·68 syf.··Beğendi
···Okunma: 19 Ocak 2021 14:50 Bilinmeyen bir kadın ve onun mektubu...
Ünlü yazarımız R. bir kadın bedenine sahip olmak isterken bilinmeyen kadınımız ünlü yazarımızın kalbine sahip olma isteğinde. Buna artık istek denebilir mi, bilemiyorum. Kimisi için olmayabilir (Bu kişiler aşkı nasıl tanımlıyor bunu merak ediyorum) ama benim için artık saplantı haline gelmiş bir aşk bu. Aslında aşk da denemez bir hastalık. Çünkü sağlıklı bir psikolojiye sahip hiçbir insanın aşkı, kendisini satmasına sebep olamaz. Bilinmeyen kadınımız her ne kadar sırılsıklam aşık olduğunu düşünse de benim için - belki de birçoğumuz için- o sırılsıklam bir hastaydı. Bu hastalık onda o kadar ileri gitmişti ki, başına gelen tüm bu şeylerden R.'yi değil Tanrı'yı sorumlu tutuyordu. Normal bir insanın başına gelseydi şüphesiz ki o insan tüm bu olanlardan R.'yi sorumlu tutardı. Belki küçük bir ihtimalle de kendisini... Ama bilinmeyen kadın için bu farklıydı. Çünkü o Tanrı'ya değil, R.'ye inanıyordu. R. onun için bir Tanrı'ydı ve yüceydi. Peki ya bilinmeyen kadın R. için kimdi? Cevabı bulmak pek zor olmasa gerek. Bilinmeyen kadın R. için mektubu alana dek bir "hiçti". Mektubu aldıktan sonra da bilinmeyen bir kadındı. Üstelik hiçbir zaman da daha fazlası olamayacaktı.
Saplantılı bir aşkı-bir hastalığı- bu şekilde anlatabilecek tek yazar Stefan Zweig olmalıydı. Öyle de olmuş. 57 sayfaya saplantılı bir yaşam sığdırmış ve mükemmel olmuş.
Yazarı saplantılı bir yaşamı 57 sayfaya sığdırıp bir başyapıt yaratmışken ünlü yazarımız R. bilinmeyen kadınımızı kalbine sığdırsaydı kim bilir neler olacaktı?
İyi okumalar, kitapla kalın.