·112 syf.··Beğendi
···Okunma: 17 Ocak 2021 16:03 · "Bir yandan yaşayarak hayatlarımıza değer vermekte, öte yandan eninde sonunda yok olacağımız gerçeğini de bilmekteyiz. Bu çelişkiyle yaşamak 'Absürt' ün ta kendisidir."
incelememe Albert Camus' ye dair yazılan bir incelemedeki kısa özetle başlamak istedim. Çünkü az sonra söyleyeceklerim bu alıntı ile daha "anlamlı" hale gelecek.
Hayatınızdan memnun musunuz? Hiç farklı alternatif hayatlar düşündüğünüz oldu mu? Ya da şöyle sorayım: Sizce hayat anlamsız mı?
Özellikle son sorduğum sorunun üzerinde hepimiz az çok durmuşuzdur. Peki kaçımız bir sonuca vardı? Kaçımız bir sonuca varabileceğini düşünüyor?
Camus insanın, "hayatın anlamına dair" sorular sormasının kaçınılmaz olduğunu savunmuştu. Ama bu kaçınılmaz sorunun her zaman cevapsız ve muğlak kalacağını da eklemişti. İnsanın anlam araması, Camus için "anlamsızdı". Yapılan ve yapılacak her hareket, alınan her nefes, hissedilen her duygu, üzerine düşünülen her fikir "anlamsızdır" Camus için. Yani işin özeti "yaşamın bir anlamı yoktur" der. Ve biz insanların yaşam ile ölüm, iyilik ve kötülük, mutluluk ve keder gibi çelişik ikiliklerle ömrümüzü tükettiğimizi söyler. Yaşam anlamsız ve bir o kadar "saçmadır".
"Düzenek böyle kurulmuş: Ya hepsi yanarmış ya hiçbiri." (syf:16)
Meursault tam anlamıyla "yaşamın beyhudeliğinin bilincinde olan insan" fikrinin bir yansıması bence. karakterin evliliğe, dostluğa ve ölüme bakışı bu fikri destekler nitelikte. Meursault hayata karşı kayıtsız bir karakter. O'nun için evlilik, dostluk ve zamanı belirsiz ölüm, olsa da olmasa da "fark etmeyecek"
durumlar arasında.
"...ha otuz yaşında ölmüşsün ha yetmiş; bir önemi olmadığını biliyordum. Uzun lafın kısası bu gün gibi ortada." (syf:102)
Ben ne olursa olsun hayata dair bir "anlam" aramaya devam edeceğim. Bu beyhude bir uğraş olsa da, yapacak daha iyi bir işin olmadığı kanısındayım. En azından ömrümü istediğim gibi geçirmiş olayım. Gelecekten temennim bu yönde.
iyi okumalar