
O zamanın yoksulluğunu, alt sınıfın çaresizliğini, ezilmişliğini, dürüst, çalışkan, saygılı insanların maalesef haketmedikleri muameleleri anlatırken yer yer gözlerim dolmadı değil.
Dostayevski’nin Makar Alekseyeviç ve Varvara Alekseyevna arasında geçen diyalogları mektup ile anlatma şekli o kadar nahif ve o kadar sıcak ki...
Yine Gogol’un “Palto” romanını okurken hissettiğim duyguları bu güzel kitabı okurken de hissettim. Zira “Palto” gibi “İnsancıklar” kitabı da yoksulluğun, sınıf ayrımının, zenginin bakış açısının, yoksulun
hayata tutunma çabasının, dürüst bir memurun hayat mücadelesinde yoksulluğun yanında bir yanda da iş arladaşlarının küçümsemesinin, alaylarının, dürüstlüğü ile dalga geçilmesinin insanın suratına bir tokat gibi çarpıldığı başyapıtlar naçizâne. Ve okurken şunu düşündürüyor: “Peki o zamandan bu zamana dürüst insanlar için ne değişti? Hiçbir şey. Hâlâ ve maalesef ki kıymet yine bilinmiyor ve yine dışlanıyor topluma uymadığı için!”...
İşte tüm bu hislerle okurken bir yandan insanın içi ezilirken, bir yandan da roman kahramanlarının zorluklar içindeki sıcacık sevgisini ve sıcaklığını hissetmek bambaşka hisler uyandırıyor.
Yani ezcümle; Dostayevski’nin ne denli büyük bir yazar olduğunu bir kez daha anlamanıza sebep olan ve düşündüren sıcacık bir roman...