Puan vermedi·179 syf.··
2021 3. kitabı
·
34 saatte okudu
·
Okunma: 17 Ocak 2021 22:17
“Biz aykırıya, ayrıntıya, ayrıksıya ve azınlığa tutkunuz.” Edip Cansever Aytuğ Akdoğan’ın da sevdiği bir mısra ile başlayalım. Edebiyat üzerine yaptığı videolar sayesinde tanıdım yazarı. Beğendiğim şeyleri illallah edene kadar tükettiğim için de kısa sürede çoğu videosunu izledim. Ve çoğu videosunu izlediğim için de kısa sürede tekrarlara düştü. Zamanında bulmak için heyecanlanılmış, bulunca da önemini yitirmiş bir bilmece oldu benim için. Güzel şeyleri idareli kullanmak da öğretilmeli insanlara. Neyse, videoların sonunda sürekli Storytel uygulamasından bahsediyordu. Bu kitabı kendi sesinden dinledim böylece. İlk defa bir kitap dinliyordum. Anlayamayacağıma dair korkularım olduğu için de pür dikkat dinledim. Kısa ve sade bir kitap olduğu için de anlamakta güçlük çekmedim. Hatta hoşuma bile gitti uygulama. Okumak yerine yazarın kendi sesinden dinleyebilirsiniz. Yazar siyasi olarak benimle taban tabana zıt, ayrıca polis ve askere bakış açısına okurken ifrit oldum. Kitap, roman olsa bile daha çok kendi hayatı, görüşleri ve başına gelenler var. Otobiyografik özellikler barındırıyor. Kitabın içerisinde epey aforizma da mevcut. Lakin özgün olduğunu belirtmek diğer yazarlara biraz haksızlık olur. Arkadaşlarının(Kerem) ölümü üzerine sırt çantalarını kapıp yola çıkan üç arkadaşla başlıyor ve Araf’ın yolculuğu ile devam ediyor. Araf daha sonra mültecilere bizzat kıyafet yardımı yapıyor. Mülteci gerçekliğine ve onların bu hâle getiren sınırlara, sistemlere isyan ediyor. Ordan da Yunanistan’da Gazel’le tanışıp onun peşinde mülteci bir yolculuğa çıkıyor. Bu yolculukta kendi içsel hesaplaşmalarını yapıyor. Karıştığı siyasi eylemlerden dolayı hapse girmesi, özgürlük ve vicdan üzerine değerlendirmelerde bulunuyor. Kitaba dair çarpıcı iki kısım vardı. Suriyeli Psikolog Gazel’in ailesi savaşta ölmesine rağmen var olan şiddete yeni bir şiddet ile -intikam- karşılık vermemiş olması. Hayatta en değerli varlıklarını kaybetmesine rağmen korktuğu için değil şiddetin bir parçası olup nefret ettiği bir şeye dönüşmek istemediği için gitmesi. İkincisi ise bir kızın intihar ederken bıraktığı mektupta, Araf’ın kitabından alıntılara yer vermiş olması. Araf, haber bültenlerinde bunu duyunca içten içe bir gurur duyuyor. Bir insanı ölüme sürükleyen kitabı yazmış olduğu için duyduğu gururdan dolayı tiksiniyor kendisinden. İstemeden de olsa böyle bir hisse kapılmış olmaktan, bu hissi içinde barındırmaktan ölesiye nefret ediyor. Gazel’in onu “insanız” diye telkinlerine kulak vermiyor. Ölmek istiyor, kendini cezalandırmak istiyor. Hiçbiri olmayınca kendisini ve ailesini bağışlayıp evine dönüyor. Sonuç itibariyle insan kendisinden ne yaparsa yapsın kaçamıyor. İçinde var olan çöplüğü de güzelliği kabul edip kimine göre anlamlı kimine anlamsız fakat her hâlükarda güzel olan yaşamı, yaşamaya devam etmeli. Kitaba gelirsek; yazar melankolik, severseniz okuyun.
2021'e Girerken
SürgünAytuğ Akdoğan · İkinci Adam Yayınları · 2018383 okunma
·
125 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.