·418 syf.····Okunma: 18 Ocak 2021 18:31 Uzun bir ara verdiğim kitap incelemelerime Elif Şafak'ın çıktığı zamanlarda çokça konuşulmuş ve eleştirilmiş olan "Havva'nın Üç Kızı" kitabıyla geri dönmüş bulunmaktayım.
O zaman öncelikle kitabın konusundan biraz bahsedeyim. Özellikle din ve hayat görüşleri birbirinden tamamen farklı olan üç kadının hayatlarının çakışmasından ve bununla birlikte gelişen olaylardan bahsediyor kitabımız. Tabii siz üç dediğime bakmayın en çok Peri karakterinden ve onun hayatının kesitlerinden oluşmuş.
Aslında bu son kurduğum cümle eleştirimin bir girişi de olabilecek nitelikte. Kitabın arka kapağını okuduğumda üç kızımızın da hayatlarına bakacağımızı ve hepsinden birçok kesitler okuyacağımı düşünmüştüm. Elif Şafak'ın gerçekten istediği böyle en çok Peri'ye odaklanmak mıydı yoksa işler bu şekilde mi gelişti bilmiyorum ama ben bu düzenden pek hoşlanmadım. Şirin'i Mona'yı ya da Azur'u daha çok tanımak isterdim. Bu eksikliklerden midir nedir ben o karakterlere pek alışamadım, benimseyemedim, içselleştiremedim. Evet cümlelerini okuduğumda bu karakter bunu söylemiştir diyordum ama asla tam hakkıyla hissedemedim onları maalesef.
Ben bu kitaba çok önceden başlamama rağmen pek de adetim olmayan bir biçimde çok fazla ara verip devam ettim. Bunun en önemli sebebi günlük hayatımın biraz yorucu ve fazlaca dolu geçmesi olsa da kitapta istediğim akıcılığı yakalayamamamın da etkisini göz ardı edemeyeceğim. Hep belli bir durağanlıkta gidiyor maalesef. Sonlara doğru bir gizem yaratmaya çalışsa da ben o kadar heyecanlanıp merak etmedim ve şaşırtmadı da sonu. Sonundan bahsetmişken belirsiz olmasa da havada ve ayakları yere basan bir son olmamış daha vurucu olmasını beklerdim. Bir de sisteki bebek meselesi var ki yine beni hiç meraklandırmasa da iyi bağlanmış olduğunu söyleyebilirim.
Çok negatiflik içeren kısımları geçersek tabii ki iyi bulduğum şeyler de vardı biraz azınlıkta olsa da. Mesela kitabın içindeki düşünürlerden alıntıları beğendim. Kitabın konusu da bence gerçekten orijinal ve iyi düşünülmüş fakat karşı tarafa o kadar baskıcı bir anlatımı var ki bütün düşüncelere eşit mesafede duramıyorsunuz sizi hep bir yere yönelmeye zorluyor. Yazarımızın görüşlerini açıkça anlayabiliyorsunuz ki ben özellikle farklı görüşler ve bunların ortak bir çevrede toplanmasını konu alan bir kitapta böyle bir şeyi görmeyi asla istemezdim. Ayrıca bu görüşler sürekli söyleniyor iki sayfa geçmiyor ki bir genelleme bir din görüşü savunulun konuşulsun. Bir yerden sonra bu durum beni çok sıktı, hevesimi azalttı. Açıkçası Elif Şafak'ın bu tarz tutumundan dolayı da bu kitabı biraz aceleye getirmiş ve belli bir ticari kaygı güderek yazdığını düşünüyorum. Tabi bazı nokta atışları, yorumlamalar gerçekten hoşuma gitti ve doğruyu yansıttığını düşündüm. Peri ile bazı noktalarımızı da benzettim, özellikle inişler çıkışlar ya da keskin düşünceleri olmamasıyla ve sanırım bu da kitabı bitirme isteğimi arttıran bir faktör oldu.
Açıkçası tavsiye edip edemeyeceğime karar veremedim çünkü bana çok bir katkısı olduğunu hissedemedim. O yüzden size zamanınız çok fazlaysa ve okuyacak bir şey bulamadıysanız o zaman okumanızı önereceğim.
Buraya kadar okuduysanız eğer çok teşekkür ediyorum ve keyifli okumalar diliyorum...:)