Kitap üç bölümden oluşuyor.
İlk bölümde dünyaya gelen hükümdarlardan bahsediliyor özet vermeyeceğim ama beni etkileyen kısımları sorular sorarak aklınızda canlandırmaya çalışacağım. İlk bölümün sorusu bence insan ömrü ne kadar kısa? Size şöyle söyleyeyim çok kısa çünkü dünyadaki bir değişikliğin oluşunu ilk gören nesil gelen hükümdarların neye benzediğini asla göremedi. Şuan dünyaya bir gemi inse ve iletişime geçsek kurallarımız değişse eşitlik gelse sınırlar kalksa ama geminin içini asla bilemesek ve göremeden ölsek hatta daha ötesi gemi ile iletişime geçen üst düzey yöneticiler bile göremese orda ne olduğunu. Böyle bir nesli anlatıyor insanların saçma merakları yada insanı insan yapan merakları vurguluyor. Değişen bir çağın başına şahitseniz sonunu asla göremeyeceğinizi çok güzel ifade ediyor.
İkinci Bölümün sorusu kusursuz ütopya var mı? Artık yaşayan ve doğan kişiler hükümdarların varlığına alışmış çünkü geldikleri günü hatırlamıyorlar kendilerini bildiklerinden beri hükümdarlar var ve artık neye benzediklerini de görüyorlar. Ama bu sefer akıllardaki soru hükümdarların geldiği gezegene yaşadıkları yıldıza dair sorular. Hala sorular var ve hala kuşkulu insanların bazıları.
Üçüncü bölümün kimsenin gidemediği bir gezegene gidebilseydiniz inceleme imkanınız olsaydı ve geri dönebilseydiniz bu size ne ifade ederdi? Çok şey değil mi ama geldiğinizde dünyaya tanıdık hiçbir yüz bulamazsanız hatta gittiğinizi hatırlayan birileri bile yoksa hatta kimse yoksa bu ne ifade ederki? Elinizdeki bilgiyi paylaşamıyorsanız bu ne işe yarar ki? Sarsıcı bir kitap bölümler birkaç kuşağı incelediğinden birkaç ana karakter var ve zaten size anlattığı şey evrendeki değersizliğimiz ve küçüklüğümüz.
İyi okumalar diliyorum.